Masanın anahtarı Hürmüz ve Beyrut'ta

Dünya bugün Pakistan'ın başkenti İslamabad'da yapılacak ABD-İran barış müzakerelerine odaklandı. Taraflar arasında müzakere başlıklarına yönelik beklentiler farklılığını korurken, Hürmüz ve Lübnan'ın sürecin ilerlemesi için anahtar olduğu değerlendiriliyor. Masada öncelikli olarak yol haritasını belirleyecek bir çerçevenin çizilmesi ve güven unsurunun kurulması bekleniyor. En büyük endişe ise haydut devlet İsrail'in bir provokasyonda bulunması.

Sernur Yassıkaya
Müzakereler için İslamabad'da kuş uçurtulmuyor.

İslamabad’da bugün başlaması beklenen ABD ve İran barış müzakereleri, yalnızca iki ülke arasındaki gerilimi değil, tüm Ortadoğu’nun kaderini belirleyebilecek kritik başlıkları masaya taşıyor. Pakistan arabuluculuğunda gerçekleşecek görüşmeler öncesinde başkentte sıkı güvenlik önlemleri alınırken, müzakerelerin yürütüleceği "kırmızı bölge"ye ancak yetkili kişilerin girişine izin verilecek. Ancak diplomatik hazırlıkların gölgesinde, ateşkesin kırılganlığı ve sahadaki gelişmeler sürecin geleceğine dair ciddi soru işaretleri de devam ediyor. Özellikle işgalci güç İsrail'in her türlü provokasyonla masayı dinamitlemesinden endişe duyuluyor. Müzakerelerde İran heyetinin başkanlığını Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD heyetinin başkanlığını ise ABD Başkan Yardımcısı JD Vance yapacak.

JD Vance

İKI DÜĞÜM NOKTASI

Müzakerelerin merkezinde iki kritik dosya bulunuyor, Hürmüz Boğazı'nın açılması ve Lübnan'da devam eden İsrail saldırganlığı. Küresel enerji arzının can damarı olan Hürmüz Boğazı’ndaki geçişlerin İran tarafından kısıtlanması, dünya çapında petrol ve gaz krizine yol açmış durumda. Donald Trump yönetimi, ateşkes anlaşmasının en önemli maddelerinden birinin bu hattın yeniden tam kapasiteyle açılması olduğunu vurgularken, Tahran yönetimi bunu daha geniş güvenlik garantileriyle ilişkilendiriyor. Lübnan cephesi, taraflar arasındaki en büyük anlaşmazlık noktası olarak öne çıkıyor. İran ve Pakistan, ateşkesin Lübnan’ı da kapsadığını savunurken, ABD ve İsrail bu cepheyi ayrı bir dosya olarak değerlendiriyor. İsrail’in son günlerde Lübnan’a yönelik saldırılarını sürdürmesi, Tahran’ın “müzakereler anlamsız hale gelir” uyarısını beraberinde getirdi. Bu durum, daha masaya oturulmadan sürecin kırılganlığını gözler önüne seriyor.

Kalibaf

ÇERÇEVE Mİ ÇİZİLECEK

Tarafların müzakereler öncesi yaptıkları açıklamalarda derin görüş ayrılıkları olduğu gözlemlenirken, bu durumun masaya oturmadan önce el yükseltme girişimi olarak değerlendiriliyor. Beklenti, bugün yapılacak görüşmelerde, ileriki safhalar için üzerinde konuşulacak bir yol haritası ve çerçeve metnin oluşturulması.

TRUMP: GEMİLERE EN İYİ SİLAHLARI YÜKLEDİK

Dün Pakistan ziyareti için yola çıkmadan önce konuşan ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, temasların yapıcı bir zeminde ilerleyeceğine inandığını belirterek, “Başkan Trump, bu müzakerelere nasıl yaklaşmamız gerektiği konusunda bize oldukça net kurallar verdi. Görüşmelerin olumlu geçmesini bekliyorum ve bu temasları başlatmayı sabırsızlıkla bekliyorum” ifadelerini kullandı. ABD Başkanı Trump ise JD Vance yola çıktıktan kısa bir süre sonra New York Post gazetesine konuşarak İran'ı tehdit etti. Görüşmelerin başarılı olup olmayacağı sorusuna Trump, "24 saat içinde bunu öğreneceğiz" yanıtını verdi. Trump, "Sıfırlama işlemi yapıyoruz. Gemileri şimdiye kadar yapılmış en iyi silahlarla yüklüyoruz. Yıkım için kullandığımızdan bile daha yüksek seviyede. Anlaşmaya varamazsak, onları kullanacağız" dedi.

İRAN YÖNETİMİ GARANTİ İSTİYOR

Müzakerelere ilişkin dün konuşan İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Mecid Tahtrevançi, düşmanların yeniden saldırmasına yol açacak bir görüşmeyi kabul etmeyeceklerini vurgulayarak ABD'nin İran'ın 10 maddelik teklifini esas alarak görüşmelere başlamayı kabul ettiğini savundu. İran'ın her zaman diplomasi ve diyaloğu memnuniyetle karşıladığını ancak "aldatma amacıyla" ve İran'a karşı yeniden askeri saldırganlığın zeminini hazırlamayı amaçlayan görüşmelere girmeyeceğini ifade eden Tahtrevançi, kalıcı ateşkes için saldırıların tekrarlanmayacağına dair garantiler olması gerektiğini vurguladı.

İSRAİL'DEN "ANA CEPHE" PROVOKASYONU

İslamabad'da ateşkes görüşmelerine sayılı saatler kala işgalci güç İsrail ise masayı baltalamak adına Lübnan'da yeni provokatif adımlara devam etti. 300'ü aşkın Lübnanlının ölümüne neden olan "Kara Çarşamba" katliamını gerçekleştiren İsrail'de Genelkurmay Başkanı Zamir, doğrudan müzakere sürecinin başlamasına rağmen "İsrail ordusu savaş durumunda, ateşkeste değil. Bu bölgede (Lübnan'da Hizbullah'a karşı) savaşmaya devam edeceğiz. Burası bizim ana cephemiz" sözleriyle masayı devirmeye çalıştı. Zamir, bununla birlikte "Tahran ile her an savaşmaya geri dönebileceklerini" tehdidini de savurdu.

KOLAYLAŞTIRICI ÇALIŞMA

Süreci dikkatli şekilde yürütmeye çalışan arabulucu Pakistan'ın da masadan sonuç çıkması için hazırlıklar yaptığı bildirildi. Fransız haber ajansı AFP'ye konuşan bir Pakistanlı diplomatik kaynak, "Pakistan, seyrüsefer, nükleer ve diğer ilgili konularda müzakereleri kolaylaştırmak için bir uzman ekibi oluşturdu" ifadelerini kullandı.

ÇİN "GARANTÖR" MÜ OLUYOR

Kulislerde konuşulan bir diğer önemli başlık ise Çin’in rolü. Ateşkesin sağlanmasında perde arkasında etkili olduğu belirtilen Pekin’in, kalıcı bir anlaşma için “garantör” olması ihtimali giderek daha yüksek sesle dile getiriliyor. Çin’in Tahran ve Washington üzerindeki etkisi bu rolü mümkün kılabilecek unsurlar arasında sayılıyor.