Ölümsüz ağacın kitabı

Muhammed Gümüş Yeni Şafak
Mehmet Akif Ersoy.

Akif’in Halkalı Ziraat Mektebi hocasıyken talebesi ile birlikte derleyip tercüme ettiği abide niteliği taşıyan “Zeytin Ağacı” bütün yönleriyle ölümsüz ağacı ele alıyor.

Üç yıl önce özverili bir çalışma neticesinde kültürel hayatımıza yeniden kazandırılan eser okurlarını bekliyor. Kökleriyle geçmişin, dallarıyla barışın, ağacıyla ölümsüzlüğün simgesi, tadına doyulmaz satırlar…

Marshall yardımı ve margarin gerçeği sebebiyle yıllardır sofralardan uzak tutulmuş bir meyve, gerçeği önceden kavramış bir aydının “naçizane” kaleminden çıkan satırlarda “Bugünün sönük şuleleri, yarının nuru” olarak umut ışığı taşıyor.

Ağacıyla, yağıyla dillerden düşmeyen bir konu zeytin. Hiçbir zaman da düşmeyecek, hatta daha çok konuşulmaya devam edecek muhtemelen. Bu konuda çok yakından tanıdığımız bir ismin kaleme almış olduğu kitabı dilim döndüğünce değerlendirmeye çalıştım.

Yüzyıllık bir geçmişe sahip olan bu eser kütüphanelerde ve meraklılarının başucunda olması gereken değerli bir kaynak aynı zamanda. İşte bu kitap İstiklal Marşı şairi Mehmet Akif Ersoy’un imzasını taşıyor. Halkalı Ziraat Mektebi’ndeyken öğrencisi Mikail Çilingiryan ile birlikte “Zeytin Ağacı” adıyla bir kitap kaleme almıştı. Kültürel işlerde rüştünü ispatlamış olan Zeytinburnu Belediyesi da kitabı yeniden yayınlayarak milli şairimizin pek bilinmeyen yönüne bir defa daha dikkat çekmiş oldu.

Umut ve tevazu bir arada

Bibliyografya külliyatının olmaması ve öğrenci sayısına göre şapograf usulüyle basılması eserin neden pek bilinmediğini bir nebze olsun açıklayabilir. 2020 yılında Türkçe olarak basılan kitabın çeviriyazısı Selma Günaydın ve Yusuf Turan Günaydın’a ait. Muharrir ve musavviri Mehmet Ekrem (Üzümeri) Efendi. Üç bölümden müteşekkil kitapta Osmanlıca olarak orijinal bölüme de ayrıca yer veriliyor.

Akif kitaba yazdığı mukaddimesinde önemli bir eserde imzası olduğu halde sanki önemsiz birşeyden bahsediyormuş gibi bir yaklaşım sergilemesi dikkat çeken bir durum. Bunu da “Naçizane, aciz ve mübtedi kalemler” gibi ifadelerinden anlıyoruz. Ama yazarımızın gelecekten yana umudu “Belki bugünün şu sönük şuleleri yarın şa’şaa-dar nurlarını hazırlar” cümlesinde saklı.

Ölümsüzlük ve barış simgesi

Zeytin ağacının tarihçesine bakınca, Nil vadilerinde Mısır firavunu Ramessides zamanında yetiştirilmiş. “Layemut” yani ölümsüz olduğuna da değiniliyor. Fransız edebiyatçı Chateaubriand’ın sözlerine atıfla “Zeytin ağacı layemuttur. Çünkü suret-i daimede kökünden tevellüd eder” sözü aktarılıyor. Eski Yunan’da kötü ve çirkin işlerde kullanımı yasakmış. Zeytin ağacına büyük hürmetleri varmış. Her ne kadar Latin şair Virgile zeytin ağaçlarının ne budanmasını ne de gübrelenmesini tavsiye etmese de eserde ağacın çeşitlerinden yetiştirilmesine, toprağına ve suyuna kadar her konuda ayrıntılı bilgiler mevcut.

Zeytin dalı konusunda da oldukça ilginç bilgiler yer alıyor. Şu ifade zeytin dalının neden barışı sembolize ettiğini bize tarih öncesinden fısıldıyor sanki: “Sulhu niyaz etmek için mabudlara takdim olunan zeytin ağacı dallarının mihrabda yakılması memnu idi.” Ayrıca eski Yunan’da birtakım törenlerde ve yortularda görevlilerin elbiselerini zeytin dalı ile süslediğini, Marsilya mebuslarının Sezar’ı zeytin dallarıyla karşıladığını öğreniyoruz.

TADINA DOYULMAZ BİR METİN

Bu kadar bu meyveden bahsetmişken kitapta ağacın nasıl tanımlandığına da yer vermek icap eder. Ağacın gövdesini anlatan “Gövdesi ekseriya boğmaklı ve yivli olup kabuğu dahi genç ağaçlarda mücella ve açık yeşil rengindedir. İhtiyar ağaçlarda ise haşin ve sert olur” ve boyu hakkındaki “Zeytin ağacı üç, beş hatta ba’zen on, onbeş metre bir irtifa’ kesb edebilir. İyi bir turabda neşv ü nema bulursa, cüzuru tekemmül eder.” cümleler ne kadar hoş ve güzel bir anlatım. Bu satırların bize anlattığı şey, dilin ahengi ve mükemmelliği konuyu da tadına doyulmaz bir metin haline getirdiği.

BU ÇALIŞMA YARIM KALMASIN

Günümüz diline tam olarak çevrilmeden sadece çeviri yazısı yapılan kitabı okumak ve daha iyi anlamak için Osmanlıca lügate müracaat etmeniz önemle arz olunur. Kitabı inceledikçe herkesin anlayabileceği açıklıkta, daha anlaşılır kelimelerle yazılsaydı demekten kendimi alamıyorum. Hem de bu kadar emek verilmişken. Bu sebeple tamamen günümüz Türkçesi ile ele alınarak yeni bir baskı yapılmasında fayda var. Tabii eğer sadece anlayanlar yerine herkesin faydalanması murad ediliyorsa. Eğer bu yapılabilirse bu önemli eserle ilgili çalışma yarım kalmamış olur.

HAK ETTİĞİ DEĞERİ GÖRECEK

Neşrettikleri eserle gurur duyduğunu dile getiren Zeytinburnu Belediye Başkanı Ömer Arısoy, yayıncı notu düşerken bazı hususlara da dikkatimizi çekiyor. Kitap hakkında kültür hayatımızda hak ettiği kıymeti göreceğini ifade ederken, vatan müdafaası sırasında militan, ateşli bir vatan şairi, ittifak ettiğimiz az sayıdaki değerlerimizden biri şeklinde anlattığı İstiklal Marşı şairinin çok yönlü çabasına “Nerde bir mesele varsa orada” sözleriyle işaret ediyor.

BİLEN BİR AYDININ ÇABASI

Bu eseri, zayıflamakta olan medeniyetin bütün cephelerinde mücadele etmek isteyen, zeytinin bizim için ifade ettiği değeri çok önceden kavramış bir aydın çabası” olarak değerlendiren Arısoy tarafından işaret edilen bir başka husus da uzun yıllardır planlı ve kasıtlı olarak zeytinin mutfaklara sokulmadığı konusu ve margarin gerçeği: “Ünlü ‘Marshall’ yardımlarıyla ülkemize akın eden, nelere yol açtığı ancak şimdilerde fark edilen margarin kültürünün zeytini mutfağımızdan kasten uzak tuttu.”


İlk yemekte anne yardımı