Bilmem bizi ne civara yazdılar

Mehmet S. Fidancı’nın Kederine Kardeş adlı şiir kitabı şairin dünyasına ayna tutuyor. Kederine Kardeş, şairin yaşantısı üzerinden kişilere, geçmişe ve şimdiye göndermeler yapılarak yazılmış iyi bir şiir kitabı.

Haber Merkezi Yeni Şafak
Arşiv.

İsmail Karakurt


Binlerce yıllık geçmişiyle insanlık var olmak, yaşam döngüsünü sürdürebilmek için günlük ihtiyaçlarını karşılamanın yanında zihnin ve ruhun ihtiyacını da ihmal etmemiştir. Bu ihtiyaçların başında ezelden beri insanda olan, insanla yankılanan sesin, sözün ve tınının gücü şiir gelmektedir. Şiir ki, ortamın bütün pespayeliğine ve her şeye rağmen iyi olanın alışılmamış cesaretiyle hayatımızın vazgeçilmezlerindendir. Ne zaman ki ses ve söz düşmüştür onu düştüğü yerden yine şiir kaldırmıştır.

YAZININ VARLIK SEBEBİ

Âşık Sümmânî’nin başlıktaki dizesi kitabın açılışına epigraf seçilmiş. Bazı şairler sessiz bilgelerdir ve bu tanımlık dizenin anlamıyla örtüşürler. Şiir şairine benzer. Bu yazımızın varlık sebebi, yeni bir yayınevi Kayıp Kayıt Kitap, geçtiğimiz günlerde altısını birden çıkarttığı kitaplar ve şair Mehmet S. Fidancı’dır. O altı kitaptan biri, Fidancı’nın Kederine Kardeş adlı eseridir. Fidancı, 80’lerin sonundan itibaren Türk şiirinin önemli kalemlerinden ve hâlen çıkarmakta olduğu Kayıp Kayıt dergisinin genel yayın yönetmenidir.

Kitapta Ruhu Bî-Pervâ, Dedim Böyle Sızılar, Ay Tutulması, Hem-Zebân, Ülke Çiçeği, Tam Tekmil, İğdeler Yol Boyu, Kalbin Dilekçe, Kıyısız Kır, Kaknüs adıyla on şiir yer alıyor. Son şiir Kaknüs tarih, saat formu, siyah zemini ve “Ah cânım” laytmotifiyle 6 Şubat 2023 depreminin acısına dil oluyor. Sekizinci şiirin ithafı akıp giden yıllarla birlikte bir gizemli Havva kızına! Diğerleriyse şiir kamuoyu, eleştiri, akademi çevresince bilinen Mehmet Can Doğan, Mustafa Kurt, Mehmet Aycı, Cengizhan Orakçı, Eren Safi, Cemal Sayan, İsmail Karakurt ve Mehmet Solak’a ithaf ediyor. Şair özne olarak Fidancı, şiirlerini adadığı kişileri hem şiirine yapısal öge seçiyor hem de ruhuna ve duygularına kardeş biliyor. Kitabındaki dokuz şiirde de belleğini yokluyor, ortak yaşanılanları anımsıyor, varlığını bildiği kişiye özel anlamlar yüklüyor ve metinlere göndermeler yaparak şiirini kuruyor. Şiirlerini besleyecek imajları, anlam ve ses kaynaşmasıyla bütünleştiriyor. Her şiirde epigraf (tanımlık), laytmotif, şiir alıntıları, kişi ve kitap adları göndermeleri, biraz diyalog, daha çok monolog ve metinlerarası anlatım tekniklerini kullanan Fidancı, Türkçedeki üç şiir (Divan, Halk ve Modern)’in sesini akıtıyor. Bunu her ithaf şiire göre seçtiği ve arındırdığı sözcük kombinasyonlarıyla yapıyor.

