Kafede ben eğleniyorum eşim çalışıyor

Oyuncu Esra Akkaya 8 yıl sonra 20 Dakika dizisiyle ekranlara dönüş yaptı. Oyunculuk haricinde eğitmenlik yapan ve Kalamış'ta eşiyle birlikte açtığı Tatlı Huzur kafesini işleten Akkaya, mekanı arkadaşlarını ağırlamak için kullandığını söylüyor.

Kübra Sönmezışık
Kafede ben eğleniyorum eşim çalışıyor

Esra Akkaya 8 yıl ara verdiği oyunculuğa 20 Dakika dizisiyle dönüş yaptı. 8 yıl içinde ne yaptığını öğrenmek için eşiyle birlikte açtığı Kalamış'taki Tatlı Huzur kafenin yolunu tuttum. İngiliz tarzı beyaz mobilyalarla döşenmiş bu mekan küçüklüğü ve sessizliği ile insanın içine huzur veriyor. Esra Akkaya'yla hem oyunculuk hem de işletmecilik mesleği üzerine konuştuk.

Daha önce mekan işletmeciliği konusunda tecrübeniz var mı?

Evet. 4 yıl boyunca Alçera adında bir kafenin işletmeciliğini yapmıştım. Anadolu yakasında oturanların bildiği bir mekandı. İçinde tiyatro, sergi, sinema salonu ve büyük bahçesi olan bir projeydi. Atölyelerde dersler yapılıyor, oyun turnuvaları düzenleniyordu. Benim için ciddi bir tecrübe oldu.

Mekan açmak neden bu kadar cazip geliyor?

Eğlenceli. İnsanları ve insanlarla vakit geçirmeyi seviyorum. Bir mekanın dekorasyonunu yapmak, şekil vermek hoşuma gidiyor. Mesela ev dekorasyonu da bana çok keyif verir. Dekorasyonu hem kendimi hem de çevremdekileri mutlu edecek şekilde yapmayı seviyorum. Bu benim yuvaya olan düşkünlüğümden kaynaklanıyor. Kendi yuvamı dekore ettim ve içinde yaşıyorum. Fakat oraya çok fazla insanı davet edemiyorum. Kafeniz olduğu zaman evden daha büyük bir ortam olduğu için kalabalık misafirlerimi rahatça ağırlayabiliyorum.

Bu mekana gelenler Esra Akkaya ismine mi yoksa Tatlı Huzur'a mı geliyor?

Tatlı Huzur'a geliyor. Aslında bu kafeyi ben değil, eşim işletiyor. Bu defa sefa sürüyorum gerçekten. Sadece mekanın dekorasyonu gibi sevdiğim alanlarıyla ilgilendim. İşletme kısmına karışmıyorum. Tabi ki mekanın tanıtımına katkılarım oldu. Tatlı Huzur'da ben olduğum için röportajlar yapıldı. Sosyal medya üzerinden takip edenlerin sayısı mekanın adına duyurmaya için çok yararlı oldu. Daha sonra mekana gelenler Tatlı Huzur'un tanıtımını yaptılar. Müşteri değil misafir oldular ve ev sahibi gibi kendi misafirlerini davet ettiler. Yaş günleri, partiler, toplantılar için bu kafeyi tercih ediyorlar.

Mekanı oluştururken hangi tarzı tercih ettiniz?

Beyaz İngiliz tarzı mobilyaları çok seviyorum. Evimin dekorasyonu da böyle olduğu için eşim de çok alıştı. Neşeli objeler, tabak ve dekoratif eşyalar tercih ettim. Kafenin içindeki bahçe yurt dışındaki kafeler gibi avlu imkanı sunuyor. Bahçenin içindesiniz ama sizi kimse görmüyor. O yüzden mekanı caddenin üzerinde tercih etmedim.

ÇORUM'DAN GELEN BİLE VAR

Evinize yakın mı?

Çok yakın yürüyerek gidip gelebiliyoruz.

Kimler geliyor?

Asıl hedef kitlesi çevre değil. Şehirlerarası müşterisi var. Çorum'dan iki haftada bir kahvaltıya gelen müşterilerimiz var. Beylikdüzü Avcılar gibi uzun mesafe sayılacak yerlerden gelenler de var. Tatlı Huzur'un kitlesi sadece Kalamış değil. Ben kendi misafirlerimi de burada ağırlıyorum. Mesela geçtiğimiz haftalarda 20 Dakika dizisinin oyuncu kadrosunu ağırladım. Otuz kişilik bir ekibi evimde ağırlamak çok zor olurdu. Kafedeki yardımcılarla birlikte misafir ağırlamak çok daha keyifli oldu.

