Gerçek Hayat Dergisi'nin bu haftaki kapak dosyasında, kendilerini İslami olarak nitelendiren IŞİD ve Hizbullah gibi örgütleri, siyasetten bağımsız anlamanın mümkün olamayacağına dikkat çekiliyor.
IŞİD'in de Suriye ve Irak'taki faaliyetlerinin yanısıra batılı ülkelerdeki terör eylemleriyle ön plana çıkarak Batı gündemini meşgul ettiğinin belirtildiği dosya haberde, iki örgütün de İsrail'e karşı net bir tavır gösterememesine dikkat çekiliyor: "Hizbullah, IŞİD'a karşı da savaştığını ilan etti ama bugüne kadar açık bir şekilde Hizbullah ve IŞİD'in karşılaştığı bölge hemen hemen yok gibi. Sünni mi selefi mi olduğu tartışılan IŞİD, kendi mezhepsel bakışı dışında kalan herkesi kafir ilan ederek savaş açsa da henüz İsrail'e karşı herhangi bir saldırıda bulunmaması sadece Müslümanlara karşı savaştığı algısı oluşturuyor. Keza Hizbullah da şu süreçte İsrail'e karşı durması gerekirken Sünni Müslümanlara karşı tavrı ile dikkat çekiyor. Bugün Suriye topraklarında Suriye Rejimi, İran, Rusya, Hizbullah, IŞİD, muhalifler arasında kalan halkın yaklaşık 4 milyonu mülteci durumuna düştü. Suriye içinde ise yaklaşık 8 milyon kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı."
Dergi'nin Yayın Koordinatörü Emeti Saruhan'ın hazırladığı haberde, çok sayıda akademisyenin de görüşlerine yer verildi.
"Hizbullah da IŞİD de kendi adlarına savaşmıyor"
Marmara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü ve ORDAF Başkanı Prof. Zekeriya Kurşun'a göre Hizbullah da IŞİD de kendi adına savaşmıyor. İki örgütün de radikalizmden, şiddet ve terörden beslendiğini vurgulayan Kurşun, grupların ortaya çıkışlarındaki benzerliğe dikkat çekiyor. Sünnilere karşı tavır alan bu örgütler, Suriye'deki küçültülmüş 3. Dünya savaşının aktör vekilleridir diyerek Müslümanların bu tür örgütlere meşruiyet kazandıran bütün söylemlerinin yeniden yorumlanması gerektiğinin altını çiziyor.
"Savaşın sebebi mezhep değil yöneticilerin çıkarı"
Yeditepe Üniversitesi Tarih Bölümü'nden Yard. Doç. Dr. Vehbi Baysan ise savaş sebebinin mezhep değil yöneticilerin çıkarları olduğunu vurguluyor. Mezheplerin birbirleri için varoluşsal bir tehdit içermediğini savunan Baysan, örgütlerin başta bölgesel bir yol izlediklerini ancak daha sonra stratejik kararlarla operasyon ve kontrol alanlarının tüm İslam dünyasını kapsar nitelikte olduğunu söylüyor.
"IŞİD aslında Hizbullah'ın işini kolaylaştırıyor"
İstanbul Şehir Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi'nden Prof. Mehmet Ali Büyükkara'nın konuya dair analizleri ise şöyle; “Bu iki aktörü tam da mezhepsel 'iki uç' olarak niteleyebiliriz. Böyle olunca haliyle mezhepler savaşı bir realite oluyor. Fakat şu ilginç durum da gözden kaçmıyor: IŞİD basılı ve görsel yayınlarında İran ve Hizbullah'ı baş düşman olarak göstermesine rağmen, Suriye zemininde bu iki tarafın direkt karşı karşıya gelişlerine yeteri kadar rastlamıyoruz. Anlaşılan o ki, IŞİD ile Esed arasındaki 'saldırmazlık', Hizbullah'a da IŞİD karşısında şimdilik bir koruma sağlamış. Aslında IŞİD, en-Nusra ve Ahrâr gibi diğer Sünni örgütlerle savaşarak Batı Suriye'de Hizbullah'ın işini epey kolaylaştırıyor."
