Bu sergi kahvenin hatırını uzatır

Osmanlı Sarayında kahve kültürü ve sunumuna dair çarpıcı detayların bir araya geldiği “Tüm Zamanların Hatırına Sarayda Bir Fincan Kahve” sergisi, Saray Koleksiyonları Müzesi Sanat Galerisinde 14 Nisan'da açılıyor.

Büşra Sönmezışık
Bu sergi kahvenin hatırını uzatır

Küçük bir çekirdekten masalsı bir yolculuğa çıkan, kalbin ve zihnin uyarıcısı kahve; insanları bir araya getirip dostlukları pekiştiren sohbetlerin bahanesi değil midir? Yorgunluğu alan, keyif ve mutluluk veren bu güzel kokulu siyah incinin keşfi, birçok efsaneye konu olmuş; kokusu, tadı ve insana verdiği canlılık ile “mürde cisme can katan” olarak kabul görmüştür. Osmanlı'nın gündelik yaşamında içtiği kahve, özel günlerde de seremoni eşliğinde misafirlere sunduğu en önemli ikramlardan biri sayılıyor. Kahvenin sunumunu bir seremoniye çeviren hiç kuşkusuz kullanılan nesneler. Osmanlı Sarayı'nda kahve sunumuna verilen önem dolayısıyla bu tören sırasında sitil, fincan, zarf ve puşidelerin en ihtişamlı olanları kullanılmış. Kahve ikram töreni zarif kupa ve gülabdanlarla yapılan gülsuyu ve şerbet ikramı ile daha da zenginleştirilmiş.

Kahvenin Osmanlı'ya geliş hikayesinden başlayalım. Kahvenin Osmanlı'ya gelişi ile ilgili çeşitli kaynaklarda değişik görüşler bulunuyor. En çok kabul edilen görüş kahvenin Kanuni Sultan Süleyman(1520-1566) döneminde Yemen Valisi vasıtasıyla İmparatorluk başkentine gelmiş olması. Bir başka görüşe göre ise 1555 yılında Halepli iki tüccarın Taht-ül Kale(Tahtakale) semtinde açtıkları kahvehane sayesinde Osmanlılar kahveyle tanışmış. Sergideki kahve fincanlarının büyük bir çoğunluğu Avrupa'daki seçkin porselen fabrikalarının (Sevres, Limoges gibi) Osmanlı pazarı için ürettikleri fincanlardan oluşuyor. 1890'lı yılların başından itibaren Yıldız Porselen fabrikasının kurulması ile yerli üretim fincanlar da Saray koleksiyonlarında yer almış. Sergide 85 takım esere yer verilmiş. Türk kahvesinin, yüzyıllar içinde, çok değişik formlardaki fincanlardan içildiğini görmek mümkün. Ama formların belirli bir standardı yok. Genel kural, kahve fincanlarının çok büyük olmaması. Ağız çapı 4 cm– 7 cm arasında, yüksekliği ise 4cm- 6 cm arasında olabiliyor, fincan tabakları ise genellikle 10-13 cm çapında. Serginin önemli eserlerinden biri de Sultan II. Abdülhamid'in kullandığı ve üzerinde kendi inisyalinin bulunduğu, Padişahın kendisinin yaptırdığı Yıldız Porselen fabrikası üretimi kahve fincanları.

SULTAN II. ABDÜLHAMİT KAHVE TİRYAKİSİYDİ

Kahveyi en çok seven padişahlar arasında olan Sultan II. Abdülhamid kahve tiryakiliği ve kendine özgü kahve içme tarzı ile tanınıyor. Kızı Ayşe Osmanoğlu anılarında babasının kahve içme tarzını şöyle anlatıyor “Kahve tepsisi, babamın annesi Tirimüjgan Kadın'ın yadigârı küçük altın bir tepsi olup üzerine gümüş bir cezve ve iki tane porselen beyaz fincan konurdu. Fincanlarda babamın markası vardı. Babam birinci fincanı içtikten sonra ikinciyi diğer fincanla içerdi.” Sultan II. Abdülhamid döneminde 1878 yılında Ayastefanos Anlaşmasından sonra İstanbul'a gelen Rus Grandükü II.Nikola'nın kendisine ikram edilen kahveyi çok beğenmesi üzerine Padişah'ın Türk Misafirperverliğinin güzel bir örneği olarak Grandük'e kahveyle birlikte zarflı kahve fincan takımı ile kahve sunumunda kullanılan tepsi, kahve örtüsü, ibrik gibi eşyaları da hediye etmiş. Kültürümüzün önemli öğelerinden biri olan kahve ve beraberindeki gelenekler yıllar içerisinde değişikliğe uğrasa da günümüz toplumunda kahve hala önemli bir yere sahip ve özel günlerin de ikramı. Kırk yıl hatırı olan kahvenin sunumuna günümüzde de özen gösterilmesi kahvenin bu hatırı tüm zamanlara yaydığının bir göstergesi.

Saray Koleksiyonları Müzesi Sanat Galerisi'nde, Milli Saraylar Daire Başkanlığı koleksiyonunun çoğu ilk kez ziyaretçilerle buluşacak olan eserlerinden oluşan “Tüm Zamanların Hatırına SARAYDA Bir Fincan Kahve” sergisinin açılışı 14 Nisan'da gerçekleştirilecek. Topkapı Sarayı Müzesi, İBB Şehir Müzesi koleksiyonlarından da eserlerin yer aldığı sergi, Saray Koleksiyonları Müzesi Sanat Galerisinde 2 ay süre ile açık kalacak. 09:00-17:00 saatleri arasında ücretsiz olarak gezilebilebilir. İyi seyirler...

TÜRK KAHVESİNİN TELVESİ FARKLI

Kahve birçok millet tarafından tüketilen bir içecek. Kahvenin Türk kimliğini kazanması Türkler tarafından bulunan yepyeni hazırlama metodu sayesinde olmuş. Telvesi ile birlikte güğüm ve cezvelerde pişirilen Türk kahvesi pişirme yöntemiyle ve telvesiyle birlikte sunulan tek kahve çeşidi olmasıyla diğer milletlerin kahvelerinden ayırmış oluyor. Kahve sunumu ise tören havasında gerçekleşiyor. Kahve sunumunda sitil puşidesi adı verilen altın ve gümüş işlemeli kahve örtüleri, gümüş veya tombaktan yapılan sitil takımları ile elmas, yakut ve incilerle süslü fincan zarfları kullanılırmış. Kahve sunumunda önce misafirlere adet olduğu üzere tatlı ikramı olarak reçeller, koyu kıvamlı tatlılar veya çevirmeler sunulurmuş. Kahve ile beraber verilen misket üzümü, menekşe, gelincik, meyan kökü, demirhindi gibi çeşitli çiçek, baharat, kök ve meyvelerden yapılan şerbetler, çubuk veya nargile de kahve ikramını zenginleştiriyor.