Kalıcı refahın yüzyılı: Mali politikalara 30 yıllık vizyon

İkinci yüzyılında Türkiye, gıdada ve enerjide arz güvenliğini sağlamış, yüksek katma değerli üretim ve ihracata dayalı büyüme modeliyle cari fazla veren, kalıcı fiyat istikrarını tesis etmiş, çevreye duyarlı ve doğal afetlere karşı direnç kazanmış bir ekonomi olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Hazine ve Maliye Bakanlığının 12’nci Kalkınma Planı’nın sonunda milli gelirin 1,6 milyon dolara, kişi başına gelirin ise 17 bin doların üzerine çıkması hedefleniyor. 2053 vizyonu kapsamında Türkiye dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girecek ve verimliliğini ve rekabetini artırmış bir ülke olacak. Böylece müreffeh Türkiye’nin sağlam yapı taşları 2025 ve sonrasında atılacak.

Ali Kürşat Büyükada
Fotoğraf: Arşiv

Sürdürülebilir yüksek büyüme ve kalıcı refah artışı için fiyat istikrarını ön plana alarak yeni vizyonunu belirleyen Türkiye, maliye ve gelirler politikalarında eşgüdüm ve yapısal reformlar ile dezenflasyonu sağlarken, diğer taraftan sürdürülebilir yüksek büyümeye doğru yol alacak. 12’nci Kalkınma Planı dönem sonu olan 2028 yılı itibarıyla milli gelirin 1,6 trilyon dolara, kişi başına gelirin 17 bin 554 dolara ulaşmasını ve enflasyonun tek hanelerde kalıcı olması hedefleniyor. 2028 yılında, Türkiye’nin uluslararası doğrudan yatırımlardan aldığı payın yüzde 1,5’e, turizm gelirlerinin 100 milyar dolara, yurt dışı müteahhitlik hizmetleri hacminin 30 milyar dolara ve Ar-Ge harcamalarının milli gelire oranının yüzde 2,05’e yükselmesi amaçlanıyor.

30 yıl sonra Türkiye’nin 2053 vizyonu kapsamında Türkiye, dünyanın en büyük 10 ekonomisinin arasında yer alacağı ve dünyanın en değerli 100 markası arasında en az 5 markaya ev sahipliği yapması hedefleniyor. Bu vizyon doğrultusunda Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından sunulacak destekler ve yönlendirmeler ile verimlilik artırılacak ve rekabet güçlendirilecek. Bu kapsamda, dijital dönüşüme katkı sağlayacak yapay zeka, nesnelerin interneti ve büyük veri analitiği gibi teknolojilerin gelişmesini ve yaygınlaşması sağlanarak Türkiye’nin maliyesi geleceğe hazırlanacak.

BÜYÜME KATLANARAK ARTACAK

2025 yılı ve sonrasında Türkiye, makro finansal istikrarı pekiştirme ve dezenflasyon sürecini hızlandırma hedefiyle ilerliyor. Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda Türkiye, dünya ekonomisinde güçlü bir yer edinmek için altyapısını, üretim gücünü ve iş gücünü daha da geliştirmeyi hedefliyor. 2023 yılında yüzde 5,1 oranında gerçekleşen büyümenin, 2024 ve 2025’te dengeli bir şekilde devam etmesi bekleniyor. Türkiye’nin ticaret ortakları olan Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgelerindeki büyüme hız kazanacak. Bu durum, Türkiye’nin küresel finansal koşullardaki iyileşmeden ve emtia fiyatlarındaki gerilemeden fayda sağlamasına olanak tanıyacak. Türk lirasına artan talep ve güçlenen rezervlerle birlikte Türkiye’nin dış finansmana erişimi daha istikrarlı bir zemine oturacak.

