'Hayatı anlatıyorum'
Hikâyelerinizde geçmişe bir özlem hatta nostaljik açılımlar var. Bu bir gelenek sevgisi mi?
Nostaljik kelimesi çok yanlış kullanılan bir kelime. Geçmişe özlem duymak da öyle. Kendinizi kök salmış bir çınarın yaprakları olarak gördüğünüz sürece ne özlem duyarsınız ne de nostaljiye sığınırsınız. Susan Willis'in imgesiyle anlatacak olursam, ben bahçeye çiçek ekerken, toprak altında bir ayna bulursam bunun çamurlarını temizleyip salonuma koyan birisiyim. Bit pazarında kime ait olduğu bilinmeyen bir eski zaman eşyasını aile yadigarı olarak koyarsam evet bu nostaljidir. Dolayısıyla yazdıklarımda nostaljinin izinin sürülmesine itirazım var. Bugün sadece bugünden ibaret değildir. Biz mazimiz ve hayallerimizle bugünü yaşıyoruz.
Hikâyelerinizde ilişkilerdeki sığılaşmalara bir tepki var gibi...
İlişkilerde sığlaşma... Böyle genel ifadeleri benimsemediğimi söylemeliyim. Gün Akşamsızdır'da toplanan hikâyelerin genel paydası iletişimsizlik üzerine. Sözü armağan edecek kulakların yokluğunu yaşayan kahramanların hikâyesi.
Hikâyelerinizde yumuşak dokunuşlarla toplumsal tahliller yer alıyor.
Bunun cevabını yazar değil eleştirmenler vermeli. Susma hakkımı kullanıyorum. Ya eleştirmenler de susma hakkını kullanırsa mı diyorsunuz... Hayır. Hem akademik mânada hem de bireysel çalışmalar olarak son yıllarda eleştiri ortamı gittikçe zenginleşiyor.
Hikâyelerinizdeki akıcı ve sürükleyici üslubu romana da taşımayı düşünüyor musunuz?
Üslubumu akıcı ve sürükleyici bulduğunuz için teşekkür ederim. Roman yazma meselesine gelince... Hikâyenin, romanın eşiği olarak görülmesine karşıyım. Hikâye yazmak roman için ön hazırlık değildir. Yarına Allah kerim.
İki hikâye kitabınıza okuyucularınızdan ne gibi tepkiler geldi?
Acı Deniz doğrudan, yazı, yazar, okuyucu ilişkilerini anlatan bir kitap olduğu için okuyucular çok net tepki verdi. Daha öncede söyledim Acı Deniz iadeli taahhütlü gönderilmiş bir mektuptu ve çok şükür bütün okuyucular evlerindeydi. Yani kitap muhatabına ulaştı. Gün Akşamsızdır için ise okuyucular ile müellifi öylesine yoğun bir etkileşim içine girdi ki ben bile şaşırıyorum. Okuyucu profilinin çeşitliliğine şaşırıyorum. Bir hafta içinde nasıl bu kadar çok kişinin okuyup soru sormak için sırada beklemesine şaşırıyorum.
Hikâyelerinzi oluşturan unsurlar?
Günlük hayatın ta kendisi. Fakat edebiyattaki günlük hayat tarhana çorbasındaki yoğurt, nohut, domates gibi olmalıdır. Tarhanadaki domatesin domates, yoğurtun yoğurt olarak bulunmaması gibi; günlük hayat da sıradanlığını, yazarın kaleminde olağanüstüye dönüştürerek edebiyatın malzemesi olabilir.