Biz, Türkiye'de mutlu bir şekilde yaşamaktan bahsediyoruz ama o 'biz'in nelerden oluştuğu konusunda fikir sahibi değiliz” Bir internet televizyonu projesi olan Devinim Web Tv'yi bu cümle ile özetlemek mümkün. Projenin altında fotoğraf sanatçısı Kerim Bora ve arkadaşlarının imzası var. Hiçbir ticari kaygısı olmayan proje, “Önyargılarımızdan sıyrılarak birbirimizi nasıl daha iyi tanıyabiliriz ve gelecek nesillerimize nasıl daha demokratik bir Türkiye bırakabiliriz?” sorusuna cevap arıyor. Resmi olarak Kerim Bora Atölye tarafından yürütülen Devinim Web TV Projesi'ni Kerim Bora'dan dinledik.
BİZİM SORUNUMUZU BİZ ÇÖZERİZ
Emirgan'da, lüks sayılabilecek ev-ofisinde görüştüğümüz Kerim Bora, bir fotoğraf sanatçısı, ancak aynı zamanda tarihi eser restorasyonu ve organik tarımla da uğraşıyor. Bora bu proje için bugüne kadar 200 bin lira harcamış. Peki 'ticari bir proje' olmadığı iddia edilen bir proje için neden bu kadar para harcanır? Bora, bunun cevabını şöyle veriyor: “Devinim bir sanatçı perspektifiyle bu ülkede yaşanılan sorunları sorgulamaya çalışan bir proje. Kendi sorunlarımızı kendimiz çözerebiliriz” Bora, bir çok uluslararası vakıf ve AB fonu gibi öneriyi geri çevirmiş.
ENTELEKTÜEL DEĞİLİM
6 yıl önce başlayan proje için 500'ü İstanbul'da 20 ilde 1000'e yakın insanla video röportaj gerçekleştirilmiş. Kerim Bora projenin bilimsel bir dayanağı olmadığını, sadece yüzeysel bir çalışma olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Ben bir entelektüel değilim. Sadece fotoğrafçıyım. Devamını bilim adamları getirmeli” Üç yıl boyunca Anadolu'da 70 bin kilometre katedilen proje kapsamında kimlik tanımlamaları ve ötekileştirme, yakın siyasi tarih, Türkiye'de genç olmak, Sünni Müslümanlar ve rahatsızlıkları, Alevi-Bektaşi Müslümanlar ve rahatsızlıkları, eğitim, cinsiyet ayrımcılığı, gecekondular ve sosyal adaletsizlik, şehit yakınları ve rahatsızlıkları” gibi konu başlıkları ele alınıyor. Yaklaşık 100 saatlik çekimlerin 14-15 saatlik kısmı, www.devinim.tv adresinden izlenebiliyor.
ZİYARETE GELDİLER
Röportaj yapılan kişilerin tespitleri ise oldukça ilginç. Örneğin kendisini eşcinsel olarak tanımlayan bir erkek şunları söylüyor: “Kemalist bir ailede büyüdüm. Böyle bir aile dinden ne kadar uzaksa ben de o kadar uzaktım. Beni izleyen birisi hayatına din girmemiş ve eşcinsel olmuşum diye düşünebilir. Ama böyle değil. Lisedeyken feminenliğim dillere düştüğü için bizim sınıfımıza ziyarete gelirlerdi. Bana ne olduğumu bu davranışlar hatırlattı.”
BÇG'Yİ SİGORTA ŞİRKETİ SANIYORDUM
Sünni İslam perspektifi için konuşan bir kişi ise düşüncelerini şöyle aktarıyor: “Nasıl cemaat liderini eleştirince zaman aforoz ediliyorsan, Genelkurmay Başkanı'nı eleştirilince de asker düşmanı ilan ediliyorsun. Ben askerimi onlardan daha fazla seviyorum. Ama bir kadın oğlunu Şırnak'ta şehit veriyor, altı ay sonra Erzurum'da diğer oğlunun mezuniyet törenine katılmak için geldiği üniversitede içeri alınmıyor. Bu ne şimdi?” Başı açık bir bayan öğrenci üniversite kapısında baş açtırılmasının kendisine başının açık olduğunu hatırlattığını söylüyor. Ortaokulda yasakla tanışan başörtülü bir öğrenci ise 'Batı Çalışma Grubu'nu sigorta şirketi zannediyordum ama öğrendim” diyor