Bitki hazinemiz şifa vadediyor

Türkiye’nin 13 bini aşkın tohumlu bitki ve 3 binden fazla endemik türü, fitoterapi alanında önemli bir potansiyel sunuyor. Fitoterapi-Fitovizyon Kongresi’nde konuşan Prof. Adem Akçakaya, bu ürünlerin güvenilirlik ve etkilerinin değerlendirilerek doğru bilginin topluma sunulması gerektiğini söyledi.

Büşra Karagöz
Arşiv.

Son yıllarda bitkisel ürünlere ilgi artarken, tıbbi bitkilerin sağlık amacıyla bilimsel temelde kullanılmasını ifade eden fitoterapi alanındaki çalışmalar da hız kazanıyor. Türkiye’nin zengin bitki çeşitliliği ise bu alanda önemli bir potansiyel barındırıyor. Bilim insanları, bu çeşitliliğin bilimsel yöntemlerle araştırılarak güvenilir ve standart ürünlere dönüştürülmesini, elde edilen bilgi ve ürünlerin uluslararası alana taşınmasını hedefliyor. Bu kapsamda araştırmacılar arasındaki iş birliklerini artırmak ve bilimsel birikimi paylaşmak amacıyla 1. Uluslararası Katılımlı 6. Ulusal Fitoterapi-Fitovizyon Kongresi İstanbul’da gerçekleştirildi.

Prof. Dr. Adem Akçakaya

ASIRLIK BİRİKİM MODERN BİLİMLE BULUŞUYOR

Bezmialem Vakıf Üniversitesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi iş birliğinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile İstanbul Kalkınma Ajansı destekleriyle Fitoterapi Derneği tarafından düzenlenen kongrede; tıbbi bitkilerin modern sağlık sistemindeki yeri, ürün güvenliği, bilimsel standartlar ve sağlık beyanları ele alınıyor. Kongre kapsamında değerlendirmelerde bulunan Bezmialem Vakıf Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adem Akçakaya, Türkiye’nin sahip olduğu bitki zenginliğinin sağlık alanında değerlen-dirilebilmesi için bilimsel araştırmanın önemine işaret etti. Bezmialem’in tıbbi bitkiler ve eczacılık alanındaki geçmişinin yaklaşık iki asır öncesine uzandığını anlatan Akçakaya, “Bugün biz bu birikimi modern bilimin imkanlarıyla ele alıyor; tıbbi ve aromatik bitkileri bilimsel olarak araştırıyor, değerlendiriyor ve insan sağlığına katkı sağlayacak çalışmalara dönüştürmeyi hedefliyoruz. Bilim insanlarını bir araya getiriyor, yapılan çalışmaları bilimsel olarak değerlendiriyor, yeni araştırmaların ve iş birliklerinin önünü açıyoruz. Bu yıl ilk kez uluslararası katılımla gerçekleştirdiğimiz kongremizi de bu açıdan çok kıymetli buluyoruz” ifadelerini kullandı.

DOĞAL OLMASI 'GÜVENLİ' OLDUĞU ANLAMINA GELMEZ

Fitoterapide geleneksel kullanımın bilimsel temele oturtulması gerektiğinin altını çizen Akçakaya, “Eskisi gibi annemden, ninemden öğrendiğim yöntemleri uygulamak değil; bunu Batı’da yapıldığı gibi farmakopelere dayandırarak bilimsel olarak yapmak gerekiyordu” diye konuştu. Bitkisel ürünlere artan ilginin beraberinde doğru ve güvenilir bilgi ihtiyacını da getirdiğini belirten Akçakaya, “Ancak burada dikkatli olmamız gerekiyor. Bir ürünün doğal olması, onun zararsız veya herkes için uygun olduğu anlamına gelmez. Hastalarımız kullandıkları bitki çaylarını, takviyeleri ve diğer ürünleri mutlaka hekimleriyle paylaşmalı. Bizim görevimiz de bu ürünlerin içeriğini, güvenilirliğini ve etkilerini bilimsel olarak değerlendirmek ve doğru bilgiyi insanımızın hizmetine sunmak” dedi.

Bitkiler için araştırma merkezi kuruluyor

Bu alandaki araştırmaları geliştirmek üzere yeni bir merkezin kuruluş çalışmalarını sürdürdüklerini açıklayan Akçakaya, “Türkiye’nin YÖK onaylı ilk Fitoterapi Eğitim, Uygulama ve Araştırma Merkezi’ni kurduk. Kıymetli hocalarımız burada bilimsel araştırmalar yaptı, ürünler geliştirdi ve önemli bir bilgi birikimi oluşturdu. Şimdi bu birikimi daha ileriye taşımak istiyoruz” dedi.

Ayrıca Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile İstanbul Kalkınma Ajansının desteğiyle Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Araştırma ve Referans Merkezi’nin kuruluş çalışmalarının devam ettiğini aktaran Akçakaya, “Burada bitkileri bilimsel olarak değerlendireceğiz, Ar-Ge çalışmaları yapıyoruz, bu sayede daha fazla yeni ürünlerin geliştirilmesine katkı sağlayacağız” şeklinde konuştu.