Şarkılarındaki hayatı yaşadı

Müslüm Gürses, yoksul bir ailenin çocuğu olarak başladığı hayat serüvenin sonunda, kendisine '''Müslüm Baba''' diye seslenen çok sayıda sevenini gözü yaşlı bıraktı.

.
Şarkılarındaki hayatı yaşadı

''İlkokulu bitirdim. Gerisi yok. Adana''da damda yatarken uzun hava okudum. Arkadaşım Halkevine gidiyordu. Ben de gittim. Derken Çukurova Radyosu''nda sanatçı oldum.'' Daha adını kimsenin duymadığı 1968 yılında çıkardığı 45''likleriyle müzik dünyasına adım atan Müslüm Gürses, bir röportajında kendisini böyle anlatmıştı. Tedavi gördüğü hastanede bugün vefat eden Müslüm Gürses, şarkılarındaki gibi '''hüzünlü''', '''acı''', '''ızdırap''', '''kader''' denilebilecek olaylarla dolu bir yaşam geçirdi.

Gerçek adı Müslüm Akbaş olan Müslüm Gürses, 7 Mayıs 1953''te Şanlıurfa''nın Halfeti ilçesinin Fıstıközü köyünde, tarım işçileri Mehmet ve Emine Akbaş çiftinin ilk çocuğu olarak dünyaya geldi. Bir erkek ve bir kız kardeşi daha olan Müslüm Gürses''in ailesi, bir süre sonra Adana''ya göç etti. İlkokuldan sonra eğitime devam edemeyen Gürses, terzilik öğrenmesini isteyen babasının karşı çıkmasına rağmen 15 yaşındayken Adana''da bir aile çay bahçesinde düzenlenen ses yarışmasına katılarak, birinci oldu. Müslüm Gürses, Halk Eğitim Merkezi''nde müzik derslerine katıldı.

MORGTA YAŞADI

Kendi deyimiyle '''İşler iyi gitmediği için''' çay bahçesinde türkü söylemeyi bırakan Gürses, terzi ve ayakkabı tamir atölyesinde çalışmayı sürdürdü. Bir arkadaşının referansıyla Adana''daki bir gazinoda yeniden türkü söylemeye başlayan sanatçı, mikrofonu bu kez bir daha bırakmadı. Müslüm Gürses, aile çay bahçelerinin yanı sıra Adana''da pavyonlarda sahne aldı. Gürses''in, 1978 yılında Tarsus''tan Adana''ya dönerken geçirdiği trafik kazasında, kendisinin içinde bulunduğu otomobili kullanan sürücü öldü. Öldüğü düşünülen, hatta morga kaldırılan Müslüm Gürses''in yaşadığı daha sonra anlaşıldı. Hayatı boyunca izlerini taşıyacağı kazada Gürses''in alnı ciddi biçimde zedelendi ve başına beynini koruyacak plaka takıldı. Bu kazadan dolayı koku alma duyusunu neredeyse tamamıyla yitirdi. İşitme duyusu da ciddi biçimde zarar gördü.

ANNESİNİN KATİLİ BABASI OLDU

Şöhret basamaklarını tırmanmak için hazırlanan Müslüm Gürses, o günlerde annesi Emine Akbaş ile kardeşi Ahmet Akbaş''ı toprağa verdi. Öldürülen annesinin katili babası Mehmet Akbaş''tı. Gürses, cezaevine giren babasıyla bir daha görüşmedi. Hayatının bu noktasıyla ilgili röportaj vermedi.

Adam öldürürüm cinayet işlemem

İlk kez '''İsyankar''' 1979 yılında çekilen filmle kamera karşısına geçen Müslüm Gürses, dönemin şarkılı filmlerine uygun bir çok uzun metrajlı filmde rol aldı. '''Adam öldürmeye hazırım ama cinayet işleyemem''', '''Yumurtaya can veren Allah''ım yeşil biberi nasıl yarattın?''' gibi repliklerin de olduğu bu filmlerde Gürses acı dolu hayat hikayelerini canlandırdı. Müslüm Gürses''in, sinema oyuncusu Muhterem Nur ile birlikteliği, kendisi için dönüm noktası oldu.

Orhan Ağabey bizim pirimiz

Bir röportajında Orhan Gencebay ile arasındaki farkı, '''Orhan abi bizim pirimizdir. O ''Böyle gelmiş böyle gitmez'' diyor bizse ''Böyle gelmiş böyle gider'' diyoruz''' diyerek açıkladı. Kendisine yönelik '''Umutsuzluğa sevk ediyor''' eleştirilerine, '''İnsanın hayatında neşenin yeri olduğu kadar hüznünde yeri olacaktır''' diyerek bu görüşe karşı çıktı.