En güzel yıllarım başörtüsü yasağına takıldı: Obama özür dileyip 'Dön' dedi

Basketbolun doğduğu yer olan Amerika Massachusetts’te, Afrikalı Müslüman bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Bilqis Abdul-Qaadir en verimli çağında FIBA’nın dayattığı anlamsız başörtüsü yasağı yüzünden potalardan uzak kalmış. Dört yıllık yasaktan sonra yeniden sahalara dönen Abdul-Qaadir, şimdi ise 5-40 yaş Müslüman kadın ve çocuklara eğitmenlik yapıyor.

Dilber Dural Yeni Şafak
Bilqis Abdul-Qaadir

Basketbolun doğduğu yer olan Amerika Massachusetts’te, Afrikalı Müslüman bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Bilqis Abdul-Qaadir, sekiz kardeşin en küçüğü. Basketbol sevgisi, dört yaşında ilk kez eline bir top almasıyla başlamış olan Abdul-Qaadir, çocukluğundan beri profesyonel basketbol oynamanın hayalini kurmuş. Azmi, cesareti, içindeki tutkusu onu yenilmez ruhuyla basketbol sahalarına atmış. Springfield’daki New Leadership Charter School’da şampiyonluklar kazanmış olan Abdul-Qaadir, bugüne kadar da eyalette hem erkekler hem de kızlar arasında lise kariyeri rekorunu elinde tutuyor. Akabinde Abdul-Qaadir, Memphis Üniversitesi’nde ve daha sonra Indiana Eyalet Üniversitesi’nde, NCAA Division I basketbol oynarken başörtüsü takan ilk kadın olmuş. Ancak Abdul-Qaadir’in profesyonel kariyeri tam yükselişe geçmek üzereyken, onu oyun ve başörtüsü takmak arasında seçim yapmaya zorlayan Uluslararası Basketbol Federasyonu’nun (FIBA) “Hiçbir oyuncunun maçlar sırasında başörtüsü takamayacağını” şart koştuğunu bildirmesi hayallerini yarıda bırakmış. Abdul-Qaadir, ABD’de başörtülü ilk basketbolcuydu ve geleceği çok parlak görünüyordu fakat 24 yaşına geldiğinde bir yol ayrımında buldu kendini. Seçim yapmayı reddeden Abdul-Qaadir, başörtüsünü yasaklayan kurala meydan okumuş. İnancı ile çelişik yaşamaktansa çok sevdiği basketbola veda etmiş.

HEDEFİM GENÇ MÜSLÜMAN KIZLARA BASKETBOL ÖĞRETMEK

Abdul-Qaadir belki hayalini sona erdirdi ama bu hakları için mücadeleyi bıraktığı anlamına gelmiyordu. O basketbolu bıraktı ama hak mücadelesini hiçbir zaman bırakmadı. Basket sahalarında mücadele edemese de o hayat sahasında hem kendisi hem de kendisi gibi olanların hakları için sıkı bir hak mücadelesi veriyor. “Oynamamayı seçtikten sonra, nihai hedefim mümkün olduğu kadar çok sayıda genç Müslüman kıza basketbol öğretmekti” diyor. Abdul-Qaadir şimdilerde motivasyon konuşmacısı ve basketbol antrenörlüğü yapıyor. Biz de geçtiğimiz günlerde Türkiye’ye gelen Abdul-Qaadir ile basketbol aşkını ve mücadelesini konuştuk.

  • -Basketbol dünyasına nasıl adım attınız? Hayaliniz miydi yoksa tesadüfler mi sizi yöneltti?
  • Basketbol, Amerika’nın Massachusetts eyaletinin, Springfield kasabasında icat edildi. Biz dört erkek kardeş, üç kız kardeşiz ve ben en küçükleriyim. O zaman herkes basketbol oynuyordu. Ben de basketbol oynamaya dört yaşındayken başladım ve 11-12 yaşlarında oldukça iyi olduğumu fark ettim. Basketbola aşık oldum. Bahsettiğim gibi, basketbolun doğduğu yerde doğup büyüdüm ve biz basketbolcu bir aileydik. Ailem de hep destekçim oldu. Özellikle abilerim çok destekledi beni. Mesela ben bir şut attığım zaman basket olmadığı zaman bana kızıyorlardı.

BAŞÖRTÜMÜ BIRAKAMAM VAZGEÇEMEM

-Profesyonel olarak ilk basket sahasına çıktığınız zaman neler hissetmiştiniz?

Başörtülü bir şekilde ilk maçıma çıktığım zaman kazanmak için, başörtülü olduğumu unutup sadece oyunuma odaklanmış ve konsantre olmuş durumdaydım. Ama sonra bir boşluk olduğu zaman, etrafıma baktığımda insanlar beni gösterip, başörtümü işaret ediyordu. İnsanların benimle dalga geçip, sözlü saldırılarına maruz kalmıştım. Daha sonrasında tabii ki kızgındım, öfkeliydim, üzgün ve hayal kırıklığına uğramıştım. Ama benim iyi oyunumu, performansımı gördükten sonra, ben kazandıktan sonra gelip beni tebrik edenler de oldu.

-Uluslararası Basketbol Federasyonu’nun başörtüsünü yasaklayan kuralı nedeniyle en büyük tutkunuz olan basketbol hayaliniz yarım kaldı, profesyonel olarak oynamanıza izin verilmedi. FIBA’da nasıl süreçlerden geçtiniz?

