Matematik ayrı bir macera

Matemetik öğrenirken eğlenmeye ne dersiniz? İşte matematik trenine atlayıp vagonlardaki karpuzları saymak, matematik tarihinde kaybolmak ve keyifli oyunlarla düşünme becerilerini geliştirmek isteyenler için Safa Yılmaz “Muzip Matematik” adlı eğitici olduğu kadar eğlenceli bir rehber kitap hazırladı. Kitap, matematiği sevmenin sırlarını çocuklarla paylaşıyor.

Dilber Dural
Görsel: Arşiv

Turkuvaz Çocuk’tan çıkan “Muzip Matematik”, Safa Yılmaz’ın kaleminden çocukları eğlenceli ve düşündürücü bir matematik yolculuğuna davet ediyor. Sayılar dünyasına farklı bir bakış sunan bu kitap, çocukları matematiği keşfetmeye ve oyunlarla öğrenmeye teşvik ediyor. Matematik trenine atlayıp vagonlardaki karpuzları saymak, matematik tarihinde kaybolmak ve keyifli oyunlarla düşünme becerilerini geliştirmek isteyenler için “Muzip Matematik”, eğitici olduğu kadar eğlenceli bir rehber. Sayıların büyülü dünyasına adım atmak isteyen tüm çocuklar için bu kitap, matematiğin sıkıcı değil aksine muzip ve oyunlaştırılmış bir serüven olduğunu kanıtlıyor. Safa Yılmaz ile “Muzip Matematik”i konuştuk.

Matematik, yalnızca kuralları takip etmek değil

Kitabınızda matematik ve oyunları bir arada sunduğunuz bir yolculuk var. Matematiği bu kadar eğlenceli ve keşfe dayalı bir şekilde sunma fikri nasıl oluştu?

Matematik yapmak, sadece formülleri ezberleyip soruları çözmekten çok daha fazlasıdır. Bu, matematiği bir keşif süreci olarak görmek, sorular sormak, örüntüler fark etmek ve kendi yöntemlerimizi geliştirebilmek demektir. Çocukların bu seviyeye ulaşmasını çok önemsiyorum çünkü matematik, yalnızca kuralları takip etmek değil, aynı zamanda yaratıcı düşünmeyi gerektiren bir alan. Oyunları ve mizahı merkeze almamın sebebi de tam olarak bu. Matematikle kurulan ilişki genellikle ya sevgiyle ya da çekinceyle başlar. Benim amacım, matematiği ulaşılmaz ve zor bir alan olarak görenleri cesaretlendirmek, onun düşündüğümüzden çok daha yakın ve eğlenceli olduğunu göstermekti. Bunu yaparken özel bir yöntem olarak oyunlaştırma, hikâyeleştirme ve keşfe dayalı öğrenmeyi bir araya getirdim. Kitabımda çocukları aktif katılımcılar haline getirmek için bulmacalar, oyunlar ve günlük yaşamdan örnekler kullandım. Matematiği bir zorunluluk değil, keşfedilecek bir dünya olarak sunmak istedim.

Matematik bazen soyut bir alan gibi görünebilir. Ancak kitabınızda bunu somutlaştırıp günlük yaşamla ilişkilendiriyorsunuz. Bu yaklaşımın çocukların matematiğe bakış açılarını nasıl dönüştürmesini bekliyorsunuz?

Matematik ne kadar soyutlama dili olsa da aslında hayatımızın her yerinde var. Çocukların bunu fark etmelerini sağlamak için kitabımda matematiği somutlaştırarak, günlük yaşamla iç içe geçmiş bir şekilde sunmaya çalıştım. Sayılar, örüntüler, ölçüler, mantık kuralları… Hepsi sadece okul kitaplarında değil, alışveriş yaparken, doğayı gözlemlerken, oyun oynarken ve hatta bir futbol maçını izlerken bile karşımıza çıkıyor. Örneğin, “Kayıp Sayılar” bölümünde çocuklara, sayılar olmasaydı dünyada neler olurdu diye düşündürerek onların matematiğe bakışını değiştirmek istedim. “Sayıların İzini Sürmek” ve “Ne Kadar Param Kaldı?” gibi bölümlerle de matematiğin hayatın içinde nasıl işlediğini eğlenceli bir şekilde keşfetmeye davet ediyorum. Matematiği ezberlenen bir bilgi yığını olarak değil, anlamlandırılan ve kullanılan bir düşünme biçimi olarak görmelerini istiyorum. Çünkü ancak o zaman gerçekten matematik yapmaya başlayabilirler. “Bitmeyen Yol”, çocukların sonsuzluk, bölme ve hareket kavramlarını sorgulamasını sağlıyor. Her seferinde kalan yolun yarısını gidersen hedefe ulaşabilir misin? gibi basit ama düşündürücü bir soruyla, matematiğin bazen sezgilerimize ters düşebileceğini fark etmelerini sağlıyor.

“Sayılarla Cami Bulmaca” ise problem çözme, ipuçlarını değerlendirme ve sayı bilgisini kullanma becerilerini geliştiriyor. Çocuklar, ipuçlarından hareketle minare sayılarını bulurken mantık yürütmeyi ve strateji geliştirmeyi öğreniyor. Aslında burada amaç “doğru cevabı bulmak” değil, nasıl düşüneceğini öğrenmek. Çocuklar bunu fark ettiğinde, matematiğe bakışları değişiyor. Sayılar artık zorunluluk değil, keşfedilecek küçük bulmacalara dönüşüyor.

Yayın Dedektifi ekibi olarak kitapları detaylı bir süzgeçten geçiriyoruz

Yayın Dedektifi ekibi olarak çocuk kitaplarını incelerken dedektiflerin çalışma yöntemleri nelerdir ve çocuk kitapları içeriklerinde nelere dikkat ediyorsunuz? Ebeveynlere bu noktada neler tavsiye edersiniz?

Çocuklar için kitap seçmek, sadece renkli kapaklara ya da popüler isimlere bakarak yapılacak bir şey değil. Çünkü her kitap, çocukların dünyasında iz bırakıyor. Yayın Dedektifi ekibi olarak biz de tam bu yüzden kitapları detaylı bir süzgeçten geçiriyoruz. Öncelikle, kitabın çocuğun yaşına ve gelişim düzeyine uygun olup olmadığına bakıyoruz. Hikâye çok güzel olabilir ama anlatım çocuğa ağır gelebilir ya da tam tersi, yaşının çok altında kalabilir. Bu yüzden içeriği, dili ve görselleri birlikte değerlendiriyoruz. Bir diğer önemli nokta kitabın verdiği mesajlar. Çocukların hayal dünyasını besleyen, onların merakını artıran ama aynı zamanda duygu dünyalarına zarar vermeyen içerikler olmalı. Görseller de aynı şekilde, hem sanatsal hem de anlatımla uyumlu olmalı. Ebeveynlere tavsiyemiz şu: Kitapları mutlaka önceden inceleyin. Bir kitabın kapağı ya da popüler olması, onun çocuğunuza uygun olduğu anlamına gelmez. Eğer nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız veya vakit bulamıyorsanız, Yayın Dedektifi’nin kitap incelemelerini takip edebilirsiniz. Sitemizde pek çok kitabı, içeriğini ve uygunluk seviyesini detaylıca değerlendiriyoruz.