60 yaşında kalbine yenik düşen yazarımız Akif Emre, İstanbul Fatih Camii’nde düzenlenen törenin ardından toprağa verildi. Cenaze namazında Emre’nin oğulları Taha ile Selçuk, eşi Dürdane ve kardeşi Atıf Emre taziyeleri kabul etti. Törene 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, İstanbul Valisi Vasip Şahin, Albayrak Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Albayrak, Albayrak Grubu CEO’su Ömer Bolat, Yeni Şafak Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Karagül, Yeni Şafak yazarları Yusuf Kaplan, İsmail Kılıçaslan, İbrahim Tenekeci, Salih Tuna, Yasin Aktay, Leyla İpekçi, Fatma Barbarosoğlu, Hasan Öztürk, Yaşar Süngü, Ayşe Böhürler, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, AK Parti Milletvekili Hasan Turan, MÜSİAD Genel Başkanı Nail Olpak, AK Parti İstanbul İl Başkanı Selim Temurci, Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir, Kızılay Başkanı Kerem Kınık, Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen ile selefi Mustafa Kara, Prof. Dr. İhsan Süreyye Sırma, A Haber Genel Müdürü Haluk Çimen, Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman, Kanal 7 Genel Yayın Yönetmeni Zahid Akman, Esenler Belediye Başkanı Mehmet Tevfik Göksu ile siyaset ve edebiyat dünyasından birçok isim katıldı.
FATİH'TE SEVGİ SELİ
Emre’nin cenazesinde Fatih Camii’nin avlusu binlerce seveniyle dolarken, mezarı başında ise Kur’an-ı Kerim okunup dualar edildi. Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, cenaze aracıyla Edirnekapı Mezarlığı’na kadar giderek defin işlemine katıldı. Ayrıca taziye için TBMM Başkanı İsmail Kahraman, Başbakan Binali Yıldırım, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı, Sakarya Valisi Hüseyin Avni Coş, Anadolu Ajansı Genel Müdürü Şenol Kazancı, İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan, Kızılay Genel Başkanı Dr. Kerem Kınık, Bursa Emniyet Müdürü Selami Yıldız ve Yıldız Holding çelenk gönderdi. Emre’nin naaşı Edirnekapı Şehitliği’nde milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un yakınına defnedildi. Akif Emre ile birlikte Mesut Zeybek’in cenaze namazı da aynı anda kılındı. İttihat Yayınları’nı yöneten Zeybek, beyin kanaması şikayetiyle hastaneye kaldırılmış, geçtiğimiz gün son nefesini vermişti.
Ümmet için atan bir kalp
Akif Emre, yayıncılık hayatına Akabe Yayınları’nda atıldı. Bir dönem İnsan Yayınları’nın da yönetmenliğini yaptı. Yeni Şafak gazetesinin kurucuları arasında yeraldı ve genel yayın yönetmenliği görevinde bulundu. Ardından Küre ve Klasik Yayınları’nı yöneten Emre, çok dilde yayın yapan haber portalı Dünya Bülteni’ni de yönetmişti. Yeni Şafak’ta köşe yazarlığını da sürdüren Emre, aynı zamanda 8 Mayıs’ta yayın hayatına başlayan Haberiyat.com isimli haber sitesinin yayın yönetmenliğini yapıyordu. İslam coğrafyasına dair birçok belgesele de imza atan Emre, Osmanlı şehirleri (Saraybosna, Mostar, Üsküp, Selanik 1,2, Kudüs 1,2) ve Mimar Sinan (6 bölüm) başta olmak üzere çok sayıda film hazırladı. Bosnalılara yapılan zulmü hafızalarda diri tutmak için Bosna özelinde birçok yayın gerçekleştiren Emre, tam bir ‘Bosna sevdalısı’ idi. Emre’nin son belgesel çalışması İspanyol Müslümanları üzerine olmuştu. ‘Elveda Endülüs: Moriskolar’ isimli beş bölümlük belgesel, İslam dünyasının bilge kaleminden çıkan son eser oldu. 2 Mart 1957’de Kayseri’nin Hasancı köyünde doğan Emre, iki erkek ve bir kız çocuğu babasıydı.
Kalp krizi sonucu vefat eden Akif Emre’yi dostları şu sözlerle andı
Nitelikli sorularsahibini kaybetti
Yazar Levent Baştürk: “O her şeyden önce bir duruştu. O duruşuyla ilkeler, ölçü ve referans manzumesiydi. Güncelin ve gücün cazibesine kapılmadan Hakk’a dayanarak konuşmayı şiar edinmişti. Hakk’ı konuşurken de ölçüyü kaçırmazdı. Derdi, meselesi ve davası olan bir insandı. Kişilere takılmazdı. Hem kalbe hem de akla hitap ederek kendini ifade eden bir gönül insanıydı. Nitelikli sorular sahibini kaybetti. Biz de yolumuzu bulmak için baktığımız kutup yıldızlarından birini kaybettik. Mekanı cennet olsun.”
Garip bir yolcu gibi
Yazar Cihan Aktaş: “Adil, şahitliği korumaya özen gösteren bir medya dili hedefliyordu ve bu alanda kuşkusuz bir örneklik sergiledi. Çok da geniş olmayan imkanlarla nitelikli bir yayıncılık ortaya koydu. Kışkırtıcı, abartılı, çatışmacı ve düşmanlıkları körükleyen söylemlere prim vermedi hiçbir zaman. Tiraj kaygısını asla gütmeyen, dürüst kişiliğinden öğreneceğimiz çok şey var hâlâ. Yeryüzünde garip bir yolcu gibi yaşadı. Elinde olanı paylaşan, cömert ruhlu bir insandı, ilmini esirgemedi kimseden. Boşluğu kolay doldurulamayacak bir dost, Allah rahmet etsin.”
