ASLInda aşk kazandı

Olimpiyatlardan altın madalya ile dönen sporcularımızdan Aslı Çakır Alptekin'in bu başarısına herkesten çok sevinen biri var ki onun sevinci görülmeye değerdi. Aslı'nın hem antrönörü hem de eşi olan İhsan Alptekin, kendinden çok daha hırslı bu kızı görünce onu şampiyonluğa hazırlamak için koşmaktan vazgeçmiş. El ele başarıya uzanan bir hikayenin altında güzel bir aşk hikayesi var...

Kübra Sönmezışık
ASLInda aşk kazandı

Aslı Çakır Alptekin 2012 Londra Olimpiyatları'nda atletizm dalında Türkiye'ye ilk kez altın madalya kazandırdı. Alptekin, İstiklal Marşımızı tüm dünyanın kulaklarında çınlatarak adeta göğsümüzü kabarttı. Aslı, bu başarıyı tırnaklarıyla kazıyarak, 4 yıl boyunca günde altı saat aralıksız çalışarak elde etti. Bu başarının diğer kahramanı ise eşi ve antrenörü İhsan Alptekin'di. Kendisi de başarılı bir atlet olan İhsan Alptekin Aslı için kariyerinden vazgeçti ve Aslı'nın şampiyonluğu için onunla tek yürek oldu. Şimdi onlar fedakarlığın, dayanışmanın ve başarının tadını çıkartıyorlar.

Ülkemizde yapılan atletizm şampiyonasında dünya üçüncüsü, bir ay önce yapılan Avrupa Atletizm Şampiyonası'nda ise birinci olmuştun. Olimpiyatlarda birinci olduğun geceyi anlatır mısın?

Aslı Çakır Alptekin: Çok mutluyum. 10 Ağustos saat 22.55'te duaların benimle olduğunu biliyordum. Yarışmaya çıkmadan önce antrenörüme şunu söyledim; " Hocam sen hiç merak etme, yarışmada son üç yüz metre çok önemlidir. Kim önde giderse avantajdır. Son üç yüz metrede kesinlikle ben önde olacağım ve yarışı birinci tamamlayacağım" Bana "Kendine neden bu kadar çok güveniyorsun" diye sordu.

Sahi neden?

A.Ç.A: Çünkü benim arkamda kocaman bir Türkiye vardı ve biliyordum ki hepsi bana dua edecek. Bu rahatlıkla yarışa çıktım.

Hiç heyecanlanmadın mı?

A.Ç.A: Normalde heyecan-lanıyorum ama o gün heyecan-lanmadım. Kendimden çok emindim. Ben sahaya çıkarken pek gülmüyorum. "Neden suratını asıyorsun" diye soranlar oluyor. Ben o an konsantre oluyorum.

Koşarken ne hissediyorsun?

A.Ç.A: Zihnimi tamamen boşaltıyorum. Sadece çizgiye odaklanıyorum ve başka hiçbir şey düşünmüyorum.

Yapamayacağım dediğin bir anın oldu mu?

A.Ç.A: Hayır hiç olmadı.

Stadda İstiklal Marşı'nı ağlayarak söyledin.

A.Ç.A: Seksen bin seyircinin önündeydim ve birinci olmuştum. İstiklal Marşımız okunuyordu ve bunu ben başardım diye düşündüm. Milli marşımızı hem bağrırak hem de ağlayarak söylemek istedim.

Buralara nasıl bir süreçten geçip geldin?

A.Ç.A: Tırnaklarımızla kazıyarak geldim. Türk kadını olimpiyatta sesini yükseltti. Ben bunu çok önemsiyorum. Erkeklerden daha öndeyiz.

Bundan sonra nasıl bir kariyer planın var?

A.Ç.A: Ünvanımı korumak istiyorum. Şampiyonluğumun tadını çıkarmak istiyorum. Dünya rekoru benim için biraz zor. Fakat Türkiye rekorunu kırmak istiyorum. Sadece bir saniyem kaldı, o rekoru da kıracağım.

İhsan Bey, siz Aslı'nın hem eşi hem de antrenörüsünüz. Nerede ve nasıl tanıştınız?

İhsan Alptekin: Biz Aslı ile tanışalı on yıl oldu. Onunla atletizm sahasında tanıştık. Ben atletizmin son dönemlerini yaşıyordum. O daha yeni başlamıştı. Onda çok ciddi bir yetenek gördüm. Önce arkadaş olduk. Sonra ilişkimiz ciddiye binince ailelerimiz tanıştı ve sonra nişanlandık. O zaman oturup bir karar verdik. Ben o dönemde atletizm konusunda kendisinden daha başarılıydım. Onun çok hırslı olduğunu gördüm.

