Yönetmen olmadan önce ressamdım

Tunuslu yönetmen Nacer Khemir’in, tasavvufi ve felsefi anlatılardan oluşan “40 Sufi Masalı” sergisi sanatseverlerle buluştu. “Bab’Aziz” filminin yönetmeni olarak tanınan Khemir, yönetmen olmadan önce ressam olduğunu söylerken, küratörü Ayşe Kalyoncu Cumur ise serginin, sanatçının iç içe geçmiş sanat yolculuğunun bir sonucu olduğunu belirtti.

Sevda Dursun
“40 Sufi Masalı” sergisi

Tunuslu sanatçı, yazar, yönetmen ve hikâye anlatıcısı Nacer Khemir’in tasavvufi ve felsefi anlatılardan oluşan “40 Sufi Masalı” sergisi, Rami Kütüphanesi’nde sanatseverlerle buluştu. Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin İstanbul ayağı kapsamında açılan serginin küratörlüğünü Ayşe Kalyoncu Cumur üstleniyor. Kırk hikâyeden oluşan sergide insanın hakikat, sevgi, arzu, korku ve kendini tanıma arayışı, farklı karakterler ve olaylar üzerinden minyatür yoluyla anlatıyor.

Sergi, Sufi masallarını yalnızca geçmişten aktarılan anlatılar olarak değil, bugün de düşünmeye devam eden canlı metinler olarak ele alıyor. Hızlı görüntüler ve sürekli bilgi akışıyla çevrili günümüz dünyasında bu kısa hikâyeler, daha yavaş bir ritim öneriyor. Nacer Khemir’in kendi yaşam öyküsü de sergide bu yaklaşımın bir parçası olarak yer alıyor. Sanatçının çocukluğundan başlayan resim tutkusu, farklı sanat disiplinleri arasındaki yolculuğu ve hikâyeyle kurduğu uzun süreli ilişki, bu serginin arka planını oluşturuyor. Nitekim sanatçı, “Yönetmen olmadan önce ressamdım” diyerek bunu açıklıyor.

CEVAPLAR DEĞİL SORULAR VAR

Nacer Khemir deyince herkesin aklına o muhteşem anlatısıyla “Bab’Aziz” filmi geliyor. Yönetmen bu filmin ardından sinemanın çok fazla zaman ve maddi kaynak gerektirdiğini düşünerek tasavvufi ve felsefi hikâyeleri bir araya getirmeye yöneldiğini dile getiriyor. Bu hikâyelerde ise cevapları bulmak mümkün değil, Khemir’in dediği gibi, soruları yöneltmekle yetiniyor.

TUNUS’TA RESSAM KİMLİĞİYLE TANINIYOR

Khemir, resmin sinema anlayışını etkilediğini ve diğer sinemacılardan farklı bir sinema tarzını öğrettiğini vurguluyor. Ancak burada sergilenenlerin resim değil hikâyelerin illüstrasyonları olduğunun altını çizen sanatçı, çok sayıda resmi olduğunu da ifade ediyor. Türkiye’de ileride resim ve heykellerinden oluşan kişisel sergi açmayı istediğini aktaran Khemir, özellikle İstanbul’da resim sergisi düzenlemeyi arzu ettiğini de sözlerine ekliyor. Tunus’ta ressam kimliğiyle tanınan Khemir, geçen yıl yayımlanan ve ülkedeki ressamların atölyelerini konu edinen kitapta 40 sanatçı arasında yer almıştı.

Sergide "Keşkül", "Hırsız ve Aziz", "Derviş ve Tüccar", "Çöldeki Ayna","Üç Kelebek", "Anahtar", "Kumların Masalı", ve "Ne Büyük Sessizlik"in arasında olduğu anlatılar yer alıyor. Sergi, 4 Ekim'e kadar Rami Kütüphanesi'nde ücretsiz ziyaret edilebilecek.

İÇ İÇE GEÇMİŞ SANAT YOLCULUĞU

  • Serginin temel odağının, 40 kısa hikâye ve bu hikâyeler üzerine çalışılmış 40 minyatür olduğunu söyleyen serginin küratörü Ayşe Kalyoncu Cumur, Yeni Şafak’a konuşarak sergiyi şöyle anlattı: “Nacer Khemir’in çocukluk yıllarında başlayan resim tutkusu, kelimelerin yetersiz kaldığı anlarda çizgilere ve renklere yönelmesi ve uzun yıllar tuttuğu görsel günlük, sanatçının yaşam öyküsünün bir parçası olarak bu 40 minyatür çalışmasında kendine yer buldu. Sanatçının bu resim geçmişi ve görsel dünyası, bizzat 40 Sufi Masalı’nın düşünsel arka planını görünür kılan bir unsur olarak sergiye dâhil edildi. Sergide yer alan 40 hikâye, sanatçının iç içe geçmiş sanat yolculuğunun bir sonucu.”