Allah temizlenenleri sever

İslam, insanın hem bedenini hem de ruhunu arındırmayı hedefleyen kuşatıcı bir temizlik anlayışı sunar. Temizlik; ibadetlerin şartı olmasının yanı sıra sağlıklı, huzurlu ve dengeli bir hayatın da temelidir. Abdest ve diğer ibadetler, mümini maddi kirlerden temizlediği gibi manevi arınmaya da taşır. Kur’an ve sünnette övülen bu bilinç, müminin imanını, ahlakını ve toplumsal sorumluluğunu güçlendirir.

İllustrasyon: Cemile Ağaç Yıldırım.

İslam; bireysel ve toplumsal hayatın sağlığı, güven ve huzuru açısından eğitim-öğretim, çalışma ve dürüstlüğe önem verdiği gibi temizliğe de çok büyük önem verir. Temizlik kişinin maddi ve manevi kirlerden arınması, iç ve dış dünyasının temiz olması demektir. Kur’an-ı Kerim’de “Şüphesiz Allah tevbe edenleri ve temizlenenleri sever” (Bakara, 222) buyurulmuş; hadisi şerifte de ‘temizliğin imanın yarısı’ olduğu ifade edilerek İslam dininin temizliğe verdiği önem belirtilmiştir. Müslümanlıkta temizlik hem gaye, hem de vasıtadır. Dinimizde temizlik, bir kısım ibadetlerin şartı olduğu gibi, sağlıklı yaşamanın da bir gereğidir.

ABDESTSİZ NAMAZ KILMADI

Kur’an-ı Kerim’de abdestle ilgili hükmü açıklayan; “Ey inananlar! Namaza kalktığınızda yüzlerinizi, dirseklere kadar kollarınızı yıkayın, başlarınızı meshedin ve topuklara kadar ayaklarınızı yıkayın” (Mâide, 6) mealindeki ayet, Medine döneminde nazil olmuştur. Namazın ise Mekke döneminde Miraç gecesi farz kılındığı, Cebrail’in Hz. Peygamber’e namaz ve abdesti öğreterek birlikte abdest alıp namaz kıldıkları ve söz konusu ayetin nüzulünden önce asla abdestsiz namaz kılınmadığı, siyer âlimlerinin üzerinde ittifak ettikleri bir husustur.

AHİRETTE UZUVLARI PARLAYACAK

Abdest, başlı başına bir maddî temizlik olması ve birçok tıbbî faydalar taşıması yanında, temelde bir manevi temizlik ve arınma vasıtasıdır. Abdestin imanın yarısı olduğunu, abdest alırken yıkanan uzuvlardan günahların döküldüğünü, kıyamet gününde Müslümanların abdestin eseriyle yüzleri, el ve ayakları parlak olduğu halde çağrılacaklarını ifade eden hadislerle, abdestin fazileti hakkındaki diğer birçok hadis bulunması, bu hususu açıkça ortaya koymaktadır. Abdestin, fıkıh ıstılahında, maddî kirliliği değil de manevi kirliliği ifade eden hadesten temizlenme sayılması da onun bu özelliğini gösterir. Kur’an’ın ve Hz. Peygamber’in temizlik ve arınmayla ilgili emir ve tavsiyeleri yanında, İslâmiyet’te en önemli ibadet olan ve günün belli vakitlerinde eda edilen namazın bir ön şartı olarak farz kılınan abdest, bu yönüyle, Müslümanların her zaman maddî ve mânevî temizlik içinde bulunmalarını düzenli biçimde sağlayan bir temel unsurdur.

HEM MADDİ HEM MANEVİ

Temizlik maddi ve manevi temizlik şeklinde iki kısımda ele alınabilir. Maddi Temizlik eşyanın, mekânın, giysilerin, bedenin, ev, işyerinin, mabet ve yaşadığımız çevrenin temizliğidir. Kişinin üstünü, kılık ve kıyafetini, oturduğu-yattığı yeri ve çevresini her türlü kir ve pisliklerden temiz tutması, başkasını rahatsız edecek görüntülerden uzak durmasıdır.

Her insan kendi temizliğinden kendisi sorumludur. Ancak çocuklarımızın da temiz olmasından ve temizlik alışkanlığı kazanmalarından başta anne baba olmak üzere bütün toplum sorumludur. Araplar çevre temizliğine riâyet etmezler, yerlere tükürür, hatta camilerde bile ibadet esnasında bu gibi hareketlerde bulunurlardı. Peygamberimiz bu kötü adetten son derece tiksinirdi. Bir defa Peygamberimiz yerin böyle kirletildiğini görmüş, son derece hiddetlenmiş, yüzü kızarmıştı. Bunun farkına varan bir kadın, hemen ortalığı temizlemişti. Bunun üzerine Peygamberimiz: “Ne iyi oldu” buyurdu.

İLK ADIM TÖVBE

Manevi temizlik ise kişinin kalbini kötü duygu ve düşüncelerden, bedenindeki organlarını günahlardan arındırmasıdır. Manevi temizlikte ilk adım tövbedir. Çünkü tövbe manevi kirlerden arınma vesilesidir. Temizlik aynı zamanda insanın manevi kirlerden kurtulması anlamı taşır. Bu yönüyle temizlik, müminin İslâm’la aydınlanan kalbini karanlıktan, kirden, pastan uzak tutmasıdır.

Gönlünü kibir, riya, haset, yalan, cimrilik gibi hastalıklardan arındırması; tevazu, dürüstlük, cömertlik, merhamet, edep gibi güzel hasletlerle donatmasıdır. Ruhunun aynası, kalbinin tercümanı olan dilini kaba ve yüz kızartıcı sözlerden, terbiye dışı konuşmalardan, yalan ve iftiralardan beri kılmasıdır. Göz, kulak, el, ayak gibi azalarını kötülüklerden ve haramlardan korumasıdır. Her işinde helal olana yönelmesidir. Hata ve yanlışlarından tövbe ederek günah yükünden kurtulmasıdır.

İŞTE O MÜMİNLERİ MÜJDELE

Abdestimiz, guslümüz, namaz kılmak için bedenimizi, elbisemizi ve namaz kılacağımız yeri temiz tutmamız, namazımız, orucumuz, zekâtımız, haccımız, Kur’an-ı Kerim okumamız hepsi birer manevi arınmadır. Yüce Rabbimizde bizi, tövbeye, iman etmeye ve salih ameller işlemeye çağırmakta ve bizlere şöyle müjde vermektedir: “Tövbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, dünyada yolcu gibi yaşayanlar, rükûa varanlar, secde edenler, iyiliği teşvik edip kötülükten alıkoyanlar, Allah’ın sınırlarını gözetenler; işte o müminleri müjdele!” (Tevbe, 112)