MSÜ Rektörü Afyoncu: Demokrasiye en büyük sekteyi 60 ihtilali vurdu

Adnan Menderes'in toplumun taleplerine karşılık veren bir lider olduğunu ifade eden MSÜ Rektörü Afyoncu, 1960 darbesinin ve Yassıada yargılamalarının Türk siyasi tarihine vurduğu darbeleri anlattı.

Millî Savunma Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu, Menderes dönemi ve sonrasındaki askeri müdahalelerin Türk siyasetindeki etkilerini değerlendirdi.

Milli Savunma Üniversitesi (MSÜ) Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 27 Mayıs 1960 darbesinin ardından idam edilen Başbakan Adnan Menderes'in toplumun taleplerine karşılık veren bir siyasetçi olduğunu belirterek, "Adnan Menderes toplum mühendisliğine karşı toplumun direnmesini ifade eder." dedi.

Batılılaşma sürecinde Batı'dan alınması gereken unsurların yanı sıra alınmaması gerekenlerin de bulunduğunu belirten Afyoncu, imparatorluğun kaybedilmesinin ardından Cumhuriyet'in kuruluş döneminde "Batılılaşırsak ancak kurtuluruz" anlayışının hakim olduğunu, bu nedenle Batı'daki dini anlayış ve yaşam tarzına benzer uygulamaların Türkiye'de de hayata geçirilmeye başlandığını ifade etti.

Rektör Afyoncu, o dönemde hayata geçirilen uygulamalardan bahsederek, "Arapça ezan, Türkçeleştirildi. Toplum bunu hiç kabul etmedi. Toplum nasıl mücadele etti? Seçimle mücadele etti. 1950'de 14 Mayıs seçimlerinde 'Yeter söz milletindir' denildi. Demokrat Parti geldiği zaman toplumun en başta Arapça ezanı olmak üzere ardından imam hatipler kuruldu 1951'de. Bu ihtiyaçlara cevap verdi." dedi.

Afyoncu, şöyle konuştu:

"1960'da o dönemde de ülke kötüye gidiyordu. Bu daha sonra da birçok defa oldu. Propagandalarla asker kışkırtıldı. Toplumun sivil kesimleri kışkırtıldı. 27 Mayıs 1960'da bir darbeyle toplumun seçtiği bir iktidar görevden alındı. Daha acısı Adnan Menderes idam edildi. Suçlamalara bakıyorsunuz, saçma sapan suçlamalar. Çoğunun aslı astarı yok. Ama bu aynı zamanda Menderes'ten sonra gelen iktidarlara da bir gözdağı demek. Bu, rahmetli Turgut Özal Cumhurbaşkanı seçilene kadar sürdü."

Turgut Özal'ın da Menderes geleneğinin devamında yer alan bir siyasetçi olduğunu dile getiren Afyoncu, Cumhurbaşkanlığı sürecinde "kefenimi giydim gidiyorum" diyerek zorluklara karşı sert bir mücadele verdiğini, bu yaklaşımın Anavatan Partisi içindeki bazı kesimler tarafından dahi kabul görmediğini anlattı.

Afyoncu, "Yaklaşık 30 sene sürdü 60 ihtilalinin etkisi. Mesela Menderes'ten sonra gelen Demirel birçok defa izlemesi gereken politikayı izleyemedi. Çünkü o ihtilalin gölgesi ve tehdidi vardı üzerinde. Toplumun seçtiği, halkın seçtiği bir başbakanın darbeyle devrilmesi ve sonunda idam edilmesi çok acı olaylardan birisidir. Toplum mühendisliğinin de bir ürünüydü. Toplumun sevdiği bir insanın da yok edilmesidir." şeklinde konuştu.

Türk yargı tarihinin Yassıada yargılamaları en kara sayfalardır

Yargılama sürecine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Afyoncu, o dönem yargılamaları gerçekleştiren kişileri Türk yargı tarihinin yüz karası olarak nitelendirerek, "Nitekim Türk yargı tarihinin Yassıada yargılamaları en kara sayfalardır. Yassıada, bugün 'Demokrasi ve Özgürlükler Adası' olarak faaliyet göstermektedir. Ben topluma oraya gidip gezmelerini tavsiye ederim." ifadelerini kullandı.

Afyoncu, "Tabii 60 ihtilalinin zihniyet olarak devamı 1997'de 28 Şubat olarak karşımıza çıktı. Onun da izleri 2012'de ancak silinebildi." dedi.

Türkiye'nin çok ciddi ve zorlu süreçlerden geçtiğini belirten Afyoncu, özellikle milliyetçi-muhafazakar kesimin uzun yıllar hedeflediği Ayasofya'nın yeniden ibadete açılması, başörtülü öğrencilerin eğitimlerine ve başörtülü kamu görevlilerinin çalışma hayatına devam edebilmeleri gibi gelişmelerin uzun mücadeleler sonucunda gerçekleştiğini ifade etti.

Erhan Afyoncu, gençlerin yakın tarihi iyi bilmesi gerektiğini, Türkiye'nin son 40-50 yıllık dönemine bakıldığında uzun ve zorlu bir mücadele sürecinden geçtiğinin görülebileceğini vurgulayarak, "2002 yılında AK Parti iktidara geldi. AK Parti milliyetçi muhafazakar bir parti ne yapmak istiyordu? İmam hatiplerin önündeki katsayıyı kaldırmak istiyordu, 10 sene kaldıramadı. Bakın kendi iktidarı döneminde AK Parti'ye 10 sene katsayıyı kaldırtmadılar." dedi.

60 ihtilali aynı zamanda Türkiye'deki demokrasi hayatının gelişmesine en büyük sekteyi vuran hadisedir

Menderes'in idamının ardından yaşanan süreci de değerlendiren Afyoncu, müdahaleler nedeniyle Türkiye'de parti sisteminin yeterince yerleşemediğini ve siyasi partilerin süreklilik kazanamadığını vurgulayarak, "60 ihtilali aynı zamanda Türkiye'deki demokrasi hayatının gelişmesine en büyük sekteyi vuran hadisedir." dedi.