Erdoğan: En az 3 çocuk yapın

Başbakan Erdoğan "Türk milletinin kökünü kazımak istiyorlar, yaptıkları şey bu. Eğer nüfusunuzun azalmasını istemiyorsanız, bir ailenin 3 tane çocuğu olmalı" dedi.

Aa
Erdoğan: En az 3 çocuk yapın

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kadınların, kız çocuklarının hayatlarını kolaylaştırmak, onların sosyal hayata katılmalarını sağlamak için yasal anlamda her adımı attıklarını atmaya da devam edeceklerini bildirdi. Bir dizi temaslarda bulunmak üzere Uşak'a gelen Başbakan Erdoğan, Atatürk Kültür Merkezinde 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle düzenlenen etkinlikte yaptığı konuşmada, Türkiye'nin bir çok 8 Mart kutlaması gördüğünü, bu etkinlikler kapsamında bir çok nutuğun verilip, sloganın atıldığını vurgulayarak, “Ama ne nutukların, ne sloganların içini doldurmadılar, dolduramadılar. Kadınların sorunları mevzubahis olduğunda atasözlerini alt alta sıraladılar, ama iş somut adımlar atmaya gelince orada bir arpa boyu bile yol alamadılar” dedi. Ekonomide kötü bir gidiş olduğunda bundan en çok kadınların etkilendiğini, ücrette küçülmeye gidildiğinde kadının ücretinin kesildiğini, bazı haklar kısıtlanacaksa kadınların haklarının kısıtlandığının altını çizen Başbakan Erdoğan, “Türkiye'de şu 5 yılda ne yaptıysak, hangi adımı attıysak, toplumumuzu bir bütün olarak düşünerek, kadınıyla erkeğiyle, genciyle yaşlısıyla hepsini sahiplenerek adımları attık” diye konuştu.

2002 öncesinde enflasyonun yüksekliğine vurgu yapan Başbakan Erdoğan, bu dönemde mutfakta yangının olduğunu, şu andaysa enflasyonun tek haneli rakamlara indiğini ifade etti. Çarşının, pazarın, manavın havasını en iyi soluyan kişilerin kadınlar olduğunu dile getiren Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

“2002 öncesinde mutfağınıza asgari ücretle ne giriyordu, tencerede ne kaynıyordu, şimdiyse asgari ücretle ne giriyor, ne kaynıyor? Bugünkü asgari ücretle daha az kaynıyorsa, mutfağa daha az şey giriyorsa AK Parti'yi dışlayın, ama daha fazla kaynıyorsa o zaman diyorum ki, durmak yok yola devam. Peki ideal olana ulaştık mı? Hayır. Daha çok katetmemiz gereken mesafe var. Ama şu anda unutmayın dünya ekonomisinde 17. sıraya yükseldik, yükseliyoruz. Avrupa içinde 6. sıradayız ve tam 23 çeyrektir, yani yaklaşık 6 yıldır üst üste büyüyoruz. Düşüş yok. Göreve geldiğimizde kişi başına düşen milli gelir 2 bin 500 dolardı, şimdi 7 bin dolar. Nasıl oluyor bu iş? Hortumlar kesildi, hortumlar. İşin bereketi arttı. Bazı çıkar şebekeleri vardı ya, zaman zaman bazılarının sesleri farklı çıkıyor. Bunun sebebi eski alışkanlıklarını devam ettiremiyorlar onun için. Niye rahatsız oluyorsun, yarası olan gocunur. Rahat ol, huzurlu ol. Bakıyorsun iş adamı kusura bakmasın, yanında diyelim ki tekstil sanayinde 100 kişi çalıştırıyor. 20-30 tanesi sigortalı, diğerleri değil. Öyle mi, öyle. Soruyorum bu sömürü çarkı değil mi? Hemen bahane hazır. Dedikleri şu, 'İşverenin sigorta primleri fazla, onu azaltın.' Biz de istiyoruz ki, gel sen şu benim vatandaşımın sigortasını yap. Biz güçlendikçe zaten vergiyi indireceğiz. Bu ülkenin tek geliri var, vergi. Bu yatırımları yapıyorsak bunlar vergiden geldi. Bundan sonra atacağımız adımlarda da istiyoruz ki, kadınlarımız sömürülmesin. Bizim halkımıza sözümüz var. Tüyü bitmemiş yetimin hakkını yemeyecek ve yedirtmeyeceğiz. Bu yerine getiriliyor ve bu süreç aynı hızla devam ediyor.”

“ŞİDDETİN HER TÜRLÜSÜ CEHALETLE EŞ ANLAMLIDIR”

Kadınların evde, iş yerinde, sosyal hayatta şiddete maruz bırakılmasının ruhen, vicdanen, ahlaken, asla kabul edilemez olduğunu vurgulayan Başbakan Erdoğan, şiddetin her türlüsünün cehaletle eş anlamlı olduğunu, cehaletin ise evlerde, kurumlarda, Türkiye'de yerinin olmadığını ifade etti. Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Kadınlarımızın, kız çocuklarımızın hayatlarını kolaylaştırmak, onların sosyal hayata katılmalarını sağlamak için gereken her türlü yasal adımları attık, atıyoruz ve atmaya da devam ediyoruz. Kadınların siyasal hayata katılması, yönetime katılması, demokratik mekanizmalara dahil olmaları da onların en temel vatandaşlık haklarıdır. Şu anda parlamentoda oran itibariyle en çok kadın milletvekilini parlamentoya taşıyan parti AK Parti'dir. Oran itibariyle söyledim. Ana muhalefet partisi bizim oranımızda değil. Hani bunlar kadın haklarını savunuyordu? Hiç alakaları yok. Geçen döneme göre yüzde yüz artış söz konusu. Şu anda 30 bayan milletvekilimiz var. Önümüzde yerel yönetim seçimleri var. Bunda da bayan arkadaşlarımın özellikle belediye başkanlıklarında, il genel, belediye meclis üyeliklerinde aynı şekilde buralarda temsil yetkisini almalarını istiyorum. Nüfusumuzun yüzde 52'si bayan. Bayanların yerel yönetimlerde de sorunlarının dile getirilmesi, çözümlerin bulunması lazım.”