IŞİD ve Hizbullah: Bir paranın iki yüzü
Gazeteci Taha Kılınç, örgütler hakkında “bir paranın iki yüzü" olarak bahsederken, IŞİD'in İran tarafından kullanıldığını dile getiriyor. IŞİD yapılanmasının İran istihbaratı tarafından kontrol edildiğini görmemek imkânsız diyen Kılınç, İran'ın Şii milisler eliyle gerçekleştirilen vahşetleri gözden kaçırdığını, Esed rejiminin tek alternatifinin “kafa kesen Sünni cihatçılar" teziyle dünyanın kafasına kazımak olduğunu belirtiyor. Aynı zamanda Şiilerin Ortadoğu'daki kazanımlarını garantilemesi için, Sünni-Şii uçurumunu sonuna kadar açtığını savunuyor.
Örgütlerin motive aracı: İman
Seta Dış Politika Uzmanı Abdullah Yeğin ise konuya farklı bir bakış açısı getirerek sorunun basiret sorunu olduğuna dikkat çekiyor. Abdullah Yeğin'e göre örgütlerin motive aracı 'iman'. Seve seve ölüme gitmeye motive edebilecek başka gücün olamayacağını söyleyen Yeğin, bu basiretsizliğin dışarıdan tezgâhlanan bir mezhep savaşı olarak görünebileceğini ifade ediyor. Bunun yanısıra Müslümanlar arasında çatışma potansiyelinin zaten mevcut olduğunu ve bu potansiyeli kıvılcımlandırmak için illa dışarıdan bir güce ihtiyaç duyulmayacağının da altını çiziyor.
"IŞİD Irak'ta ABD ile işbirliği yaptı"
Muş Alparslan Üniversitesi Araştırma Görevlisi ve Gazeteci Abdülkadir Şen ise IŞİD'in, Irak savaşı boyunca ABD ile işbirliği yaparak 1 milyondan fazla Sünni'nin Şiiler tarafından katledilmesi nedeniyle intikam amacı taşıdığını belirtiyor. Bunun sosyolojik-tepkisel bir sonuç olduğunu söyleyen Şen, mevcut durumun tıpkı Diyarbakır Cezaevi işkencelerinin PKK'yı doğurması olarak değerlendirilebileceğini söylüyor.
"İkisi de kaosa yatırım yapıyor"
ME Expert Ali Bakeer IŞİD'in varolma sebebinin Hizbullah olduğunu ileri sürerken, iki tarafında kaosa yatırım yaptığını ve ülkeler tarafından bölgeyi manipüle etmeleri için kullanılan araçlar olduğunu nitelendiriyor. Suriyelilerin iki grubu da reddettiğini belirten Bakeer, Hizbullah ve İranlı milis güçleri yenmeden IŞİD'in yenilemeyeceği görüşünde olduklarını da söylüyor.
Diyanet: DAİŞ'in İslamla bir ilgisi yok
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın IŞİD raporuna dair detaylar ise şöyle; “DAİŞ adındaki bu gayrinizami silahlı gücün, uluslararası hukuka ve İslam'ın ahlaki değerlerine aykırı olarak gerek kendilerinden olmayan Müslümanlara gerekse farklı dini inanç ya da ırk veya etnik kökene sahip insanlara karşı yürüttüğü tehdit, öldürme, yaralama, kaçırma eylemlerinin tamamı terör olup, bunları yapanlar da teröristtir. İslam'da cihadın da bir hukuku vardır. İslam dini, savaşta bile olsa kadınların, çocukların ve eli silah tutmayanların öldürülmesine ve eziyet edilmesine cevaz vermez. Bu yapılanlar dinimize göre haksız yere insan öldürmek anlamına gelmektedir. Bu da en büyük günahlardandır. Ayrıca, düşman askeri ya da savaşçıları teslim alındıktan sonra asla öldürülemez veya kafası kesilemez. Çünkü bu durumdaki asker, esir durumundadır; esirlere yapılan muameleye tabi olur. Teslimden sonra da kafa keserek öldürmenin İslam tarihinde bir örneği yoktur. Dolayısıyla Daiş'in Müslümanlarla yaptıklarının da İslam ile hiçbir ilgisi yoktur."