SÖZ ERKEĞİNDİR DEDİM ÇALIŞTIM

Sonra?

A.Ç.A: İhsan koşuyordu ben de antreman yapıyordum. Tam anlamıyla ne kendiyle ilgilenebiliyordu ne de benimle. Oturup konuştuk. Bana "Aslı benim yaşım biraz geçiyor, sen gençsin daha başarılı olabilirsin, bana göre daha hırslısın. Ben sana inanıyorum birlikte güzel başarılar elde edeceğiz" dedi. Görevi bana devretti.

Siz buna razı oldunuz mu?

A.Ç.A: Ben aslında koşması taraftarıydım. Onun tekniğini çok beğeniyorum. Fakat o tamamen bana yönelmek istedi. Bizde söz erkeğindir, 'Ben bilmem beyim bilir' dedim.

Bir atletin antrenörünün aynı zamanda eşi olması avantaj mıdır yoksa dezavataj mı?

İ.A: Çok avantajlı. Çünkü her an onunla birlikteyim. Saat dokuzda uyaması için onu teşvik ediyorum ki sabah saat altıda kalkabilsin. Bunu yakınında olmadığın bir sporcuya yapamazsın. Mesela Gülcan'a o kadar müdahale edemedim. Onun birinci gelememesi bununla ilgili.

Süreyya Ayhan'ın eşi de antrenörüydü. Aranızda benzerlikler var....

İ.A: Bizi Süreyya Ayhan ve eşiyle karıştırmayın. Aslı dünyanın zirvesine çıkmış, olimpiyat şampiyonu olan bir sporcu. O yüzden kimse Aslı'yı Süreyya Ayhan ile yanyana getirmesin. O olay geçmişte kaldı.

Gülcan ile Aslı Hanım'ı aynı zamanda çalıştırdınız. İçinizden eşim birinci olsun diye geçti mi?

İ.A: Elbette. Herşeyden önce o benim eşim. İyi günde ve kötü günde Aslı hep yanımda olacak.

Balayı yapmak istiyoruz

Olimpiyatlara nasıl hazırlandınız?

İhsan Alptekin: Aslı son dört yıl boyunca her gün atletizm sahasındaydı. Günde altı saat çalışıyordu.

Özel hayatınıza ne oldu?

İ.A: Dört yıl boyunca hiç kafamızı dağıtalım da bir yerelere gidelim diyemedik. Mesela arada dinlenme günlerimiz oluyordu. Ben "hadi sinemaya gidelim" diyordum fakat Aslı gitmek istemiyordu. "Dinleneyim yarınki antremana yetişeyim" diyordu. Dört yıl boyunca sosyal bir hayat yaşamadık.

2010 yılında evlenmişsiniz. Balayına çıkacak mısınız?

İ.A: Evet. Bir ay altın madalyanın keyfini çıkarmak istiyoruz. Gezmek istiyoruz. Çünkü ikimiz de çok yorulduk.

Çocuk düşünüyor musunuz?

İ.A: Hem düşünüyoruz hem de düşünmüyoruz.

Neden? Atlet için çocuk sahibi olmak sıkıntılı bir şey mi?

İ.A: Hayır. Avantaj bile olabilir. Kadınlar doğum yaptıktan sonra hücreleri yenileniyor. Bu yenilenmeden dolayı sporcular daha iyi performans sergiliyorlar.

Aslı'yı zirveye taşıdınız. Kendi kariyeriniz için ne yapmayı düşünüyorsunuz?

İ.A: Gülcan ve Aslı gibi iyi atletler çıkarmak istiyorum. Şu an yirmi sporcu hazırlıyoruz. Önümüzde sekiz yıl var. Benim en büyük idealim ülkemize madalyalı sporcular kazandırmak....

Aslı'nın altın madalya aldığı gece ona nasıl destek oldunuz?

İ.A: Stadda bize ayrılan bir köşe vardı ve ben sürekli onunla gözgöze geliyordum. Her hangi bir durum için işaret yapmayı bekliyordum. Ama şükür ki hiç bir aksilik çıkmadı.

Kazandığını duyunca ne yaptınız?

İ.A: Ben kazandığında tirbündeydim yanımda Jamelikalılar vardı, onlara sarıldım.

Başardım mı, yoksa başardık mı dediniz?

İ.A: Başardık. Çünkü tek başıma başarmadım.