İzleyenler veya reklamlarını görenler bilir, TRT'nin son yapımlarından Son Çıkış, alışık olmadığımız bir konuyu ele alıyor. Senaryosu Yeşilay Bilim Kurulu Üyelerinin denetiminde uzman bir ekip tarafından yazılan dizi sentetik ve benzeri uyuşturucu maddeleri kullanan gençlerin hayat öykülerini işliyor. Dizinin Zeynep'i Sultan Ulutaş da o gençlerden biri değil ama onun da zor bir hayatı var. Daha önce Babam İçin, Son Yaz Balkanlar, Emanet, Çocuklar Duymasın dizilerinden tanıdığımız Ulutaş, oyunculuğu insan işçiliği olarak görüyor ve "İnsanın duygularıyla, deneyimleriyle oynuyorsunuz. Bir karakteri de çalışırken onu parçalara ayırıyorsunuz. Bu anlamda mühendislikten bir farkı yok benim için" diyor.
Oyuncu olmaya nasıl ve ne zaman karar verdiniz?
Ben aslında Yıldız Teknik Üniversitesi'nde Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği okuyordum. Birinci snıftayken reklamlarda oynar harçlığımı çıkarırım diyerek bir ajansa kaydoldum. Oyuncu olmak gibi bir isteğim yoktu. Meslek olarak seçmeyi hiç düşünmedim. Ufak tefek reklamlarda oynamaya başlayınca oyunculuğu sevdiğimi de fark ettim. O yüzden tiyatro kursuna gitmeye karar verdim. Ama hala meslek olarak seçmeyi düşünmüyordum. Tiyatro kursuna giderken tiyatroyu daha çok sevdim. Bu arada mühendislik stajlarımı yapıyorum ve mühendisliğin bana göre olmadığına karar verdim. Mezun olacağım ama konservatuar okuyacağım diyordum. Tezimi yazarken konservatuar sınavlarına hazırlandım. Kadir Has Üniversitesi Tiyatro
Bölümü'nü burslu kazandım.
Oyunculuğu mühendisliğe tercih etmiş biri olarak oyunculuk sizin için ne ifade ediyor?
Ben oyunculuğu işçilik gibi görüyorum. İnsan işçiliği gibi... İnsanın duygularıyla, deneyimleriyle oynuyorsunuz. Bir karakteri de çalışırken onu parçalara ayırıyorsunuz. Bu anlamda mühendislikten bir farkı yok benim için. Mühendislik eğitimim de bana yardımcı oldu diyebilirim. Kendimi ve insanları tanıma, empati kurma yeteneği açısından çok şey kattı. Tabii ki devamlı bir işte olmadığınız için de her işte yeni insanlarla karşılaşıyorsunuz. Bu anlamda da müthiş bir ayrıcalık.
Birbirimizi görmeye muhtacız
Son Çıkış'ın gençlerde uyuşturucu alışkanlığına parmak basıyor. Siz bu konu hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Zor bir iş yapıyoruz ve aslında izlenmesi seyirci açısından da zor. Gerçekler her zaman acı vericidir ve kabullenmesi de zordur. Zaten çok karışık bir ülkede yaşıyoruz. Gerçekleri çıplak bir şekilde gösterdiğinizde insanlar bundan kaçabilir. Belki bundan uzaklaşmak isteyebilir ama bir şeylerin değişmesi için gerçeklerle yüzleşmek gerekiyor. O hikayesini anlattığımız çocukları sokakta gördüğünüzde çekiniyor olabilirsiniz ama toplum olarak birbirimize bakmaya, birbirimizi görmeye ve anlamaya çalışmamız gerektiğini düşünüyorum.
Komedi oynamak isterdim
Zeynep karakteri size neler kazandırdı?
Her oynadığınız karakterde yeni birisini deneyimliyorsunuz. Aslında bu kişi size misafir oluyor. Bir şekilde yakın bir arkadaşınızmış gibi oluyor. Bazen senaryoyuı okuyorum Zeynep'i koruma moduna giriyorum hemen. Böyle yapmamalı diyorum kendi kendime. Yeni bir arkadaş edinmiş gibiyim. Her sete gittiğimde de yeniden onunla buluşuyorum. Çok zor bir hayatı var Zeynep'in, acı veriyor onu yaşamak. Yine de o dünyayı tanıdığım ve o dünyadan baktığım için mutyluyuım.
Hep dram oynadınız. Komedi denk mi gelmedi siz mi istemediniz? Zeynep de hep üzgün.
