Yaramazlık yaptığı için üvey annesi ve anneannesi tarafından hunharca öldürülen 9 yaşındaki Fırat Sezer'in evde işkence gördüğünün bütün mahalleli tarafından bilindiği ortaya çıktı. Mahalle sakinlerinin Gürcistanlı üvey anne ve anneannenin küçük Fırat'a işkence yaptığını defalarca yetkililere şikayet ettiği öğrenildi. Baba Necmi Sezer ise oğluna işkence yapıldığını bilmediğini savundu.
Sultangazi'de önceki gün meydana gelen korkunç cinayetin ardından olayı soruşturan Cumhuriyet Savcısı, baba Necmi Sezer ile birlikte cinayetin işlendiği eve gelerek incelemelerde bulundu. İstanbul CHP Milletvekili Mehmet Sevigen'in de katıldığı incelemenin ardından basına konuşan baba Necmi Sezer oğlunun işkence gördüğünden haberinin olmadığını söyledi. Sabah işe giderken oğlunun kanepede uyuduğunu anlatan Sezer, 'Darp izi yoktu, komşular şiddete uğradığını söylediler. Ben üzerini çıkarıp baktım ama iz yoktu. Bir insanın fırını olur da aç kalır mı, bizim fırınımızda çalışıyordu' dedi.
POLİSE İŞKENCEYİ ANLATMIŞ
Sultangazi'de önceki gün üvey anne Ekatarina Oçhidrel ve anneanne İula Oçhidrel tarafından vahşice öldürülen küçük Fırat'ın işkence gördüğü, yaşadığı mahalledeki 7'den 70'e herkes tarafından bilindiği ortaya çıktı. Küçük Fırat'ın komşusu Hacer Teyfur defalarca muhtara ve polise giderek şikayette bulunduğunu söyleyerek, “Fırat benim oğluma üvey annesi tarafından öldürüleceğini söylemiş. Çocuğun üvey annesi ve anneannesi tarafından dövüldüğünü zaten biliyorduk. 20 gün önce polise gittim Fırat'ın dövüldüğünü evde işkence gördüğünü anlattım. Polis bana inanmadı. Benim de üvey çocuklarım var ama öz çocuklarımdan hiç ayırmadım” dedi.
VÜCUDUNDA HEP MORLUKLAR VARDI
Fırat Sezer'in mahalle arkadaşı Seyit Ahmet Atabey ise sürekli beraber oyun oynadıklarını anlatarak,”Sokakta beraber top oynuyorduk. Bizim evde bilgisayarda oyun oynardık. Vücudunda sürekli morluklar vardı. Üvey annesi tarafından dövüldüğünü söylüyordu. Öldürüldüğünü annemden öğrendim çok üzüldüm” dedi.
BABASI GELMEDEN EVE GİREMİYORDU
Cinayetin işlendiği evin sokağında bulunan bakkal Mehmet Sayım da üç gün önce akşam saat 20.00 sıralarında Fırat'ı sokakta görünce niye eve gitmediğini sorduğunu çocuğun kendisine “Babam gelmeden eve giremem” dediğini anlattı. Beraber bakkalda yemek yediklerini söyleyen Mehmet Sayım “Polisi aradım. Olayı anlatınca geldiler. Ama çocuk ağlamaya başlayınca polisleri geri gönderdim. Bu olayın suçlusu devlettir. Şikayetlere ve uyarılara rağmen hiçbir yetkili ilgilenmedi” dedi.
KARDEŞLER DEVLET KORUMASINDA
Küçük Fırat'ın kardeşleri Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf'ın talimatıyla koruma altına alındı. Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu (SÇHEK) istanbul İl Müdürü Önal İnaltekin yaptığı açıklamada, Devlet Bakanı Kavaf'ın kendisini arayarak Sezer'in kardeşlerinin koruma altına alınması talimatını verdiğini söyledi.Bunun üzerine 2007 doğumlu Helin ile 2009 doğumlu Taha Sezer'in SÇHEK İl Müdürlüğü'ne getirildiğini söyleyen İnaltekin, çocukların şu anda güvende olduklarını kaydetti.
Üvey anne çocuk bakıcısı çıktı
Küçük Fırat'ı vahşice öldüren üvey anne ve anneannenin emniyette verdikleri ifade ise kanları dondurdu. Fırat'ı dışarı çıkmak istediği için öldürdüğünü itiraf eden anneannenin sorgusu Türkçe bilmediği için yeminli tercüman eşliğinde yapıldı. Zanlılardan üvey anne Ekatherina Ochkhikide'nin çocuk bakıcısı olduğu ve uzun yıllar Türkiye'de birçok bebeğe düşük ücret karşılığında baktığı öğrenildi. Gürcistan Teknik Ünivesitesi, Klasik Müzik Bölümü mezunu üvey anne emniyetteki sorgusunda "2007 yılında Türkiye'ye geldim. Çocuk bakıcılığı ve lokantalarda çalıştım. Eşimle Zeytirburnu'nda bir lokantada çalışırken tanıştım. Bana ilk tanıştığımızda boşandığını ve bir kızı olduğunu söyledi. Birlikte yaşamaya çalıştım. Daha sonradan oğlu olduğunu öğrendim. Dedesinin yanında kalan oğlunun yanımıza gelmesine izin verdim. Fırat sorunlu bir çocuktu" dedi.
BİZİ HİÇ DİNLEMİYORDU
Anneanne Viyola Ochkhikide ise polise verdiği ifadesinde 'Babasının şımartması yüzünden Fırat kontrol edilmez bir hal almıştı. Bizi hiç dinlemiyordu. Olay günü elinde bıçakla üzerimize yürüyerek evdeki diğer çocukları keseceğini söyledi. Sonra bıçağı bırakıp yatağına yattı. Ben de kendi kendime sen beni öldüreceğine ben seni öldüreyim dedim ve cinayeti işledim. Sonra da kızıma evi temizlemesini söyleyerek parçaları çöpe atmak üzere evden ayrıldım" dediği öğrenildi.
Vahşetin açıkça ifşası travma yaşatabilir
Son günlerde ülke genelinde yaşanan cinayetlerin medyaya yansımalarını değerlendiren uzmanlar, basın kuruluşlarının 'vahşeti açıkça ortaya koyan' yayınlardan kaçınmaları gerektiğini söyledi. Kurbanlarını nasıl öldürdüğünü anlatan zanlı ifadelerinin medyada yer alması bilgilendirmenin dışında vahşetin tasvirine yol açtığını ifade eden Psikiyatrist Doç. Dr. Armağan Yücel Samancı “Haberler, ailelerin nasıl davranması gerektiği konusunda kimi zaman yol gösterici olabiliyor. Toplumun artık kendi içindeki gelişiminden haberdar olması önemli. Ancak, diğer taraftan da bu haberlerin ekranda, internette ya da gazetelerde haberleştirilirken vahşeti betimlemesi sakıncalı olabilir”dedi.
DRAMATİZE ETMEDEN VERİLMELİ
Türkiye Psikiyatri Derneği Genel Sekreteri ve Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Burhanettin Kaya ise olayın çok boyutlu olarak ele alınması gerektiğine işaret ederek, basının haberleri veriş şeklini eleştirdi. Basında cinayetin veriliş biçiminin, en ince detayına kadar anlatılmasının başka cinayet ve vahşetlere kapı aralayacağını dile getiren Kaya, “Habercilik, bir olayın nedenlerini kaynaklarını aktarmalı. Olayları dramatize etmeden vermelidir. Habercilik cinayette kanın nereye bulaştığı, bıçağın nasıl kırıldığını yazmak olmamalı' diye konuştu.