KADIN HAKLARI KONUSUNDA YAPILANLAR

AK Parti Hükümeti döneminde kadınlara yönelik yapılan çalışmaları anlatan Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

“İktidarımız süresince kadın erkek eşitliği, kadına karşı şiddetin önlenmesi konusunda çok önemli yasal düzenlemeler yaptık. Bu amaca yönelik olarak anayasada değişiklik gerçekleştirdik. Anayasa'nın 10. maddesine 'Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür' maddesini biz ekledik. Yine bazı maddeleri değiştirdik. Eşitsizlik içeren cümleleri anayasadan çıkarttık. Bayan çalışanların doğum iznini biz uzattık. Ayrımcılığın, istismarın önüne geçmek için Avrupa standartları kapsamında müeyyideler getirdik. Gelir Vergisi Kanunu'nu hanımlarımızın lehine değiştirdik. Kadınlarımızın evlerinde yaptıkları üretimi vergiden muaf hale getirdik. Bu ürünlerin pazarlanması, satışı konusunda kolaylık sağladık. Her türlü ayrımcılığı, kadınlara ve çocuklara yönelik şiddeti töre cinayetlerini tamamen ülke gündeminden çıkarmak için yoğun çalışmalar yaptık. Ulusal projelerle, uluslar arası projelerle sorunların üzerine gidiyoruz. Samimiyetle ve kararlılıkla da gitmeye devam ediyoruz. Bakınız kadın sorunları noktasında asla slogan peşinde değiliz. Asla içi boş nutuklarla vakit geçirecek değiliz. Kadın sorunlarını yılda bir hatırlayıp, 364 gün unutanlardan olmak istemiyoruz. Türkiye bu konuda zaten yeterince geç kaldı, vakit kaybetti. 5 yıl boyunca bunu telafi etmenin çabası içinde olduk. Bu kürsüden ülkenin tüm kadınlarına bir çağrı yapmak istiyorum. Kadınların sorunlarının çözümünde kadınlar daha aktif rol üstlenmelidir. Hiç kimse sorunların erkekler tarafından çözümünü beklememeli. Kadınlar kendi sorunlarını kendileri çözsün demiyoruz. Erkekler de bu işin parçasıdır. Bu süreçte el birliğiyle çaba göstermek hep birlikte mücadele vermeliyiz.”

GENÇ NÜFUSUN ÖNEMİ

Türkiye'deki genç nüfusun önemine de dikkati çeken Başbakan Erdoğan, Batı devletlerinin genç nüfus transfer etmeye başladığını, Türkiye'nin genç nüfusunu korumaya devam etmesi gerektiğini vurguladı. Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

“Batı şu anda ağlıyor, sakın bu tuzaklara düşmeyin. Böyle giderse 2030 yılında Türkiye'nin nüfusunun çoğu da 60 yaşın üzerinde olacak. Sevgili hanım kardeşlerim, bir Başbakan olarak konuşmuyorum, bir dertli kardeşiniz olarak konuşuyorum. Bu tuzağa asla gelmeyiniz. Biz genç nüfusumuzu aynen korumalıyız. Bir ekonomide aslolan insandır. Sermaye, emek, insanın türevidir. İnsan varsa sermaye var, insan varsa emek var. İnsan varsa başarı var, insan yoksa bunların hiçbiri yok. Bunlar ne yapmak istiyor? Bunlar Türk milletinin kökünü kazımak istiyorlar, yaptıkları şey bu. Eğer nüfusunuzun azalmasını istemiyorsanız, bir ailenin 3 tane çocuğu olmalı. Takdir sizindir, o ayrı bir mesele. Bunu yaşadım inanarak söylüyorum. Çocuk berekettir. Onu da bilmemiz lazım. Benim 4 tane çocuğum var. Memnunum, keşke daha fazla olsaydı. Hepsi de bereketiyle geldi.

Şu anda nüfusumuz genç. Ama böyle giderse 2030'da yaşlanıyor, bu bizim için tehlikelidir. Bu tehlikeyi yaşamak istemiyoruz. Bunu iyi dengelemek zorundayız.”

Sosyal Güvenlik Yasası ile birlikte her doğan çocuğun 18 yaşına kadar sosyal güvence altında olacağına dikkati çeken Başbakan Erdoğan, “Sosyal Güvenlik Yasası dün komisyondan geçti. Bu defa sıkıntı yaşamazsak, her doğan sosyal güvenceyle doğacak. Babanın sigortası yok, hiç önemli değil. Her doğan 18 yaşına kadar sosyal güvenceli olacak. İnsan yalnız başına bırakılır mı?, terk edilir mi? İnsan hastanede rehin, rehine olur mu? Bizden önce hastanelerde hastalar rehine olarak kalıyordu, bunları hep yaşadık. Bu iktidar döneminde böyle bir şey var mı? Bazen tek tük oluyor. Olmasının tek sebebi oradaki yöneticinin ideolojik yapısı” diye konuştu.

Başbakan Erdoğan'a konuşmasından sonra gözleri görmeyen 67 yaşındaki Ümmü Balyemez isimli kadın kendi dokuduğu halıyı hediye etti.