İcazet belge değil istikamettir

Ma’kilî hat eğitimimlerini başarıyla tamamlayan Onur Yıldırımer, Sedat Aktürk, Mehmet Han Akan ve Salih Şahinoğlu, hocaları Hattat Dr. Savaş Çevik’in elinden icazetnamelerini alarak bu kadim sanatın silsilesine adlarını yazdırdılar. İcazetin kendisi için sadece sanat yolculuğunun bir dönüm noktası değil aynı zamanda bir sorumluluğun da başlangıcı olduğunu anlatan Hattat Onur Yıldırımer, “Zira icazet, sadece bir belge değil; bir istikamettir. Ve o istikameti korumak da icazet sahibi olarak hepimizin asli görevidir” diyor.

Latife Beyza Turgut
Arşiv.

Geçtiğimiz hafta İstanbul Tasarım Merkezi, Hattat Dr. Savaş Çevik’in de ifadesiyle “Cumhuriyet tarihindeki ilk ma’kılî hat icazet töreni”ne ev sahipliği yaptı. Hattat Dr. Savaş Çevik’in öğrencisi olarak ma’kilî hat eğitimini başarıyla tamamlayan dört öğrenci; Onur Yıldırımer, Sedat Aktürk, Mehmet Han Akan ve Salih Şahinoğlu hocalarının elinden icazetnamelerini alarak bu kadim sanatın silsilesine adlarını yazdırdı. Ma’kılî yazının Osmanlı döneminde seyrek de olsa kullanıldığını ancak fazla yaygınlığı olmadığını ifade eden Hattat Savaş Çevik, “Daha çok geometrik bir tasarıma dayalı olduğu için icazet verilmemiş” diyor. Ancak bu yazı için de bir eğitimin gerekli olduğunun altını çizen Çevik, “Her ne kadar harfler geometrik, doksan derecelik açılarla ve kamış kalem kullanılmadan resmedilerek yazılan bir yazı olsa da ma’kılî yazının da anatomik kuralları var. Hatta bu kurallar diğer yazı çeşitlerinden daha sert. Çünkü geometrik olan harflerin birbirine benzeme imkânı ihtimali daha fazla, bu bakımdan birbirlerinden ayırt edilebilmesi için kesin, katı kuralları var. Ma’kılî yazı görüldüğü gibi basit bir yazı değil. Hatta kompozisyon itibariyle de son derece zor bir yazı. Özellikle kare formlarda yapılan ma’kılî istiflerde kompozisyonu yapmak oldukça zor” açıklamasını yapıyor. “Şu ana kadar törenli bir şekilde ma’kılî icazeti verilmedi. Duymadığımız, haberimiz olmadan bazı hattat arkadaşlar kendi öğrencilerine ma’kılî konusunda icazet vermiş olabilirler ancak tören olarak medyaya yansıtılarak yapılan bir icazet töreni yok” diyen Çevik, bu açıdan İstanbul Tasarım Merkezi’nde dört öğrencisi için düzenlenen bu törenin Cumhuriyet tarihinin ilk ma’kılî icazet töreni olduğunu söylüyor. Çevik, “Bu sergide ma’kılî yazının en klasik formlarından günümüze ulaşan değişik istifli formlarına kadar çok çeşitli eserler var. Temennim odur ki; ma’kılî yazı da günümüzde mimariye uygun son derece modern görünümlü bir yazı olması hasebiyle üzerinde çalışılır, çalışanlar artar” diyor.

Sanat yolculuğunun dönüm noktası

Sergide 51 adet eser yer alıyor, eserlerin 3 tanesi ise Hattat Savaş Çevik’e ait. “Sanat ve bilim yolculuğuma İstanbul’da başladım. Yazı sanatları ile tanışmam, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Ali Rıza Özcan’ın yönlendirmeleriyle oldu. Bu alana olan ilgim, 2012 yılında Üsküdar Bağlarbaşı Türk İslam Sanatları İhtisas Merkezi’ne kabul edilmemle birlikte daha da derinleşti” ifadelerinde bulunan Onur Yıldırımer, üç yıl boyunca Etem Çalışkan, Dr. Savaş Çevik ve Ömer Faruk Dere gibi isimlerden dersler almış. Yurt içi ve yurt dışında birçok sergiye katılarak, atölyelerde eğitmenlik yapan Yıldırımer, 2019’dan bu yana İstanbul Tasarım Merkezi’nde kaligrafi eğitimi veriyor. “Bu sanat, zamanla sadece bir ilgi alanı değil, hayatımın merkezine yerleşen bir ifade biçimi oldu” diye konuşan Yıldırımer, aldığı icazetle ilgili duygularını şöyle dile getiriyor: “Cumhuriyet tarihindeki ilk ma’kılî hat icazet töreninde yer almak ve bu özel törende icazetimi almak benim için tarif edilmez bir onurdu. Bu an, benim için sadece bir sanat yolculuğunun dönüm noktası değil; aynı zamanda büyük bir sorumluluğun da başlangıcıydı. Umuyorum ki bizler devraldığımız bu kadim mirası hakkıyla taşıyabilir, sanatın ruhunu ve vakarını bozmadan geleceğe güçlü izler bırakabiliriz. Zira icazet, sadece bir belge değil; bir istikamettir. İstikameti korumak da icazet sahibi olarak hepimizin asli görevidir.” Savaş Çevik’in ve öğrencilerinin seçkin eserlerden oluşan Ma’kılî Hat Sergisi 22 Haziran 2025’e kadar İstanbul Tasarım Merkezi’nde ziyarete açık olacak.

