Gecenin belli bir saati ellerinde güğümleriyle 'Bozaaa' diye bağıran sese hiçbirimiz yabancı değilizdir. Kimimiz bizzat duymuşuzdur bu sesi kimimiz ise büyüklerimizden işitmişizdir. Gecenin sessizliginde yankılanan bu sesin sahipleri karanlığın lezzet kahramanı bozacılar. Hizmeti müşterisinin ayağına götüren bozacıların sesini zamanla market raflarındaki şişe bozalar bastırır oldu. İstanbul'un çoğu semtinde bu ses artık duyulmasa da bazı kadim semtlerinden işitmek hâla mümkün.Çünkü eskiden olduğu gibi sokak satıcısından alınan bozanın tadını başka bir şeye değişmeyen alıcılar bu bozacılara sahip çıkıyor. Mehmet Bilgiç de daimi müşterileri sayesinde ayakta kalabilen bir bozacı. Boza satmanın dışında sabit bir işi olduğu için yaşadığı yer olan Esenler'de iş çıkışı satış yapan Bilgiç, haftasonu da Fatih'deki müşterilerine gidiyor. Elinde çanı başında fesi sırtında yeleği ve ayağında şalvarıyla sokaklarda dolaşırken beğeni toplayan Bilgiç, "İnsanlar bana helal olsun eski gelenekleri gençlere unutturmuyorsun diyorlar. Benden boza alan olmazsa neden sokaklarda dolaşayım. İnsanların bu kültür ürünlerine sahip çıkması gerekiyor" diyor.
EL ARABASIYLA SÜT SATTIM
Girdiği sokaklarda geldiğini belli etmek için 'Boza' diye bağırmanın yanı sıra elindeki çıngırağı sallıyan Bilgiç'in geldiğini anlayanlar 'Mehmet abi bekle' diye çıkıyor balkonlarına. 'Kabını getir' diye seslenenlere karşılık veren Bilgiç, güğümden sürahiye oradan da müşterisinin getirdiği kaba boşaltıyor bozasını. Aldığı ücret karşısında 'Siftah senden bereketi Allah'tan' diyerek dolaşmaya devam eden 53 yaşındaki Bilgiç, 30 senedir İstanbul'da yaşıyor ve 25 yıldır kış aylarında boza satıyor. İstanbul'a ilk geldiği yıllar önce süt ve yoğurt satmış sokaklarda. Daha sonra ise sahlep ve boza işine girmiş. O zamanlar 'Sütçü Mehmet' olarak bilinen Bilgiç, "İstanbul'a yerleşince bir akrabamız Edirne tarafındaki çiftliklerden süt getiriyordu. Ben de ondan aldığım sütleri el arabasıyla mahalle aralarında satıyordum. Fakat sokaklarda süt satarak evi geçindirmek mümkün olmadı ben de o zaman bir musluk fabrikasına girdim ve 25 yıldır bir musluk fabrikasında çalışıyorum. Eylül ayının ortalarından başlayıp Mayıs ayının sonuna kadar ise sokakta boza satıyorum" diyor.
BOZACI ÇOK AMA LEZZET YOK
Yılların bozacısı olan Bilgiç'i bilenler ondan başka bozacıdan alışveriş yapmıyor. Fatih'teki müşterileri onun gelmesini beklemeden arayıp boza siparişi veriyor. O da gecenin bir yarısı da olsa müşterişlerine boza götürüyor. En çok satışını Aksaray, Şehremini ve Zeytinburnu taraflarında yaptığını ifade eden Bilgiç, "Benim gibi etrafta boza satan çok aslında. Fakat bunların çoğu işi bilmeyen kişiler. Bozayı nereden aldıkları belli değil. Sürekli farklı lezzette boza sattıkları için insanlar güvenmiyor. Eski müşterilerim beni arayıp sipariş veriyorlar. Akşam onbirde Esenler'den Edirnekapı'ya gittiğim çok oldu" diye konuşuyor. Daha önce fabrikasyon boza içenlerin kendi bozasını içtiklerinde lezzet farkını yakaladıklarını söyleyen Bilgiç, "Çünkü bizim bozamız taze. Öbürleri gibi uzun ömürlü olsun diye içine katkı maddesi koymuyoruz. Boza bekleyecek bir şey değil. En fazla bir hafta durabilir. Taze olarak tüketilmesi gerekiyor" ifadelerini kullanıyor.
SAATLERCE KARIŞTIRMAK GEREKİYOR
Boza yapmayı bilmesine rağmen yapamadığını belirten Bilgiç, "Bozayı pişirmek emek ister. Onu yapabilmek için işimi bırakmam lazım. Çünkü saatlerce başından ayrılmadan kaynaması gerekiyor. Dibi bir tuttumu hepsi çöp olur. Ben bu işten ne kazanıyorum ki o kadar uğraşayım. Önceleri Vefa'dan alırdım. Sonra Beyazsaray'da bu işi yapan başka bir imalathane vardı. Ondan aldım uzun süre. Son yıllarda da Zeytinburnun'da bir arkadaşımın dükkanında haftada bir ya da iki gün boza yapılıyor. Orada sadece darı 4 saat aralıksız kaynatılıyor. İyice piştikten sonra süzülerek bir gün bekletiliyor. Ben de gidip dinlenen bozayı alıyorum. Şeker ve suyunu kendim karıştırarak satıyorum" diyor.
Mehmet abinin dışındakiler gelip geçici
"Hastalara şifa, dertlilere deva. Evet geldi bozacı" diye sokakları inleten Mehmet Bilgiç, bozanın soğuk içilmesi gerektiğini söylüyor. İlk defa ondan boza alan bir kadının sıcak içileceğini sandığı için bozayı kaynatıp tadını bozmasından gülerek bahsediyor. Sohbetimizi Terzi Erhan Çakır'ın 'Bir bardak boza' diye seslenmesi bölüyor. Mehmet abi çantasından çıkardığı pet bardağa boza doldurup tarçın ve leblesini eklerken Çakır, "Mehmet Abi'yi Esenler'e geldiğinden beri tanıyoruz. Onun boza sattığını bildiğimiz için hep ondan alırız. Hem komşumuz hem de bozası çok lezzetli. Mehmet Abi buraların, Fatih'in, Karabayır'ın bozacısı. Burada ondan başka kimseyi tanımıyorum. Varsa da gelip geçicidir" diyor.
Leblebiler komşu esnaftan
Bozanın litresini 15, bardağını ise 3 liraya satan Bilgiç'in, sokak aralarında boza satarken keyifli anları hiç eksik olmuyor. Bir klinikten çıkan iki genç kız "Mehmet amca nerede kaldın?' diye sitem ediyor. Kuruyemişçi Ercan ve Sibel Demir çifti de Bilgiç'i görünce tatlı bir sohbete dalıyor. Tarçın ve leblebisini sürekli Demir çiftinden aldığı bilgisini veren Bilgiç, onlara boza ikramı yapıyor.