FIBA’nın bir basketbol maçında yalnızca belirli bir başlığın takılmasına izin veren bir kuralı vardı. Atletik bir kafa bandından daha büyük olan her şey yasaklandı. Kuralı öğrendikten sonra FIBA’ya başörtüsü ve oynarken neden başörtüsü taktığım hakkında bilgi verdim. Ne yazık ki FIBA, benim durumumla pek ilgilenmedi ve başlangıçta oyunu dini açıdan tarafsız tutmak istediklerini söyledi. Oyuncuların, oyunlar sırasında gösterdiği birçok dini dövmeye dikkat çekerek yanıt verdim. FIBA, gerekçelerinin adil olmadığını biliyordu ve oyun sırasında başörtüsü takarak kendime veya diğer oyunculara zarar verebileceğimi söyledi. 10 yıllık başörtüsü taktığım ve basketbol oynadığım hayatımda bir kez bile kendimi veya başka birini yaralamadım. 4 yıl süren avukatlık ve FIBA’yı kuralı iptal etmeye zorlamak için profesyonel sporcular tarafından imzalanan mektuplar Akabinde, Mayıs 2017’de FIBA, kuralı kaldırdı ve başörtüyle oynanmasına izin verdi. Benim savaşım, mücadelem dört yıl sürdü. O dört yıl ben profesyonel olarak oynayamadım. Tercihim her zaman başörtümden yana oldu. “Gel başörtüsüz oyna dediler” Ben “Hayır başörtümü bırakamam, vazgeçemem” dedim. Basketbolu profesyonel olarak FIBA içerisinde, diğer oyuncular gibi oynayamadım. O yüzden hayatıma sportif direktör olarak devam ediyorum şimdi.

GENÇ KIZLAR İNANÇLARINDAN ASLA VAZGEÇMESİNLER

-Amerika’da zorlandığınız anlar oldu mu? Şu an antrenörlük yapıyorsunuz aynı zamanda Neler söylemek istersiniz?

Şu anda sadece genç kızlara, Müslüman kızlara basketbol eğitimi veriyorum. 5 yaş ile 40 yaş arasında olan Müslüman kadınlara yönelik sadece basketbol alanına özgü ya da spora özgü eğitimlerin dışında aynı zamanda organizasyonlar sağlıyor ve destek vermek amacıyla takımlar oluşturuyoruz. Başarı ve ödüllerim olsa da profesyonel olarak, Uluslararası Basketbol Federasyonu’nun (FIBA) organizasyonlarında başörtümden dolayı yer alamadım. Geçmişte bunun sancılarını ve olumsuz şeylerini yaşamış biriyim. Lakin hâlâ günümüzde eğer bir Müslüman, başörtülü bir kadın basketbol, voleybol, futbol veya diğer spor dallarında kendi inancına inanarak çıktığı zaman, başörtüsünden dolayı hakem “Neden takıyorsun?”, “Takmamalısın” diyor. Bazen de büyük kurumlar kabul etmiyor, izin vermiyor senin o maça çıkmana, o müsabakaya katılmana. Sen ne kadar iyi olursan ol, ne kadar başarılı olursan ol, “Ya başörtü ya oyun” diyorlar. Genç kızlara tavsiyem güçlü kalmaya devam etsinler, başkalarının anlamsız istekleri için inançlarından ve örf ve adetlerinden asla vazgeçmesinler.

Obama özür dileyip “Dön” dedi

-Eski Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Barack Obama, 2009 yılında Ramazan ayında sizi Beyaz Saray’da iftara davet edip ödül takdim etmiş. Obama, sizin örnek bir öğrenci ve aynı zamanda bir kadın basketbol sporcusu olduğunuz için ilham verici bir figür olduğunuzu, sadece Müslüman kadınlara ilham vermekle kalmayıp, bu dünyadaki herkese ilham kaynağı olduğunuzu söylemiş. O anları anlatır mısınız?

Obama’dan ilk davet geldiği zaman gerçekten bunun yanıltıcı bir şey, sahte bir şey olduğunu düşündüm ama sonradan gerçek olduğunu anladım ve direkt Obama’nın yanı başındaydım. Kendisi geçmişle alakalı özür dileyip, “Hadi tekrar dön basketbol hayatına” dedi ve ödülümü aldım. Bu gurur verici onur verici bir şeydi benim için. Obama’nın teklifinden sonra birtakım oyunlara katıldım ama o geçen en iyi zamanda başörtüsünden dolayı oynayamadım. O anda büyük bir hayal kırıklığıyla beraber bir sınama yaşadım tabii ki. Hatta sorular da sordum Allah’a. “Neden başörtümü takarak oynayamıyorum?” diye. Ama şimdi görüyorum ki öyle olması gerekiyormuş. Her şerde bir hayır vardır.

-Çantanızdaki basketbol rozetinin anlamını da merak ediyorum doğrusu

Benim yaşadığım şeyleri diğer kızlar da yaşamasın diye bu logoyu kendim oluşturdum. Gördüğünüz üzere basketbol topu ve üzerinde bir başörtü var. Başörtü, kızların basketbol oynamasına engel değil.

HAYAT
Cihan Aktaş’ın hikâyeciliği: “Bir öyle bakıyorum bir böyle”