Kanada'nın ABD sınırı yakınlarındaki bir Kızılderili kasabasında hayatlarını zorlukla sürdüren iki kadın, eşinden boşanmış orta yaşlı bir dul olan Ray ile yine eşi tarafından terk edilmiş genç Mohawk yerlisi Lila, yıkıcı ekonomik koşullar karşısında ayakta kalabilmek için kaçak göçmen taşıma işine bulaşırlar. Her ikisi de yavrularının karşısında çaresizlik içinde kıvranan birer annedir.
Kanada-ABD sınırını oluşturan ve kış aylarında donan St. Lawrence ırmağını köhne bir kamyonetle geçerek göçmenleri umuda taşıyan ikili, karşı kıyıya yaptıkları her yolculuk öncesinde, kendi kendilerine “bunun son işleri olacağına” dair sözler verip dururlar.
GERÇEK OLAYLARDAN ESİNLENEN SARSICI BİR YAPIT
Ayağı yere sağlam basan, “gerçekçi” bir sinema yazarı, mesleki değerlendirmelerinde “yedinci sanat”ın ticari cephesini, yani kitleleri eğlendirme misyonunu saygıyla karşılamak zorundadır. Ben de bütün bir meslek hayatım boyunca, pahalı bir sanat formu konumundaki sinemanın, ilgiyi diri tutmak ve ekonomik döngüyü sağlamak için elzem olan bu yönünü es geçmemeye özen gösterdim.
Sinemanın eğlendirici ve hoşça vakit geçirtici bu yönünü seviyor, loş salonlarda yaşanan böylesi bir “kafa boşaltma” molasına hepimiz ihtiyaç hissediyoruz. Ancak, zaman zaman söz konusu endüstriyel döngüden -Courtney Hunt'un dokunaklı filmi “Donmuş Nehir”de olduğu gibi- saf bir sanat formuna iyice yaklaşılan öylesine sıra dışı örnekler çıkıyor ki, bunlarla karşılaştığımda hem sinemasever olmaktan, hem de mesleğimi icrâ etmekten dolayı ekstra bir keyif alıyorum.
Amerikan bağımsız sinemasının umut vaad eden kadın yönetmenlerinden Hunt, katıldığı bütün festivallerde alkışlarla karşılanan ve şimdiye kadar da 20'yi aşkın ödül kazanan bu ilk yapıtında bizlere, çok uzak bir coğrafyada yazılmasına karşın dizeleri son derece tanıdık gelen evrensel bir şiir sunuyor. Yoksulluğun insan fıtratını nasıl da bozup kirlettiğine ilişkin hüzünlü bir şiir bu…
İnsan onurunu ayakta tutmayı her geçen gün biraz daha zorlaştıran yıkıcı bir yoksulluğun karşısında, insanoğlunun dişisinin sahip olduğu en kuvvetli içgüdü, “annelik içgüdüsü”nün çağrısına uyarak evlatlarını bu koyu sefaletten kurtarmaya çırpınan iki kadınla tanışıyoruz Hunt'ın anlatısında... Ki senaryo da bütünüyle gerçek olaylardan esinlenerek yine yönetmen tarafından yazılmış. O yüzdendir ki bünyesinde kadınlara özgü bir duygusallığın, kadınca bir dokunuşun bütün güzelliklerini fazlasıyla barındırıyor.
Hunt, geçen yıl kendisiyle yapılan bir söyleşide, “Bu filmin senaryosunu yazmaya, St. Lawrence Irmağı üzerinde arabalarıyla kaçakçılık yaparak çocuklarının geçimini sağlayan kadınlardan ilk kez haberdar olduğum gün karar verdim” diyordu, “O kadınların, para kazanabilmek için göze aldıkları riskler çok fazlaydı ve yakalandıklarında yıllarca hapis yatabilirlerdi. Beni de kaçakçılık eyleminin kendisinden ziyade, bu risklerin ne tür koşullar altında alınabileceği sorusu cezbetti. Böylelikle, Kanada'daki küçücük bir köy üzerinden, değişik kültürlere mensup bütün kadınların evrensel annelik mücadelesini anlatmış olduk.”
GEÇ KEŞFEDİLMİŞ BÜYÜK BİR YETENEK: MELİSSA TEO
Plattsburgh'da sıfır derecenin altındaki zorlu hava koşullarında çekilen “Donmuş Irmak” için, çekim ekibi eldeki sınırlı bütçeye rağmen cansiperane bir çalışma ortaya koymuş ve film yöre halkının da dostane katkılarıyla 24 günde tamamlanmış.
Sözün burasında, geçen yıl “en iyi kadın oyuncu” kategorisinde boy gösterdiği irili ufaklı bütün yarışmalarda performansıyla jüri üyelerinin gözlerini yaşartan Melissa Teo'ya da (1960, New York, ABD) özellikle değinmek gerek… Oyunculuğa 1980'li yılların ortalarında televizyon dizilerinde başlayan Teo, yine filmin yapım notlarından öğrendiğimiz üzere, çekimler boyunca kendisine göre nisbeten daha kıdemsiz rol arkadaşı, kızılderili kökenli Misty Upham (1982, Montana-ABD) başta olmak üzere setteki herkesi âdeta “bilge bir abla” edasıyla motive etmiş, çoğu amatör olan kadronun sert hava koşulları karşısında gardının düştüğü zamanlarda bir psikolog gibi çalışarak yönetmenin sağ kolu olmuş. Bu tavrı da filmde büyük bir başarıyla ortaya koyduğu o unutulmaz “fedakâr anne” performansının ardındaki sırrı açıklıyor aslında… Kariyerinin büyük bir bölümünü sıradan yapımlarda oyalanarak geçirmek zorunda kalmış, bu yüzden de keşfedilmesi ta “Donmuş Irmak”a kadar ertelenmiş büyük bir yetenek Teo…
“Donmuş Irmak”, gerek anlattığı yürek burucu öykü, gerekse bu öyküyü tokat gibi bir gerçekçilik duygusu eşliğinde beyazperdeye aktaran duru yönetimi ve hayranlık uyandırıcı oyunculuklarıyla, son yılların en iyi filmlerinden biri. Sinemanın her türlü şamatacı gösterinin gişe cazibesini kenara itip “saf sanat”a dönüştüğü bir örneğe tanık olmak istiyorsanız kaçırmayın.
DONMUŞ IRMAK / Frozen River
Yapım Yılı ve Ülkesi: 2008, ABD yapımı
Türü ve Süresi: Polisiye Drama / 97 Dakika
Yönetmen: Courtney Hunt
Oyuncular: Melissa Leo (Ray Eddy), Misty Upham (Lila Littlewolf), Charlie McDermott (T.J. Eddy
İçerik Uyarıları: Kısa bir çıplaklık, yanısıra da argo konuşmalar içerdiğinden, 15 yaşından küçükler ve bu tür temalardan hoşlanmayanlar için uygun değildir.
Yıldız Puanı: * * * 1/2
FİLMİN KAZANDIĞI ÖDÜLLER