Contemporary İstanbul’da ‘Seyir’lik bir Haliç

Contemporary İstanbul’un 21. edisyonu Tersane İstanbul’da açıldı. 16 ülkeden 70 galerinin katıldığı fuarda, Balkan Karışman’ın “Seyir” adlı dijital enstalasyonu da Trendyol Sanat sponsorluğunda yer aldı. Haliç manzarasını izleyicinin hareketiyle dönüştüren eseriyle ilgili konuşan sanatçı Karışman, “İzleyicinin gördüğü şeyin kaynağını biraz sorgulamasını istiyorum” dedi.

Sevda Dursun
Balkan Karışman

Contemporary İstanbul’un 21. edisyonu, Akbank’ın ana sponsorluğunda ve Tersane İstanbul’un kültürel destinasyon partnerliğinde, sanat, kültür ve iş dünyasından isimleri bir araya getiren açılış resepsiyonu ile başladı. 27 Eylül 2026 tarihine kadar Tersane İstanbul’da sanatseverleri bekleyen Contemporary İstanbul’un 21. edisyonu, 16 ülkeden 70 galeriyi ağırlıyor. Bu yıl 22 galeri fuara ilk kez katılırken, Focus: Asia programı Asya çağdaş sanat sahnesinden galerileri, sanatçıları ve farklı üretim pratiklerini İstanbul’a taşıdı.

Trendyol Sanat, Contemporary İstanbul’un 21. edisyonunda, multidisipliner sanatçı Balkan Karışman’ın etkinlik için özel olarak ürettiği “Seyir” adlı dijital enstalasyonu sanatseverlerle buluşturdu. GLOBART küratörlüğünde üretilen Seyir, Haliç’in gerçek zamanlı görüntüsünü dijital teknolojiler aracılığıyla sergi mekânına taşıyor.

ÇIKIŞ NOKTAM MEKANIN KENDİSİ

Haliç manzarasını izleyicinin hareketiyle dönüştüren eserle ilgili Yeni Şafak’a konuşan Sanatçı Karışman, eserin ortaya çıkış hikayesini şöyle anlattı: “Uzun süredir şehirlerin dokusu ve insanın şehirle kurduğu ilişki üzerine çalışıyorum. Daha önce bunu çoğunlukla kayıtlı görüntüler üzerinden yapıyordum; görüntüyü parçalayarak, yeniden kurarak. Seyir’de bunun canlı halini yapmak istedim. Asıl çıkış noktası da mekânın kendisi oldu. Tersane’yi gezerken dışarıda sürekli değişen bir Haliç manzarası var; su hareket ediyor, ışık değişiyor, şehir kendi halinde devam ediyor. İçeri girdiğinizde ise o görüntü bir anda kesiliyor. Ben de o dışarıdaki manzarayı içeri alırsam ve içeride ona bakan kişinin varlığı görüntüyü etkilerse ne olur diye düşündüm ve eser ortaya çıktı.”

GÖRDÜĞÜNE ŞÜPHEYLE YAKLAŞMASINI İSTİYORUM

Seyircinin ilk bakışta Haliç’in canlı görüntüsünü gördüğünü, biraz yaklaşınca görüntünün tamamen dışarıdaki manzara olmadığını fark ettiğini belirten Karışman, “O anki görüntünün içinde dünün kaydı da var ve izleyicinin hareketine göre bu iki zaman birbirinin içinden açılıyor. Ben izleyicinin gördüğü şeyin kaynağını biraz sorgulamasını istiyorum; gördüğüne küçük bir şüpheyle yaklaşmasını. Bir de kişinin kendi etkisini fark etmesi önemli. Çünkü uzaktan bakarken manzara bütün ve değişmez gibi geliyor. Yaklaştığınız anda ise onu değiştirmeye başlıyorsunuz. Bence işin bıraktığı duygu biraz burada: Bir görüntüyü sadece gözlemlediğimizi düşünürken aslında onunla sürekli bir ilişki içinde olduğumuzu fark etmek” dedi.

KATILIM ZORUNLU DEĞİL ESERİN PARÇASI

  • Son yıllarda müze veya sergilerde seyircinin aktif olarak katılımını da değerlendiren Karışman, şunları söyledi: “Bence bunu ‘İzleyici artık pasif kalamıyor’ diye okumamak gerek. İnsanlar hâlâ bir resmin karşısında durup uzun süre bakabilir ya da hiçbir şeye dokunmadan çok güçlü bir deneyim yaşayabilir. Ama bugün insanların görüntüyle kurduğu ilişki değişti. Ekranlara sadece bakmıyoruz, sürekli dokunuyoruz, değiştiriyoruz, karşılık alıyoruz. Dolayısıyla özellikle dijital bir yüzey karşısında insan bir noktada o yüzeyin kendisine cevap verip vermediğini de merak ediyor. Bir festivalde insanlar zaten deneyimlemeye hazır geliyor, dokunuyor, deniyor. Bir sergi mekânında ise daha temkinli oluyor, önce izin var mı diye bakıyorlar. Seyir’de izleyiciye ne yapacağını söylemiyorum, bir buton vermiyorum. Sadece orada olması ve hareket etmesi yetiyor. İzleyicinin katılımını bir zorunluluk gibi değil, eserin doğal bir parçası olarak görüyorum.”