ADIM ADIM CARİ FAZLAYA

Türkiye’nin dış finansmana erişimi iyileşiyor, Türk lirasına olan talep artıyor ve rezervler güçleniyor. Türkiye’nin ekonomik politikaları, dış kırılganlıkları azaltmaya ve makro finansal istikrarı pekiştirmeye yönelik başarılar elde etmiş durumda. Son 20 yılda cari açığın milli gelire oranı ortalama yüzde 3,8 iken, 2023 yılı itibarıyla bu oran, alınan tedbirlerle yüzde 0,8’e düşürüldü. Böylece Türkiye yeni yüzyılında ve yeni vizyonunda cari açıktan kurtulup cari fazla verme yönüne emin adımlarla ilerliyor. En büyük örneklerinden biri ise 2024 yılında üç büyük kredi derecelendirme kuruluşu tarafından notu iki kademe artırılan tek ülke Türkiye oldu.

ENERJİDE BAĞIMSIZ TÜRKİYE

Türkiye, yerli ve yenilenebilir enerji kapasitesini daha da artırmayı hedefliyor. Yenilenebilir enerji yatırımları hızlandırılarak elektrik üretiminin yüzde 59’unu bu kaynaklardan sağlamayı amaçlıyor. Ayrıca, Gabar başta olmak üzere yerli petrol ve Karadeniz gazı başta olmak üzere doğal gaz üretimine yönelik yatırımlar da artırılacak. Türkiye’nin enerji sektörü, bağımsızlık ve sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda güçlenecek ve ülkenin ekonomik büyümesinde önemli bir itici güç olacak. Böylece Türkiye’nin cari açığında en önemli rol oynayan etken olan enerjinin düşüşüyle cari açık azaltılarak bitirilecek.

FİYAT İSTİKRARI ANA HEDEF

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ekonomi kurmaylarının açıkladığı OVP, ekonomik büyümeyi sürdürülebilir kılacak yapısal reformları kapsayan detaylı bir yol haritasını Türkiye’nin yeni yüzyılına uyarlayacak. Yeşil, dijital ve teknolojik dönüşümü sağlamak, işgücü piyasasını daha etkin hale getirmek, beşeri sermayeyi güçlendirmek ve kayıt dışı ekonomiyle mücadele etmek gibi temel hedefler belirleyen hükümet, verimlilik ve rekabet gücünü artırarak Türkiye’nin büyüme potansiyelini güçlendirecek. 2024 yılı itibariyle, verimlilik alanındaki 58 tedbirden 35’inin hayata geçirilirken dezenflasyon sürecini sadece talep yönlü politikalarla değil, aynı zamanda arz yönlü tedbirlerle de destekleyecek. Böylece Gıda, konut ve enerji gibi alanlardaki arz tedbirleri ile fiyat istikrarı sağlanacak.

AÇIĞIN GELİRE ORANI YÜZDE 3,1’E DÜŞECEK

Yeni vizyon çerçevesinde kamu maliyesi alanında atılan adımlar da dikkat çekiyor. 2023 yılı itibariyle, bütçe açığının milli gelire oranı yüzde 5,2 seviyesinde bitirilirken 2024 yılında bu oranın 4,9 olarak gerçekleşmesi bekleniyor. Ancak hedefler doğrultusunda OVP ve kararlı ekonomi programları ile 2025 yılına kadar bu oran yüzde 3,1’e düşürülmek isteniyor. Vergilendirmedeki farklılıkların da ortadan kaldırılmasını isteyen hükümet bütçe açığını düşürürken zengin ve alt kesim arasındaki vergi yükümlülüklerini de yeni program çerçevesinde gözden geçirecek. Öte yandan, vergi denetimlerini dijitalleştirme yönünde de önemli adımlar atılıyor. Yeni nesil ödeme kaydedici cihazlar ve e-devlet uygulamalarıyla kayıt dışılıkla mücadele ediliyor, vergi güvenliği artırılıyor. Böylece hem 2025 yılı hem de yakın gelecekte müreffeh Türkiye için güvenli ortam sağlanacak ve kayıt dışılığın önüne geçilecek.