Hat sanatını ma’kılî ile tanıdım

Hüsn-i hattı ma’kılî hat öğrenme isteğiyle tanıdığını anlatan Salih Şahinoğlu, “1993’ten bu yana devam eden kemik obje yapımında, patentini aldığım kök boyalarla renklendirilmiş kemik tozu ve kemik mozaik kullanmaya başladığımda, bu mozaiklerle, çok ilgi duyduğum ma’kılî hat yapabileğimi anladım. Önce rika dersleri aldım, sonra sanatçı hattat Savaş Çevik Bey’in öğrencisi oldum ve halâ devam ediyorum” diyor. Zamanla ma’kılî çalışmalarını hocasına göstermeye başladığından bahseden Şahinoğlu, “Nihayetinde Cumhuriyet tarihinin ilk ma’kılî hat icazeti alan dört kişisinden biri oldum. Halen hocamla derslerime devam ediyorum” açıklamasını yapıyor ve ekliyor: “Hocam Savaş Çevik’in sayesinde Cumhuriyet tarihinin ilklerinden olmak güzel bir duygu, hocama minnet doluyum, sevgi ve saygılarımı iletiyorum. Kendimi; Sanatçı Hattat Emin Barın ve öğrencisi Sanatçı Hattat Savaş Çevik beylerin bir devamı olarak görmek isterim ve bunun için de var gücümle çalışmaya devam ediyorum.”

Kurduğumuz irtibatın nişanesi

Bu sanat yolculuğunda Savaş Çevik’ten yalnızca hat ve kaligrafi değil, tüm yazı sistemleri ve yazı kültürü üzerine derinlikli, tetebbuatlı bilgiler edindiğinden bahseden Sedat Aktürk, “Hocamızın rehberliği sayesinde hem sağdan sola hem de soldan sağa yazılan farklı alfabeleri tanıdık, yazdık; yazının evrensel boyutunu kavradık. Yazının tarihsel, kültürel ve estetik zenginliğini içselleştirme fırsatı bulduk. Bugün bir yazı öğretmeni olarak kendimi ifade edebiliyorsam, bunda en büyük pay hocamızındır” diyor. İcazetin şahsi bir başarı değil aynı zamanda İslâm yazı sanatlarının ihyası adına da önemli bir kırılma noktası olduğunu anlatan Aktürk, “Uzun bir aradan sonra, Ma’kılî yazının ilk icazet töreninde bulunmak; hem geçmişle kurduğumuz irtibatın bir nişanesi, hem de geleceğe bu sanatla güçlü bir mesaj verme arzumuzun bir sonucudur. Bu icazet, sadece bir belge değil; aynı zamanda yazıya, köklerimize, mimariye ve İslâm estetiğine duyduğumuz vefanın simgesidir” diyor.

Ma’kilî dikkat çekici bir yazı

Sanat hayatına Sinan Sinangil’den kaligrafi eğitimi alarak başlayan Mehmet Han Akan kıymetli ustalarla çalışarak 2010 yılında nesih, celi nesih, sülüs, celi sülüs ve rik’a yazı türlerinde icazetini almış. 2024 yılından itibaren Dr. Savaş Çevik ile ta’lik ve ma’kılî yazılarda meşkine devam ediyor ve 2010 yılında Eyüp Sultan Sanat Merkezi bünyesinde açmış olduğu atölyesinde hüsn-i hat ve kaligrafi sanatında öğrenciler yetiştiriyor. Akan hocası için, “Dr. Savaş Çevik’in bize verdiği çok büyük bir emek var. Bizleri ilmek ilmek işleyip yetiştirdi. Bütün kazanımlarını ve donanımlarını sevgiyle bizlere aktararak yetişmemizi sağladı” diyor. Cumhuriyet tarihinde ilk ma’kilî icazet töreninde icazete layık görülmenin kendisi için son derece mutluluk verici olduğunun da altını çizen Akan, “Elbette, ki bu bize önemli sorumluluklar da yüklemektedir. Bizler inşallah Rabbimin takdir ettiği ömür içerisinde, kıymetli hocamızın gösterdiği istikamette öğrenciler yetiştirmeye ve ilim irfan noktasında yenilikler yapmaya ve üretmeye devam edeceğiz. 90 derecelik açılarla önemli bir metotla ve hassas bir denge ile yazılan bu ma’kilî hat yazısı son derece dikkat çekicidir. Klasik yazı geleneğinden kopmadan ve bırakmadan bu yazının da gelişmesine katkı sunma sorumluluğumuzu yerine getirmemiz lazım” şeklinde konuşuyor.