Ne kadar zamanınız burada geçiyor?

Neredeyse bütün günüm burada geçiyor. Çünkü ajansım kafenin yanında. Öğle yemeklerini burada yiyorum ve ajansa dönüyorum.

Kendinizi iyi bir işletmeci olarak tanımlıyor musunuz?

Hayır. Çünkü iyi işletmeci rasyonel olmalı ve kar-zarar hesabı yapabilmeli. Ben öyle hareket etmiyorum. Sadece sezgileri kuvvetli ve yaratıcı biriyim. İnsanların neyi beğenip neyi beğenmeyeceği konusundaki öngörülerim genellikle tutuyor. Eşim rasyonel biri olmasa tek başıma bir mekan işletemem. Aklıma geleni yapma gibi bir lükse sahibim. Eşim işletmesiyle uğraşırken ben eğleniyorum.

İNSANLARIN SAYGISI AZALABİLİYOR

Oyunculuk egosu yüksek bir iş. İnsanlar sizi bu mekanda gördüklerinde kafalarında var olan imajın yıkılma ihtimali sizi korkutmuyor mu?

Evet oyuncunun egosu yüksek ama bu kibir anlamına gelmemeli. Çünkü kibirliyseniz hiçbir işi yapamazsınız. Nasıl fotoğraf çektirmeye gelen kişiyi sevgiyle yaklaşıyorsam bu mekana gelenleri de sevgiyle karşılıyorum. Bu benim aileden aldığım terbiye. Aile kuvvetli bir temel verdiyse sonradan oyuncu olmakla değişmezsiniz. Yani kibirli değilseniz oyuncu olduğunuz için kibirlenmezsiniz. Fakat insanların size saygısı azalabiliyor. Aradaki mesafeyi birden kaldırıyorlar. Özel bir anınızda fotoğraf çektirmek isteyip oyuncu olduğun için seninle istediği gibi konuşan insanlar çıkabiliyor. Bu tarz insanlara ve durumlara karşı sınır koyuyorum. İnsanları idare etmek konusunda iyiyimdir.

OYUNCULUK MESLEĞİ KAPI ÖNÜNE BIRAKILMAZ

Kafeye girdiğinizde oyunculuk şapkanızı çıkarıyor musunuz?

Hayır. Çünkü meslek öyle bir şey değil. Bir su tesisatçısı da geldiğinde su gideri nerede diye bakıyor. Bir kısmı mesleki deformasyon bir kısmı da kendini gerçekleştirme yöntemi. İşinizi unutamıyorsunuz. Ben oyunculuğun bu yönünü seviyorum. O yüzden sıyrılmak istemem.

Her yerde aynı mısınız yoksa bulunduğunuz mekan sizi değiştirir mi?

Her yerde aynıyım. Çünkü hayatımı bana ait beceriler üzerine kurdum. Yapabildiğim şeylerle ilgileniyorum. Öğrenmek, öğretmek, koçluk, hayatı renklendiren şeyleri bulup yapıyorum. Yaptığım şeyler benim özelliklerimi yansıtıyor. O yüzden hepsini yönetebiliyorum. Hiç birşeyi sonradan yapmaya çalışmadım. Eğer öyle olsaydı zaten beceremezdim.

SARP VE KAYA İLE İYİ BİR EKİBİZ

Mimar Sinan'a girdiğiniz zamanki hayattan beklentinizle şimdiki beklentileriniz arasında fark var mı?

Hiçbir fark yok. Moda'da yaşayan memur bir ailenin üç çocuğundan biriyim. Üniversiteye girerken oyuncu olmayı çok arzu ederek ve oyuncu olacağımı bilerek girdim. Bunu böyle olacağını 13 yaşımdan beri biliyordum. Oyunculuğu ünlü olmak için değil, meslek sahibi olmak için tercih ettim. Mesleğim olduktan sonra cefasını da çektim sefasını da sürdüm.

Cefa?

