Osmanlı Devlet Arşivleri, 3 kıtada hüküm sürmüş imparatorluktan geriye kalan değerli mirasın en önemli parçalarından biri. Belgeler yan yana koyulsa raf uzunluğu 75 kilometreye ulaşan, 100 milyon civarında belge olan bu zengin arşiv, sadece bizim için değil Orta ve Yakındoğu, Balkanlar, Akdeniz, Kuzey Afrika ve Arap ülkeleri açısından da büyük önem taşıyor. 3-4 asır Osmanlı hakimiyetinde kalan bu ülkelerin tarihini Osmanlı Arşivleri'ne başvurmadan yazmak neredeyse imkansız gibi. Osmanlı coğrafyasında cereyan etmiş pek çok olayın da tarihi, siyasi, sosyal kökenleri ancak Osmanlı Arşivlerinde yapılacak araştırmalarla aydınlatılabiliyor. Bu nedenle tüm dünyadan çok sayıda araştırmacı Osmanlı Devlet Arşivleri'nin eşiğini aşındırıyor. Bir taraftan da hala “Osmanlı Arşivleri açılsa, orada göreceğimiz belgeler…” diye başlayan beyanatlarla karşılaşmanız mümkün. Halbuki arşivler Osmanlı döneminde bile araştırmacılara açıktı. Bunun en açık delili 1901 yılında 12. Şarl hakkında araştırma yapmak isteyen Stockholm Müzesi memuruna verilen izin belgesi. Bugün ise bürokratik kalemler oldukça azaltılmış. Arşivlerde araştırma yapmak için 18 yaşınızı doldurmuş olmanız yeterli. Başvurduğunuz takdirde siz de aynı gün içinde araştırmalarınıza başlayabiliyorsunuz.
EN ESKİ ARŞİV BİNASI EN YENİ BİNA OLDU
Geçtiğimiz hafta dünyanın dört bir yanından gelen araştırmacıların daha rahat çalışabilmesi için Osmanlı Arşivleri'nin yeni bir salonu açıldı. Babıali Hazine-i Evrak Müdürlüğü'nün yani bugünkü adıyla Osmanlı Devlet Arşivleri'nin 1846 yılında İtalyan mimar Fossati tarafından yapılan modern anlamdaki ilk binası, restore edilerek araştırmacıların kullanımına sunuldu. Belgeleri yangınlardan koruyabilmek için kapıları ve merdivenleri, tersanelerde dökme demirden yaptırılmış olan 2 katlı tarihi binanın aslına sadık kalınarak restore edilmesi için 3 yıl çalışılmış. Binanın alt katında kataloglar bilgisayardan taranabiliyor, belgelerin pek çoğu dijital ortamda görüntülenebiliyor. Üst katta ise belgelerin asılları istenip, üzerinde çalışılabiliyor. Biz de bu vesileyle Osmanlı Devlet Arşivleri'nde ne tür çalışmalar yapıldığını gidip gördük, ancak özel izinle girilebilen depolarına girip, evrakların nasıl saklandığını sizin için fotoğrafladık.
Osmanlı'dan geriye kalan evrakların tasnif işlemleri hala devam ediyor. Devlet Arşivleri Genel Müdürü Doç. Dr. Yusuf Sarınay arşivin yüzde sekseninin tasnif işleminin bittiğini, geriye kalan bölümün ise, en kısa zamanda bitirileceğini söylüyor. Tasnif yapılırken, belli bir plan çerçevesinde hareket ettiklerini anlatan Sarınay, henüz tasnif edilmemiş olan evrakın Maliye Nezareti'nin çok detaya giren evrakları olduğunu, yani siyasi kararların ve tarihi olayların yer aldığı evrakların çoktan araştırmacıların kullanımına sunulmuş olduğunun altını çiziyor. Tasnifleri arşiv bünyesinde çalışan 300'e yakın uzman yapıyor. Belgenin yer aldığı bürokratik kaleme göre dosya tasnifi yapılıyor. Belgenin içeriğine ait bir özet çıkartılarak katologa yansıtıldığında da analitik tasnifi yapılmış oluyor. Tasnifi yapılan belge depolarda koruma altına alınıyor.
GÖREVLİLER BİLE İMZA İLE GİRİYOR
Belgelerin muhafaza edildiği depolara ise görevliler dışında kimse alınmıyor. Görevliler bile her defasında, depoya girdiklerine dair imza vermek zorundalar. Deponun sıcaklık, nem ve basınç değerleri havalandırma sistemi tarafından otomatik olarak ayarlanıyor. Kağıt zararlılarına karşı, belli periyotlarla insana zarar vermeyen ilaçlar kullanılarak tüm depo baştan aşağı ilaçlanıyor. Yangına karşı ise kağıda zarar vermeyen ancak yangını söndüren Argon gazı kullanılıyor. Tüm bu önlemlerin yanı sıra, en iyi korunma yönteminin belgenin olduğu yerden çıkarılmaması olduğu söyleniyor.
Belgelerin yıpranmasını önlemek için 2002 yılından beri Osmanlı Arşivi taranarak dijital görüntüleri mikrofilme alınıyor. Dijital ortama alınan belgeleri şu an araştırmacılar bilgisayardan görebiliyor. Tamamı işlendiğinde belgelerin yıpranması gibi bir sorun kalmayacak ve araştırmacılar da aradıkları belgeye çok çabuk ulaşabilecek. Sarınay, öncelikle çok istenilen, çok talep edilen mühimme defteri, tahvil defteri, maliye, iradeler, Yıldız Arşivi gibi önemli formları hızla dijital ortama aktardıklarını söylüyor. Yıpranan belgeler ise yine kurum bünyesindeki restorasyon bölümünde, uzmanlar tarafından özel kimyasallar kullanılarak restore ediliyor.
Osmanlı yüzyıllar önceden günümüz projelerini tasarlamış
Osmanlı arşiv çalışmalarına çok önem vermiş. 1846 yılında arşiv kurulmuş, Sadaret Makamına bağlanmış. Mimar Fossati'ye bina yaptırılarak başına Muhsin Efendi getirilmiş. O güne kadar birikmiş evrakı tasnif etmeye başlamışlar. Bir taraftan da devletin yaptığı işlemler sonucu teşekkül eden belgeler anında kataloglanmış. Devlet Arşivleri bünyesinde devletin cari işlemlerinin bel kemiği olan Padişah iradeleri, Sadaret evrakları, tapu tarih defterleri, 1839'dan önceki mali konularda biriken evrak var. Ayrıca Dahiliye ve Nazıriye Nezareti'nin bir kısım evrakları bulunuyor. Osman Gazi döneminden bile belgeler var arşivde ancak evraklar Kanuni döneminden sonra fazlalaşıyor. Tanzimat ve Islahat Fermanı gibi değerli pek çok belge bulunuyor.
Arşivin dili Türkçe
Osmanlı Arşivleri'ne dünyanın dört bir yanından araştırmacılar geliyor. Belgeler Arap alfabesiyle yazılan Türkçe, yani Osmanlıca olduğu için gelen yabancı araştırmacıların çoğu Türkçe biliyor. Araştırma salonlarında Japon, Arap, İngiliz, Fransız araştırmacılar da olsa herkes Türkçe bildiği için konuşma dili olarak Türkçe tercih ediliyor.