Hayati Sır, yeni kitabı “Kalbin Kurtuluşu” ile okurlarını derin bir iç yolculuğa davet ediyor. Dünyanın gürültüsünden, ekranların esaretinden, kalbi karartan tüketim çağından sıyrılarak insanın özüne dönüşünü mümkün kılan bir kurtuluş haritası sunuyor. Kötülüğün küresel ve teknolojik gücünü gözler önüne sererken, kalbi korumanın yolu, kötülüğe karşı acil olarak nasıl ‘birlik’ olunacağı, umudu ‘canlı’ tutmak için neler yapılması gerektiğini de anlatıyor. Hayy Kitap etiketiyle okurlarıyla buluşan kitapta Sır, dünyada olup bitenlerin Kur’an’ı bugünden okuyarak anlaşılacağını ve ne olursa olsun kurtuluşun mümkün olduğunu söylüyor.
Kur’ân’ı anlayıp okumak mânevî zırhtır
Kitabınızda sık sık ‘ilk hâl’e dönmekten, insanın yaratılış anındaki saflığına ulaşmaktan bahsediyorsunuz. Bu “ilk hâl”e dönüşü çağımızda mümkün kılan en temel unsur sizce nedir?
İlk günahla başladı insanın dünya hayatı, ama o ilk ânda günah yoktu. İnsan, Rabbiyle yalnız olduğu, ruhunun üflendiği o saf hâle dönmelidir. Şeytan bu hâli bozmak ister; cep-putlarıyla meşgul eder, nur yerine ateşe yönlendirir. İnsanı fıtratından koparır, huzurdan uzaklaştırır, nefsini ve kibrini öne çıkarır. Böylece insan, nur olup cennete gideceğine, şeytanın peşine düşer. Oysa şeytanın gücü yoktur; ona güç veren insandır. Aldanmaz, Kur’an’da yaşamaya gayret ederseniz, meleklerle irtibat kurarsınız ve huzurda kalırsınız. İlk hâlinden çıkmayan, fıtratını koruyanlar nurla kalır ve cennetlik olur. Allah, onlarla beraberdir.
Kitabınızda Kur’an’ı sadece okumak değil, onun içinde “yaşamak” gerektiğini söylüyorsunuz. Sizce bugünün insanı Kur’an’la nasıl bir bağ kurmalı ki kalbini gerçekten nurlandırabilsin?
Kur’ân’dan uzaklaşırsanız kaybolursunuz, kendinizi kaybedersiniz. İnsan şeytana esir düşer, cenneti kaybeder. Aslında çok basittir hayatta kalıp günahsız yaşamak. Kur’ân’ı anlayıp okumak mânevî zırhtır, koruyucudur, şifadır. Kur’ân aynadır, ilme’l yakîn olmak budur. İnsan Kur’ân’ın içinden huzura yükselir ve iman kalbine indiğinde sahici bir Müslüman olur. Bugünün insanı seküler hazlara kapıldı. Bilim, ilim bir şey ifade etmiyor. Ekranlar karşısında esir alındılar. Diziler, futbol, yarışmalar. Kitlesel narsizm var. Durmadan fotoğraf paylaşıyorlar, mahremlerini sakınmıyorlar. Başları ekranlarda, hayat akıyor. Zulüm yayılıyor, çocuklar ölüyor, umursamıyorlar. Ne yapabiliriz değil mi? Evet, iyiliği emretmek. Kötülükten başka türlü sakındıramayız. Yine de iyilikle, güzellikle. Çocuklarınıza, herkese iyilikle emredin. Kur’ân insanın dostudur, sığınağıdır. Dertleşir sizinle, anlar sizi. Kur’ân huzur verir, dışınızdaki gürültüye rağmen içiniz huzurludur. İman kalbe iner, İslam sizinle yayılır. Örnek olursunuz, tebliğ sizinle devam eder. Sayımız artar. Her mümin İslam elçisidir. Hayatınızla, bilginizle, davranışınızla, ibadetinizle çevreniz sizi örnek alır. Hepimizin görevi budur. Peygamber Efendimize ahir zaman ümmeti olmak.
Doğaya dönün gerçeğe dönün
“Kalbin Kurtuluşu” için sıklıkla zikre ve ‘Esma’lara vurgu yapıyorsunuz. Günümüz gençliğiyle bu dili nasıl buluşturmalı?
Yeni bir tebliğ diline yıllardır çalışıyoruz. Kısa, öz, yalın bir anlatım. Herkes anlayacak ve Kur’ân’a yönelecek. Kur’ân’sız olmaz. İnsan neden yaratıldığını bilemez. Cennet, dünya, cehennem, iyilik, kötülük, aşk, İlâhî Aşk nedir bilmez. Kendini bilmez. Yeni bir dile ihtiyaç var, yoksa insan uyanmayacak. Bugün yaşananlar ve sessizlik, Kur’ân’ı bilmemekten. Kur’ân’ı anlatmakla görevli olanlar bile Kur’ân’ın dışında kalmış. Bilimi, teknolojiyi, farmakolojiyi, astrofiziği takip etmiyorlar. Gençler seküler hazlara kapıldı. Sanal âlemde her yere giriyorlar. Peki mutlular mı? Değiller. Amerika’daki veriler gösteriyor ki internette uzun vakit geçiren gençler, özellikle kızlar, çok mutsuz ve intihara meyilli. Kıyaslamalarla kendilerini değersiz hissediyorlar ama yine de devam ediyorlar. Bu bağımlılıktır. Gençlere tavsiyem: Sokağa çıksınlar, yağmurda yürüsünler, ağaçlara sarılsınlar, güneşte kitap okusunlar. Teknolojiyi kısa süreli kullansınlar. Kendilerini deşifre edecek yerlere girmesinler. Bilgiyi alıp kapatsınlar. Aksi hâlde sanal hapishanelere esir olurlar. Kur’ân’ın dışında yaşayan, ruhu tanımayan kurtulamaz. Kur’ân’a göre yaşayan insan, İlâhî Aşka yönelir. Aşk, hakikattir. Hakikatten ayrılan, sanal gerçeklikte kaybolur. Tevhit bilgisi hakikat bilgisidir. Allah birdir. Kurtuluş, Allah’a salih amel işleyen kullar olmaktır.