Kültürümüzün en önemli geleneklerinden birisidir hamamlar. Popülerliğini kaybetse de önemini asla yitirmez. Osmanlı yaşam kültürünün parçası olan bu yerler kimi zaman gelin hamamlarına sahne olurken, son zamanlarda dizi ve film setlerine de dönüşebiliyor. Özellikle tarihi yarımadada bulunan yüzyıllık hamamların temeliyse aslında Roma'ya dayanıyor. M.Ö. 1'inci yüzyılda hamamı bulan Roma İmparatorluğu, tam 600 yıl boyunca devasa hamamlar inşa etmiş. Ancak Hıristiyanlığı kabul etmesinin ardından bu kültür ortadan kalkmış. Çünkü erken dönem Hıristiyanlarına göre yıkanmak günah sayılırmış. Yeni bir dinle gelen bu düşüşün ardından hamamı ayağa kaldıranlar ise Osmanlı Devleti olmuş. Türk ve Roma kültürünün keşişim noktası olan bu mekanlar, İtalyan bir banyo markası olan Bocchi'nin 'Her Dem Banyo' projesiyle yeniden canlanacak. Proje kapsamında farklı şehirlerde gezilen 12 hamamın yer aldığı bir kitap ve fotoğraf sergisi gerçekleştirilecek. Etkinliğin en büyük hedefi ise bir ya da iki hamamın restorasyonunu üstlenmek. Hamamların iki imparatorluk için önemini Konya'da bulunan Sahip Ata Hamamı'nda araştırmacı Ali Canip Olgunlu'dan dinledik.
HAVUZUN YERİNE GÖBEK TAŞI
Roma'da hamamların çok yaygın olduğunu belirten Olgunlu, “Her zaman imparatorluklar halkı kontrol altında tutmak isterler. Onlara eğlenceli ortamlar sağlayarak hem halkın olası şikayetlerini engellerler hem de halki pasifize ederler. Tiyatrolar da aynı işlevi görür. Roma'da yılın üçte birini insanlar amfi tiyatrolarda geçirir. Halka böyle toplu servisler vermeye gayret gösterirler. Hamam da onlardan biri. Bir kere Romalılar keyfe düşkün insanlardır. İnsanlar günün büyük bir çoğunluğunu hamamda geçirip kontrol edilebilsinler diye zamanla hamam mimarisi kompleks haline gelir. Kütüphane, spor salonu, yıkanmanın türlü türlü odaları, dev havuzlar... Osmanlı Devleti hamamları devraldığında ise önemli değişiklikler yapar. İki devletin arasındaki en önemli fark, Osmanlı'nın durgun suda yıkanmayı sevmemesidir. Havuz onlara göre kirli sudur. O yüzden biz hamamın içindeki havuzu kaldırıp yerine göbek taşını koymuşuz” diyor.
ATTİLA HAMAMI DOĞU'YA TAŞIDI
Hamamların Osmanlı Devleti'nde Roma'Dan farklı bir şekilde kullanıldığını söyleyen Olgunlu, “Roma'daki hamamlarda politika yapılır, siyasi antlaşmalar imzalanırmış. Bizdeki anlamıyla sadece dinlenmek için gidilen bir yer değil. O yüzden kompleks halinde genişliyor. Osmanlı'da ise temel amaç temizlik ve dinlenmektir. Türkler Müslümanlığı kabul etmeden önce su ile pek haşır neşir değillerdi. İslamiyette ise temizlik imandandır. O anlamda bu dinsel inanış yer eder ve hamam ciddi anlamda çoğalır. Ancak Osmanlı Devleti hamamı Roma'dan öğrenmedi. Attila Roma'yı kuşattığında hamamları görür ve bu geleneği Doğu'ya götürür. Bizim İslam Medeniyeti'mizde elbette var ama Roma'daki gibi kompleks halinde değil. Bizde gelenek çok önemlidir. Kadın ve erkeğin ayrı ayrı hayatları vardır. Bu ayrı hayatlar ayrı mekanlar da yaratır çamaşırhaneler, kasteller ve hamamlar gibi. Özellikle kadınlar iki haftada bir arkadaşlarıyla birlikte hamama gidermiş” şeklinde konuşuyor.
Keçecilerin dergahı hamamdı
Olgunlu, Konya'da keçenin önceden hamamlarda yapıldığını söylüyor ve sebebini şöyle açıklıyor: “Keçe yünden yapılır. Yün nem ister. Keçeci alıp hamamda yünü vura vura pişirir. Keçenin özelliği içerisine asla yabancı bir madde almamasıdır. Hemen dışarı atar. Keçe asla tek kişinin yapabileceği bir iş değildir. Grup ayaklarıyla yünü teper. Ama aralarından biri o ritme uyamazsa keçe yapılamaz.”
Her eve banyo hamamdan uzaklaştırdı
Hamamlar 70'li yıllara kadar eski kültürünü devam ettirse de her eve banyonun girmesiyle birlikte ikinci plana atıldı. O yıllardan sonra kentleşen şehirlerde hamam kültürü yok oldu. 80'li yıllarda ise Anadolu şehirleri kentleşmeye başlayınca bu şehirlerde de hamam kültürü kaybolmaya başladı. Şimdilerde şehirlerdeki tarihi hamamlar işler halde olsa da eskisi kadar yoğun değil.