Her meslek gibi öğrenme yolu çilelidir. O dönemde çok fazla çalışırdım ve ustalarımdan bir sürü azar işitirdim. Daha sonra yavaş yavaş meyvelerini almaya başladım. Oyunculuk şefliğe benziyor. İki kek yapmayı öğrenip mutfağa girince aslında işin o kadar kolay olmadığını anlıyor. Meslek olarak yaptığınızda oyunculuktan çok keyif almazsınız. Yeri geliyor bütün temel ihtiyaçlarınızı bir kenara bırakmak zorunda kalıyorsunuz.

Oyunculuğa neden bu kadar ara verdiniz?

Aktif olarak yapmadım. Oyunculuk ajansımla oyunculara kariyer planlamaları yaptım. Ayrıca kendim koçluk eğitimi aldım. Sekiz yıl içinde konservatuarda aldığım eğitimden çok daha sıkı bir eğitim aldım. Türk ve yabancı hocalardan farklı metodlar öğrendim. Öğrendiklerimi öğrettim. Sadece dizi oyunculuğuna ara verdim o kadar. Kardeşlerimle birlikte kurduğum hem menajerlik hem de oyunculuk okulumuz var.

Kardeşleriniz Sarp ve Kaya da sizin gibi oyuncu. Onlara siz mi ilham verdiniz?

Onlar benden daha avantajlıydı. Çünkü aileye oyunculuğu meslek olarak kabul ettirmek çok zor. Bu belli bir zaman aldı. Ben her zaman oyunculuktan ekmeğimi kazandım. Aradan on yıl geçtikten sonra Sarp ve Kaya'nın oyunculuk yapma konusunda işleri daha kolay oldu. Aç kalmadığımı görünce oyuncu olmamızdan çok mutlu oldular.

Bir araya geldiğinizde ne konuşursunuz?

Biz hep bir arada olan üç kardeşiz ve çok yakın yerlerde oturuyoruz. Hemen her gün görüşüyoruz. Sarp ve Kaya zaten ajansta çalışıyorlar. O yüzden aile toplantılarında iş konuşmuyoruz eğleniyoruz. Komik bir aileyiz. Zaten Sarp ve Kaya çok komik çocuklar. Bu birliktelik hayata karşı bizi çok güçlü kılıyor.

En çok katılım diyet seminerine

Kafede sanat tarihi ve astroloji gibi eğitim programları var…

Astroloji eğitimi bitti ama yine olacak. Ben koçluk eğitimi veriyorum. Önümüzdeki günlerde çiçek tasarımcısı Ebru Güven ev içindeki kırık ama farklı objelerin içine çiçek yerleştirmeyi öğretecek.

Eğitim programlarına katılım nasıl?

Güzel. En çok katılım diyet eğitimlerine oluyor. Dukan yemek tariflerini yazan arkadaşımıza imza günü düzenledik. O burada bir seminer verdi ve biz o güne özel açık büfe hazırladık. İnsanların ilgisi üzerine bu organizasyonu birkaç kez gerçekleştirdik. Ağır eğitimlere ilgi daha zayıf. Edebiyat ve tarih atölyeleri Avrupa yakasında yoğunlukta. Anadolu yakasında bu tarz eğitim veren yerlerin az olmasına rağmen insanlar çok tercih etmiyor. Ben de talebe göre hareket ediyorum.

Menüyü arkadaşlarımız hazırladı

Menüleri siz mi oluşturdunuz?

Her işi uzmanına bırakmaktan yanayım. Önce birkaç profesyonel aşçı şeflerle görüştük. Çok sıradan menüler ortaya çıktı. Her yerde yapılan kekler veya yemekler vardı. Sonra eşimle oturup 'ne olabilir acaba?' diye düşündük. Arkadaşlarımıza misafirliğe gittiğimizde bize yaptıkları ikramların içinde mutlaka special bir çeşitleri var. Mesela; Meleğin evine kurabiyesi için, Gamze'nin de kanepeleri için gideriz. Bu konuyu arkadaşlarımızla paylaştık ve herkes kendi iyi yaptığı bir çeşidi kafenin mutfağına girip aşçıya öğretti. Ortaya başka bir yerde yiyemiyeceğiniz güzel bir menü ortaya çıktı.

Tavsiye ettiğiniz bir çeşidiniz var mı?

Kimse çikolatalı kurabiyemizi yemeden yaşadığını iddia etmesin.