Türkiye'nin alerji haritası: Marmara’da akar, Ankara’da polen Ege’de zeytin ağacı

Türkiye’nin alerji haritasına göre, Marmara ve Adana’da ev tozu akarı en önemli alerjenken, Ankara'da polen, Ege'de ise zeytin ağacı ilk sırada yer alıyor. Prof. Metin Aydoğan, besin alerjilerinde dünya genelinin aksine Türkiye’de fıstık yerine süt ve yumurtanın ön plana çıktığını söyledi.

Aybike Eroğlu
Fotoğraf: Arşiv

Bağışıklık sisteminin normal şartlarda zararsız olan maddelere karşı verdiği ‘aşırı tepki’ alerji olarak adlandırılıyor. Tozdan polene, gıdadan hayvan tüyüne kadar pek çok çevresel faktörün alerjiyi tetikleyebildiğini belirten Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Metin Aydoğan, bu süreçte ortaya çıkan burun akıntısı, nefes darlığı ve döküntü gibi belirtilerin, yaşam kalitesini ciddi oranda düşürdüğünü söyledi. Ülkemizde çocukların yüzde 20’sinde kurdeşen görüldüğünü belirten Prof. Aydoğan, özellikle nemli bölgelerde alerjik hastalıkların daha sık görüldüğünü anlattı. Yıllardır çocuk alerji hekimliği yapan Türk Pediatri Kurumu Yönetim Kurulu Üyesi Aydoğan’ın anlatımlarıyla işte Türkiye’nin alerji haritası:

Prof. Dr. Metin Aydoğan

HER 5 ÇOCUKTAN BİRİNDE HIŞILTI VAR

Türkiye’de çocukların yüzde 20-25’inde hışıltı görüldüğünü söyleyen Prof. Aydoğan, “Bu tabloda öksürük, nefes darlığı görülürken, dışarıdan müzikal bir hışıltı sesi duyuluyor. Ülkemizde hışıltı tablosunu her 5 çocuktan 1’i geçiriyor. Avrupa ve Amerika’da bu oran yüzde 30-50 civarında. Bu çocukların çoğu düzeliyor ancak yüzde 6 ile 10’luk dilimi astım oluyor. Türkiye’deki çocukların astım olma oranı yüzde 6 ila 10 arası diyebiliriz” diye konuştu.

NEM ARTTIKÇA POTANSİYEL ARTIYOR

Nem arttıkça alerji potansiyelinin arttığını vurgulayan Prof. Aydoğan, “Alerjiyi yalnızca genlerle açıklamak mümkün değil, çevresel faktörler de etkili. Bu durum bölgesel olarak da farklılık gösteriyor. Örneğin Kayseri- Niğde bölgesinde bu oran yüzde 1-2’lerde. Marmara'da yüzde 10-12 civarında olan bu oran Adana’da da oldukça yüksek. Ege Bölgesi’nde hışıltı sorunu yaşayan çocukların oranı yüzde 6 olurken, Karadeniz Bölgesi’nde de yüzde 6-10 arası benzer oran var. Bu verilere göre ülkemizde her 10 çocuktan biri astım oluyor diyebiliriz” ifadelerini kullandı.

ALERJİK HASTALIKLARDA KURDEŞEN SIKLIĞI

Ülkemizde en çok görülen alerjik hastalığın yüzde 20 oranla kurdeşen olduğunu ifade eden Prof. Aydoğan şöyle konuştu: “Bu hastalığı yine yüzde 20 oranıyla saman nezlesi, yüzde 15 ile egzama takip ediyor. Listenin devamında yüzde 10 ile astım yer alırken, besin alerjileri yüzde 4-5, inek sütü alerjisi ise yüzde 2,5."

EV AKARI LİSTE BAŞI

Türkiye’de en fazla alerjik reaksiyona sebep olan unsurun ev tozu akarı olduğunu dile getiren Prof. Aydoğan, “Özellikle nem oranının yüksek olduğu Marmara Bölgesi ve Adana 'da ev tozu akarı en önemli alerji sebebi. İkinci sırada çim poleni ve ağaç poleni yer alıyor. Üçüncü sırada kediler var. Evlerde kedi besleme oranı arttıkça vakalarda da belirgin artış oldu" vurgusu yaptı.

ALERJEN BÖLGEYE GÖRE DEĞİŞİKLİK GÖSTERİYOR

Alerjenlerin yaşanan bölgeye göre değiştiğine dikkat çeken Prof. Aydoğan, "Ankara’da yaşıyorsanız birinci sırada çim poleni alerjeni geliyor. Ege Bölgesi’ndeyseniz zeytin ağacı en fazla alerjiye yol açan faktör olarak karşımıza çıkıyor. Bir bölgede ne kadar alerjen varsa o kadar çok çocuk ve erişkinlerin genetiğindeki alerji potansiyeli görülüyor. Eskiden sadece Penadur isimli penisilin iğnesi alerjisini görüyorduk. Şimdi ise amoksisilin klavulanat gibi ilaçlar olduğu için semisentetik penisilin alerjilerini daha sık görüyoruz. Toplumun alerji potansiyelinde dış etkenler önemli. Mesela ABD’de en çok fıstık alerjisi görülürken, Norveç’te en sık alerjiye yol açan ürün balıktır. Bizim ülkemizde süt oluyor. İkinci sırada yumurta, üçüncü sırada ise kuru yemişler geliyor. Türkiye’de bir sıralama yapılsa fıstık 10’ncu sırada yer alır” değerlendirmesi yaptı.

3 YAŞ ALTINI KORUYUN

Prof. Dr. Metin Aydoğan, özellikle yaşamın ilk 3 yılında geçirilen ağır enfeksiyonların alerjik hastalıklara ve astıma zemin hazırladığını belirterek, Rinovirüs, RSV ve bazı bakteriyel enfeksiyonların bu riski 3 ila 5 kat artırdığına dikkat çekti. Erken yaşta kreşe başlamayla birlikte yoğunlaşan enfeksiyon döngüsünün alerjik yatkınlığı tetiklediğini vurgulayan Aydoğan, özellikle 10 aydan önce geçirilen RSV enfeksiyonu gibi erken dönem hastalıklarının, çocuklarda ilerleyen yıllarda ortaya çıkabilecek astım tablosuyla doğrudan ve güçlü bir bağı olduğunu vurguladı.