Minarelerdeki inanılmaz mahyalar

Osmanlı İstanbul’una özgü bir gelenek olan mahyaların tarihini kaleme alan Prof. Dr. İsmail Kara 19. yüzyıldan sonra mahyaların sosyal ve siyasî bir araca dönüştüğüne işaret ediyor. Kara’ya göre “Cumhuriyet devrinde daha dikkat çekici ve ilk bakışta cami minareleri arasına gireceğine inanılamayacak mahyalar var”.

Yeni Şafak Halil Solak

Ramazan'ı harika bir kitap ile uğurluyoruz. Uzun yıllar emek verdiği mahya kitabını nihayet tamamlayan Prof. Dr. İsmail Kara ile Yeni Şafak Pazar sayfalarında “Elveda” mahyasını kurduk ve Osmanlı İstanbul'una özgü bir gelenek olan mahyanın kültür ve siyaset dünyamızdaki serüvenini konuştuk.

Öncelikle şunu merak ediyorum: Diğer İslam ülkelerinde mahya geleneği var mı?

Hayır. Bu Müslüman İstanbul'a has bir gelenek. Kitabın başlığında da zaten bunu vurguluyorum. Burada ayrılması gereken husus şu: Ramazanlarda, kandil gecelerinde camilerde, tekkelerde ve türbelerde aydınlatma tekniklerinin kullanılması İslam tarihinin çok eski dönemlerinden beri var. Fakat iki minare arasında estetik özelliklerde olan, çizimlerden ve yazılardan oluşan mahyalar Osmanlılara mahsus. Mahyanın estetik ve toplumsal kültürel karşılığı itibariyle Osmanlı başkentinin kendisinden önceki Müslüman merkez şehirleri aştığı söylenebiliriz. Mahya üzerinden de İstanbul bambaşka bir Müslüman şehir haline geliyor.

http://image.piri.net/resim/imagecrop/2016/07/02/11/33/resized_10351-29a2cd62kralice.jpg

İlk mahya ne zaman kuruluyor peki?

Kaynaklar büyük ölçüde III. Ahmed dönemine atıfta bulunuluyor. Ancak bu mahyanın mükemmelleşmiş hali. İlk mahya uygulamaları bunlar değil. Çünkü elimizde 16. yüzyılın son çeyreğinde İstanbul'a gelen ve seyahatnamesinde mahya çizimine yer veren bir Alman seyyah var. Bu yüzden mahyanın ortaya çıkışını ve İstanbul'da Ramazanın hâkim unsuru haline gelmesi 16. asır.

YAZI MAHYADA ÇOK YENİ

Osmanlı mahyalarda daha çok neler var?

Biz bugün mahya dediğimiz zaman genellikle yazıyı hatırlıyoruz. Hâlbuki mahyanın hikâyesine yazının girmesi tarih itibariyle çok yenidir. 19. yüzyılın ortalarından geriye gitmez. Ondan önce enteresan estetik şekiller var: Çiçekler, kale, kule, top, cami, fıskiye, balık çizimleri… Eskiler bunlara resim, yazıya da vecize diyorlar.

19. yüzyıl gibi dünyanın gömlek değiştirdiği bir zamanda mahyalarda da yazının devreye girmesi tesadüf mü?

Ben bunu modernleşmedeki doğrudan mesaj fikriyle alakalandırıyorum. Resmin mesajı dolaylı bir mesajdır, kişiye göre değişir. Ancak yazı böyle değil, yazının mesajı doğrudandır, etkileyicidir ve kişiden kişiye göre değişmez. Bir de şu var: Mahyalar yazıya döndüğü andan itibaren sosyal bir araç olarak da kullanılıyor.

http://image.piri.net/resim/imagecrop/2016/07/02/11/34/resized_4139d-f403cdacataturk.jpg

“TANRI ULUDUR” MAHYADA!

Sizin sıkça vurguladığınız bir husus var “mahyada siyaset”.

Evvela şunu söyleyeyim: Bu tarz mahyalar modern dönem din-siyaset ilişkileri ve dinin bir meşruiyet aracı olarak kullanılması açısından önemli.

Osmanlı'da da var mı bu şekilde bir kullanım?

Mesela Ramazanın 15. gecesi padişah Topkapı Sarayı'nda yapılan Hırka-i Şerif Alayı'ndan ayrılırken geçeceği yollar meşalelerle aydınlatılır ve güzergâhtaki bir veya birkaç camiye “Padişahım çok yaşa” mahyası kuruluyor.

http://image.piri.net/resim/imagecrop/2016/07/02/11/36/resized_aa364-f492a9ccismailkara14.jpg

Cumhuriyet'e gelirsek?

Cumhuriyet devrinde daha dikkat çekici ve ilk bakışta cami minareleri arasına gireceğine inanılamayacak mahyalar var.

Mesela?

“Bize Cumhuriyet yakışır”, “Müslümanlar cumhuriyetperverdi”, “Cumhuriyet fazilettir” gibi… Ya da Cumhuriyet'in kurucu kadrosunu görüyoruz mahyalarda: “Atatürk”, Var ol İnönü”, Kâzım Karabekir için “Türk Yılmaz”… Yalnız bu kurucu isimlerin mahyaları İstanbul'da kurulmuyor benim görebildiği kadarıyla.

http://image.piri.net/resim/imagecrop/2016/07/02/11/34/resized_fea7d-a4bbda0fmerhaba.jpg

Nerede kuruluyor?

Edirne Selimiye'de kuruluyor. İstenirse pekâla İstanbul ya da Ankara'da kurulabilirdi. Ama kurulmuyor. Nedenini bilemiyoruz. Mesela yine 1940'lı yıllarda “Tanrı Uludur” mahyası var.

Türkçe ezanın ilk sözleri…

Evet. Bunun mahyaya çıkması mütedeyyin vatandaşa karşı bir hakarettir yani. Çünkü hiçbir zaman kabul etmemiştir dindar insanlar Türkçe ezanı…

DÜŞÜNCE TARİHİ PROBLEMİ OLARAK İLGİLENDİM

Yolunuz mahyalarla nasıl kesişti?

Ben mahyayla bir düşünce tarihi problemi olarak ilgilenmeye başladım. Modernleşme hadisesi dinle nasıl ilişkiye geçiyor, birbirini nasıl destekliyor veya itiyor ve bunun görünür bir alanı olarak mahyaya nasıl yansıyor? Benim amacım bu sorulara cevap bulmaktı. Buradan yola çıkarak tespit edebildiğim bütün mahya yazılarının bir listesini yaptım.

http://image.piri.net/resim/imagecrop/2016/07/02/11/35/resized_9ddf8-b63b0cf7mahyakapak.jpg

SÜHEYL ÜNVER'E İTHAF ETTİM

Ben bu kitabı mahyanın tarihi ile ilgili ilk eserleri veren rahmetli Süheyl Ünver'in çalışmalarına bir zeyl olarak düşünüyorum ve kitabı da ona ithaf ettim zaten. Mesela 1949 Ramazanında, meslekî olarak da yoğun olmasına rağmen, hangi camilerde hangi mahyaların kurulduğunu tespit ediyor ve bunların listesini yapıyor. Bu muazzam bir hizmet. Allah gani gani rahmet eylesin.