Vahdeddin'in Sırdaşı Ahmed Avni Paşa Anlatıyor kitabı gizli kalmış bir dönemi aydınlatıyor. Osmanlı İmparatorluğu'nun en zor yılları, payitaht işgal altında, tahtta her fırsatta "Keşke padişah olmasaydım" diyen Sultan Vahdettin... Bu dönem ölene kadar padişahı yalnız bırakmayan başyaver Avni Paşa'nın gözünden anlatılıyor. Kitap, imparatorluğun en zor zamanlarında Milli Mücadele'yi başlatması için Mustafa Kemal Atatürk'ü Anadolu'ya gönderen Sultan Vahdettin'in ve bütün hazırlıkları yapan, Bandırma Vapuru'nu imkansızlıklar içinde Paşa'nın emrine sunan Ahmed Avni Paşa'nın gözüyle bir dönem tasviri niteliği taşıyor. Yakın tarihin karanlıklarında kaybolan soruların cevaplarını, yine bu bütün yaşananların muhatapları cevaplıyor.
HZ. PEYGAMBER'İN EMANETİNİ BIRAKIP GİDEMEM
Kitaptaki en ilginç ayrıntılardan birini Avni Paşa'nın Sultan Vahdeddin'e yaptığı teklif oluşturuyor. Payitaht'ın Anadolu'ya taşınmasını teklif eden Avni Paşa'nın bu teklifini olumlu olarak karşılayan Sultan Vahdettin'in neden hayır dediğini de yine bu kitaptan öğreniyoruz. Sultan Vahdeddin neden Başdanışmanı Ahmed Avni Paşa tarafından gelen nakil teklifini kabul etmedi? Bu konuyla ilgili Avni Paşa günlüğünde şu ifadelere yer veriyor: "Padişah hazretlerinin fermanı olursa, otağ-ı hümayun (Padişah çadırı) Anadolu'ya geçer. Önce Karadeniz sahilini Lazistan'a kadar denizden takip ederiz. Samsun'a çıkarız, o yöre halkı ile temas ederiz. Herkes Efendimizi karşılamaya hazırdır. Enver Paşa'dan başkumandanlığı bizzat geri almayı buyurduğunuzu Mustafa Kemal Paşa'dan duymuştum.Yine aynı düşmanlara karşı, maiyyet-i şahanelerde bütün silah arkadaşlarım harb ederler. İtaat göstermeyenler olursa azınlıkta kalırlar ve hata ederler. Ol vakit bile çoğunlukla azınlıkları yola getirmek mümkün ve meşru olur." dedim.
İSTANBUL'U BOŞ BIRAKMA TEHLİKESİ
"Bu maruzâtımı dikkat ile dinleyen Padişah hazretleri bir müddet sessiz kaldıktan ve derin derin düşündükten sonra, "Paşa, İstanbul'u kime bırakacağız? Hem siz, hani ya bir nal bulduk, işimiz üç nal ile bir ata kaldı, demek istiyorsunuz. Vakıa ben nalsız çıplak ata da binerim, fakat at nerede? Ben de hayat aşkı, vehim ve hayal yoktur. Burada bunca kutsal emanet var. Ben yalnız bir millet ferdi gibi düşünemem. Hanedanımızın reisi ve velisiyim. Onları düşünmeye mecburum. Halifeyim, müekkilim Hazret-i Peygamberin mukaddes emanetini muhafazaya memurum. Padişahım, vatanımı vazifemi düşünmeye mecburum. Milletimin bir ferdiyim. Zulme karşı isyan etmeye ve karşı çıkmaya mecburum. Hülasa doğru yolu göstermeye memurum. Eğer sizin gibi ben de yalnız milletin bir ferdi olarak kalsaydım, Yunan'a karşı Mustafa Kemal'den evvel dağa çıkardım." buyurdular."
Peki Sultan Vahdeddin Atatürk hakkında ne düşünüyordu?Bu sorunun cevabı ise Ahmed Avni Paşa'nın günlüğünde şu ifadelerle veriliyor: "Tevfik Paşa kabinesi, Anadolu'ya gönderdiği temsilciler heyetinin ümitsiz ve yenilgiye maruz kalmış olarak dönmesine rağmen, yine Ankara ile uyuşacağını ve Mustafa Kemal Paşa'nın nihayet sadakat ve bağlılık arz eyleyeceğini, zât-ı şahanelerine temin ve telkinde devam ediyor idi. Bu itibarla da mevkiini her türlü muhalefetlere karşı güçlendiriyor ve sağlamlaştırıyordu. Doğrusu bu müjdeli haberlerden ve teminattan bizler de memnun ve sevinçli oluyor idik. Hatta bir gün Zât-ı hümayunları mütebessim bir çehre ile bu yüce milletin uğradığı elemlerle ve ıztırabına nihayet verileceğinden ve Mustafa Kemal Paşa'nın bile yola geleceğinden ümitvar olduğunu söyledi. 'İnşallah efendimiz!' dedim.
MUSTAFA KEMAL'İN HIRSI VE ZEKASINI GÖRDÜM
Bu vesile ile Ferid Paşa'nın bir görüşü akla gelmiştir; Ferid Paşa beni üçüncü kabinesine almadığı zaman, Ankara'da bulunanlarla hem-fikir bulunduğumdan dolayı Zât-ı şahanelerine beni şikayetle şöyle arz eylemiş; "Şevket-meâb, Avni Paşa da mukavemet ve Anadolu taraftarıdır. Çünkü bu gün Anadolu'da bizlere karşı bayrak açanları bir vakit kabineye ve memuriyetlere almak için tavsiyelerde bulunmuştur. Zât-ı şahaneleri: "Keşke yapmış olsa idiniz, bayrağı burada ve sizin başkanlığınızda açarlardı." demiş olduklarını naklettikleri ve hikaye buyurdukları sırada ben de: "Evet Efendimiz, Mustafa Kemal Paşa, Harbiye Nazırı olmak istiyordu. Belki de nihayet Ferid Paşa'yı devirip sadrazam olabilir idi." dedim. Zât-ı şahaneleri: "Evet Mustafa Kemal Paşa ile Almanya'ya beraber gittik, yakından tanırım, hırsı ile zekasını gördüm. Hırsı zekasına galip gelirse kötü olur, zekası hırsına galebe ederse faydalı olur.
Yavuz Selim gibi bir kahramana silah çekmeye cüret edebilen bir babayiğite kıyılır mı?
Sultan Vahdettin, Mustafa Kemal ile ilgili olarak görüşlerini aktardığı sırada Mustafa Kemal'i Yavuz Sultan Selim'e suikast düzenlemek isteyen ancak başarılı olamayan bir sipahiye benzetmişti. Yavuz'un o sipahinin kellesini uçurmak isteyen kumandanlara 'Hayır asla! Selim gibi bir kahramana silah çekmeye cüret eden bir babayiğite kıyılır mı?' dediğini aktaran Sultan Vahdettin, Mustafa Kemal'in yanında olduğunu bildirmişti.