SAF ŞİİR LİRİK COŞKU

Şiir, şairin dışa yahut içe bakışı neticesinde anlık zihin çakımıyla başlar, biter. O başlangıç ve bitiş has olanın, saf şiirin ve lirik coşkunun alanıdır. Saf şiir, duyularla algılananın ötesinde hayal edileni ve içte olanı gerçekleştirir. Ne zaman ki şiirde hayal gücü, ilham ve gerçekliği doğrudan anlatmaktan kaçış devreye girer işte o zaman şair parmaklarını dünya boyu gezdirerek duygusal yoğunluğunu fısıldar sese, söze ve tınıya. Bu açıklamalar çevresinde Kederine Kardeş’i değerlendirdiğimizde ancak ve ancak saf şiir ve lirik coşkuyla temellendirilebiliriz. Çünkü kitabın saf şiir özelliğiyle lirik coşkusu belirleyici ağırlıkta. Bunu, şiirleri daha ilk okuyuşta sesinden, tınısından, dilinden, duyuş, yüksek hayal gücü ve imgelerinden anlayabiliriz. Kederine Kardeş okundukça şairin kişilere güzellemeye ve sığ duyguculuğa yer vermediği, sözcükleri eveleyip gevelemediği çok net fark ediliyor.

Mehmet S. Fidancı’da, üçüncü baskın özellik olarak biçim saf şiirin temsilcilerinden Cahit Sıtkı Tarancı’nın “şiir, kelimelerle güzel şekiller kurmak” fikrinin uygulamaya koyulmuş hâlidir. Bu bağlamda Kederine Kardeş adanmış kişiye göre tematik yaklaşım, göndermeler, izler, imgeler, duygu değerleri, çağrışımlar ve beşer bölümlük biçimsel tarzıyla lirik bir yapıya sahiptir. Şair beş bölümlük her şiirin başlangıcında laytmotiflerle okuru metne hazırlıyor, şiire başlamadan önce okurun metinde karşılaşacaklarıyla bağ kurmasını sağlıyor. Şiirde yaşantıyı, sezgiyi ve anımsamayı öne çıkarıyor. Yaşanmışlıkları anımsamaya sezgileri de konuşulan dille, günlük sözcüklerle şiire dönüştürüyor. Bu anlayış ve bakış açısıyla şiiri kendisine bir varlık alanı seçen şair, Kederine Kardeş’te hayatla hep iç içedir, tabiatla baş başa. “seyrek zakkumlar arasında/ belki de yağız sazlıklara doğru/dertler açılır bir kenara” (s.18). Onun yazdıkları dünyaya bakışının, insanı kavrayışının, yaşadıklarının yansımasıdır. “Meşrutiyet’ten bir yokuş/ bir yokluk tırmanır Tanrı’ya” (s.40). Kitabı kuran asıl yapı ögesi monologdur. Çünkü şair hem konuşan hem konuşturan öznenin kendisidir. Aslında şair, Sürme şiirinde kendi ve başkası adına konuştuğu: “Bak İsmail diyorum kendimi uçuruyorum.” (s.72) ve Yitik şiirinde de: “Sen dedikçe ele veriyorum kendiliğimi/kendimin yitikliğini.” (s.88) dediği gibi monologlarla kendi şiirini yazıyor. Böylece şair öznenin anahtarını okura sunuyor.

Kitapta işlenen hayat, zaman, yazgı, keder, sevinç, dostluk, kalp, yara, acı, tabiat, deprem belli başlı temalardır. Kalbin Dilekçe, geçmiş zamanla yaşanan zamanın karşılaştırılmasının şiiridir. Ayrıca birçok şiirde bilinen mekanlarla (daha çok Ankara mekanları) bilinmeyen mekanlar şiir içi unsura evriliyor. Kaknüs şiirindeyse 6 Şubat 2023 depreminin acısını “…esenlikli günlerden/ bir çürük kayısı yaprağı/ kaldı dilimde” diye karşılıyor.

OKURDA YANKI BULSUN

Kederine Kardeş, şairin yaşantısı üzerinden kişilere, geçmişe ve şimdiye göndermeler yapılarak yazılmış iyi bir şiir kitabıdır. Okur kitapla şiirin sesi, şairin tazelenen hafızası, şairlere dair geçmişten şimdiye arşiv niteliğindeki göndermelerin harmanlanmasıyla bir arayışa ve koşuya çıkıyor.

Kederine Kardeş sesiyle Türkçenin sesine ses katsın!


Bir İstanbul uzmanı Sermet Muhtar Alus