Çevrenize şöyle bir bakın. Gerçekten bir şeyleri değiştirmeye çalışan kaç insan tanıyorsunuz? Biz bir tanesiyle bu hafta tanıştık. Erbil Sivaslıoğlu. Koç Üniversitesi Endüstri Mühendisliği mezunu olan Sivaslıoğlu, kurumsal bir firmada çalışamayacağını anlayınca tasarım dersleri almak için Londra'ya gidiyor. Tükiye'ye dönüp çeşitli firmalara sanat yönetmenliği bugünün deyimiyle art direktörlük yaptıktan sonra kendi işinin patronu olmaya karar veriyor ve Bitti Gitti'yi kuruyor. Bitti Gitti insanlara kendilerini keşfedecekleri keyifli atölyeler düzenliyor. Sivaslıoğlu, geleneksel tasarımla çağdaş tasarımı bir araya getiren bir adam. Ona sorarsanız "Benim asıl derdim dünyayı değitirmek. İstanbul tabi ki de bunun büyük bir parçası" diyor.
DİJİTAL ÇOK SINIRLI
Serigrafi, iğne deliği kamera, dijital baskı, kağıt işleri, ahşaptan objeler... Bitti Gitti Keyifler Atölyesinde ne ararsanız var. Siteye bir göz atın deriz: bittigitti.com.tr Dijitali çok sınırlı bulduğunu söyleyen Sivaslıoğlu, rastlantısallığı ve eski teknikleri günümüze uyarlamayı çok seviyor. Her şey bir çizim yaptıktan ve bunu tişörtüne bastırmak istediğinde başlamış: "Çizim yaparken onu tişörte basmak istedim sonra ya ondan binlerce sipariş vermem gerekiyordu ya da kalitesiz bir dijital baskı yaptırmam. Diğer alternatifin serigrafi olduğunu öğrendim. Evde deneme yanılmayla öğrenmiş oldum. Ben bir şeyler yapınca hayatımın değiştiğini fark ettim."
İNGİLİZLERİN ATA SPORU
Tüm bunları öğrenmek için Londra'ya gitmeniz şart mıydı diye sorduğumuz Sivaslıoğlu, İngiltere'deki grafik tasarımcılara methiler diziyor: "Türkiye'de etrafımda o kadar güzel tasarım işi olmadığını fark ettim. Avrupa'nın diğer şehirleri veya Amerika'daki şehirler değil Londra beni daha çok cezbetti. Grafik tasarım orada bir ata sporu. Konser afişinden biletlerin tasarımına marketlerdeki ürünlere kadar her şeyin tasarımı var. Londra'da bir markete gittiğimde herhangi bir reyona girdiğimde bir sergi geziyor gibiydim. Nesiller boyu ona değer veren bir yerde öğrenmek istedim açıkçası." Sivaslıoğlu, Türkiye'de yeni yeni başarılı insanların çıktığını düşünüyor.
EL SANATLARI BİTMEZ
Şimdi de İstanbul için övgüler geliyor: "Her yerde yaşama şansım olsaydı yine İstanbul'u seçerdim. İnsanı da ulaşılabilecek malzemeleri de görüp görebileceğiniz manzaraları da çok geniş bir yelpazede. İçinden tutup çekmeyi biliyorsanız aslında İstanbul sonsuz bir ilham havuzu. New York'ta da bu işi yapabilirsiniz ama orada bu kadar farklılık yok." El işçiliğinin İstanbul'da hala ölmediğine dikkat çeken Sivaslıoğlu, "İngiltere'de şehrin merkezinde bir camcı bulmak çok zor ya da New york'ta bir derici. Bunlar Türkiye'de bitiyormuş gibi gözüküyor ama bence bitmiyor. Aslında o bağları kuracak şeyler oluştukça el işleri hiç ölmeyecek" diyor.
İŞ BEKLEMEYİN
Peki, tasarımdan hayatını kazanmak mümkün mü? Sivaslıoğlu için mümkün. Tasarımcılara göre biraz daha mühendis ve analitik düşünebildiğini ifade eden Sivaslıoğlu'na göre bu sorunun cevabı oldukça basit. "Bence severek yaptığın bir işle faturlarını ödeyemiyorsan özgür değilsin." Biraz daha romantik düşünmek yerine çizginin bir adım dışına çıkarak bu işi yaparken faturalarımı nasıl öderim diye düşünmek gerektiğini söylüyor. Türkiye'deki pek çok kişinin diplomasına veya portfolyösüne güvenerek iş beklemesini eleştiren Sivaslıoğlu, her aldığı tasarım işinden sonra kendine yatırım yapmış. Sürekli daha yeni neler yapabilirim diye düşünmüş. Kazanmış, kazanıyor... Sivaslıoğlu, şimdilerde her üniversiteye bir Bitti Gitti Kulübü kurmayı hedefliyor.
Niyet güzel uygulama kapitalistçe
Geçtiğimiz hafta Pera Müzesi'nde Plak Tasarım Atölyesi düzenleyen Sivaslıoğlu'na, plağın tekrar neden popülerleştiğini soruyoruz. Sivaslıoğlu, "Özünde trend olmasının sebebi gerçekten dijitale göre daha doğal olması. Onu sonrasında bir balona çevirip etrafında bir endüstri tekrar oluşturuldu. Fotoğrafçılıkta da oldu aslında. Filmli makinalar da popüler bugün ama karanlık oda deneyimini onun yanında getirmediler. Plakçalarda da öyle. O plağın tam olarak hakkını vermek için çok güzel bir ses sistemine sahip olmanız lazım. Onun yerine plastikten yapılan sadece plağın döndüğü pahalı aletler çıktı. O bence güncel tüketim merakımızın bir yan ürünü. Güzel bir niyet ama uygulaması, kullanıcının baktığı açı çok kapitalistçe" cevabını veriyor.