İnşallah buluşuruz
Yönetmen Semih Kaplanoğlu: “Dünya, uluslararası ilişkiler, Türkiye ve İslam aleminin konumunu derinden görüp algılardı. Bunu da hem kalbi hem aklıyla yapardı. Dost olarak da çok sıcakkanlıydı. Onunla beraber görmek, yaşamak, bakmak ve yürümek dünyayı daha güzelleştiriyordu. Hayatımızda büyük bir eksiklik olacak. Varken yaptığı şeyleri tekrar tekrar gözden geçireceğiz. Keşke onunla daha fazla vakit geçirseydik ama maalesef takdir böyle. İnşallah öbür dünyada buluşuruz. Baktığı şeye nüfuz etmeye, arkasındaki derinliğine bakmaya çalışan birisiydi.”
O dediyse tamamdır
Makedonyalı akademisyen Prof. Dr. Adnan İsmaili: “Balkan Müslümanları için önemli bir kayıp. 1980’li yılların ilk döneminde Akif’in Fatih’teki evi Balkan Müslümanları için bir istişare merkezi gibiydi. Bazen tek bir konuda danışmak için otobüse binip İstanbul’a gelir, onunla görüşürdük. Yayıncılık da yaptığım için Arnavutçaya çevireceğimiz kitapları da ona danışırdık. 20 yıl kadar önce Fetullah Gülen’in kitapları için aradığımda bizi, ‘Sakın ha, uzak durun, kendinizi temiz tutun’ diyerek uyarmış, o kitapları basmamıştık. Bir konu hakkında ‘Akif dediyse tamamdır’ der, cevabı yönünde hareket ederdik.”
Emaneti bizimle
Akademisyen Alev Erkilet: “Gönlünde her zaman Aliya İzzetbegoviç ile beraber, yanyana durdu. Aliya’da sevdiği özellikler, tevazu, dik duruş, düşmanına bile merhamet ve adalet, tavizsiz istikamet, slogancı olmayan el-emin olmakla vasıflanan bir İslamcılıktı. Akif Emre de böyle yaşadı, bunu miras bıraktı. Ardından ‘İslamcılık öldü’ diye ağlaşmamız eminim onu çok ama çok üzerdi. Yapılması gereken, bayrağı devralmak ve mazeretlerin ardına saklanmamaktır.”
İlkeli duruşun sembolü
Üniversite arkadaşı Ebubekir Doğan: “Akif, 1975’ten beri hayatımın öbür parçası oldu. Yalnızlığın ve ilkeli duruşun sembolü olarak yaşadı. Hayatı boyunca insanları söylemlerinden ziyade duruşları ile ölçtü, duruşunu hiçbir dünya değerine feda etmedi. Akif, hayatı boyunca İslamcılığı temsil etti, İslamcılığın muhafazakarlıkla imtihanını kaybetmeyen nadir duruşu en çok eleştirdiklerinin bile takdirini kazandı, sevmeseler de.”
Aklına vurmadı
Makedonyalı dostu Metin İzeti: “O, dünyanın geçici çıkarları için aklına kelepçe vurmayan nadir insanlardan biriydi. Rehberi daima hakikatti ve bu yolda karşılaşacağı dünya dertlerinden ve sıkıntılarından asla korkmazdı. Emre, sadece kitapların sayfalarında değil, birçok defa kendi arkadaşlarından bastırılan siyasi şartlardan dahi solmuş tecrübenin yapraklarında terbiye edildi.”
Gözünde Endülüs’ü görürdüm
Fotoğrafçı Dursun Çiçek: “Gönülden gönüle yoldu bizimkisi. Fotoğraflarını çekerdim. Her seferinde ‘Nasılsa vermiyorsun fotoğraflarımı, niye çekiyorsun?’ dediğinde ‘Kendime çekiyorum, seninle ilgisi yok’ derdim. Suretinde gördüğüm, bu topraklarda bize unutturulanlardı. Endülüs’ü görürdüm gözlerinde, ufuklara dalıp gittiğinde ise Mostar Köprüsü’nü görürdüm. Hakikat adına çilesini çektiği bütün izler tavrında ve duruşundaydı.”
Şimdi öksüz kaldık
Edirnekapı’daki defin merasiminin ardından Akif Emre’nin ailesi Eyüp Bahariye Mevlevihanesi’nde taziyeleri kabul etti. Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından Emre için okunan hatimin duası yapıldı. Sırayla kürsüye gelen dostları Emre içim duygu ve düşüncelerini paylaştı. İnsan ve Medeniyet Hareketi Genel Sekreteri Mehmet Bolayır, “30 yıllık öğrencisiyim.Yolumuzu aydınlatan ışığımızdı. Şimdi öksüz kaldık” dedi. İnsan ve Medeniyet Hareketi Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Mehmet Güney de “Kısa bir süre önce içinde bulunduğumuz çöküş ile ilgili konuşuyorduk. Akif, ‘Benzer sorunlardan bizi kurtaran şey samimiyet olmuştur’ demişti. Evet bugün o samimiyet duygusuna çok ihtiyacımız var. Biz onun davasına bizimleymiş gibi sahip çıkacağız” diye konuştu.