Denk gelmedi. Halbuki çok da isterim komedi oynamayı. Şimdi Zeynep'in zor bir hayatı var ve senaryo da onu gerektiriyor.
Setten sonra Zeynep sizi takip ediyor mu?
Set dışında Zeynep sürekli aklıma geliyor. Zeynep olsaydı bunu yapardı ya da bir sahneyi oynuyorum bitiyor ama eve geldiğimde keşke şöyle oynasaydım diyorum. Sette Zeynep'in günlüğünü tutuyorum. Burada şunu hissetmişti şurada şöyle olmuştu diye. Onun duygularını hep not ediyorum.
Zorlayan rolleri seviyorum
Gözünüze kestirdiğiniz oynamadan ölmem dediğiniz bir rol var mı?
Tiyatrodan örnek verebilirim. Arnold Wesker'ın Kökler oyunundaki Betty'yi deneyimlemeyi çok isterim. Aynı zamanda Sırça Hayvan Koleksiyonu'ndaki Laura'yı oynamak isterdim. Gerçekçilik beni çok fazla çekiyor içine. Dizlerim titresin istiyorum.Beni zorlayan rolleri oynamayı tercih ederim. Şimdi Zeynep benim için öyle. O açıdan çok şanslıyım.
Sıradan bir günde Sultan Ulutaş neler yapar?
Ben aslında çok fazla dışarı çıkan bir insan değilim. Belirli etkinlikler dışında dışarı çıkmam. Evde oturup kitap okumayı film izlemeyi seviyorum. Bir şeyler yazarım, belki yemek yaparım. Yemek yapmayı severim. Kendi küçük dünyam bana yetiyor.
Senaryo mu yazıyorsunuz?
Okuldayken oyun yazarlığı dersi aldım. Zaman zaman bir şeyler yazmaya çalışıyorum. Bazen bir hikaye bazen bir oyun bazen bir deneme oluyor. Şuan kendim için yazıyorum. Yazarlık imrendiğim bir şey ama çok fazla deneyim gerektiriyor.
Şanslı biriyim
Çok kısa sürede başrol oynamaya başladınız. Şanslı hissediyor musunuz kendinizi?
Şanslıyım tabii ama emek de sarf ettim. Dört yıl boyunca sadece oyunculuğa konsantre oldum. Birincilikle mezun oldum. Bir şeyler için çabaladıkça hak ettiğinizi de düşünüyorsunuz. Bu kadar çabuk meyvesini almayı beklemiyordum. Benim için de sürpriz oldu. Ama eninde sonunda olacaktı. Zaten bir sürü görüşmeye gidiyordum. Tanınmıyorsanız kimse 'gelsin oynasın' demiyor. Sizinle uzun uzun görüşmeler yapıyorlar, deniyorlar.
Kendinize idol aldığınız oyuncular kimler?
Helana Bonham Carter, Julianne Moore'u çok beğeniyorum, seviyorum. Meryl Streep'e aşığım. Özellikle bağımsız sinemayı takip etmeye çalışıyorum. Bağımsız filmlerde şuan isimleri aklıma gelmeyen ama inanılmaz yetenekli ve gerçekçi oyuncular var. Tanınmış isimlerden ziyade oyunculuğa biraz daha işçilik gözüyle baktığım için "Evet, bu filmde çok iyi iş çıkarmışlar" dediğim çok insan oluyor.
Annem inanmadı
Okuldan sonra hemen televizyona başlamanız tesadüf müydü?
Üçüncü ve dördüncü sınıfta hiç televizyona iş yapmadım. Okuluma ve tiyatroya ağırlık verdim. Tiyatro, okudukça ve öğrendikçe içime işledi. Şuanda da tiyatro yapmak istiyorum ama yoğun çalıştığım için mümkün değil. Ama mutlaka yapmak istiyorum. Asıl isteğim tiyatro ve sinema.
Aileniz oyuncu olmanızı istemiyormuş galiba...
Annem bana inanmadı. Yani hiçbir zaman gerçekten oyuncu olmak istediğime ve olabileceğime inanmadı. Benim ablam da mühendis. Ben de onun peşinden Yıldız Teknik kazanınca annem "kızlarımın ikisi de mühendis oldu" diyerek seviniyordu. "Sigortalı işi olacak, devamlı nerede olduğunu bileceğim". Konservatuara hazırlanırken annem sürekli "kızım CV'ni gönderiyorsun değil mi" diye beni kontrol ediyordu. "Anne biz konuştuk bunları, ben tiyatro okumak istiyorum". Mezun oldum ve dizilerde oynamaya başlayınca kabullendi.