Türk Sineması'nda Tarih Yorumları konulu panelde "Kimse Osmanlı İmparatorluğu Türk sinemasına yansımıştır diyemez" sözleriyle dikkat çeken sinema yazarı ve araştırmacı Burçak Evren, Türk sinemasının tarihe magazin açısından baktığını kaydetti. Evren bu anlayışla çekilen filmlerin sadece tarihsel motifli filmler olduğunu belirtti. Tarihi yansıtmak yerine Türk sinemasına renk katmak amacıyla çekilmiş bu yapımların tarihle yakından uzaktan alakası olmadığının da altını çizen Evren, hamasi duyguların körüklendiği filmlerde tarihin bir fon olarak kullanıldığına işaret etti. Bunda Osmanlı Sarayı'nın bilinmeyişi, tarihi yansıtmadaki sınırlılıklar, Türk sinemasının tarihe bakış açısı ve bu tür filmlerin büyük sermaye isteyişi gibi etkenlerin de önemli rol oynadığını belirten Burçak Evren "Tarihinden ve geçmişinden bu kadar sözedip de tarihini bu kadar karikatürize eden bir millet yok" şeklinde konuştu. Türkiye'ye çok erken geldiği halde sinemanın belge bırakma noktasında atıl vaziyette kaldığına da vurgu yapan Burçak Evren, "Sinemamızın kamerası tarihî belgelemek için yaşanan dönemlere dönmemiştir. Yüzyılın başında dünyadaki en önemli gelişmeler Osmanlı topraklarında yaşanırken, bir yanda tarih değişirken kamera oraya gitmiyor" dedi. Tarihle ilgili sinema ve genelde sanat eseri verilemeyişini de buna bağlayan Evren, "Sinemaya zengin bir tarihi, görsel malzeme vermemişizki..." şeklinde konuştu.
Yönetmen tarihçi değildir
"Haremde Dört Kadın", "Aşk-ı Memnu", "Yorgun Savaşçı" gibi tarihi filmlere imza atan Refiğ ise tarihi film yapılırken sahip olunması gereken bakış açısını şöyle özetledi: "Günümüzden tarihe baktığımız zaman genellikle bizden çok farklı, aykırı olanı görüyoruz. Ama asıl mesele kalıcı olan, yaşayanı, geleceğe hakim olacak olanı önceden kestirebilmek."
"Sinemanın tarihle uğraşması gerekli ve kaçınılmazdır" diyen Prof. İlber Ortaylı, buna karşılık sinemanın kendine ait bir tarih anlayışı olduğuna da dikkat çekti. Geçen asırda drama ve roman olarak karşımıza çıkan bu yüzyılda ise sinema tekniğini kullanan medyanın kitleleri şekillendirdiğini ve kendine göre bir tarih yorumu yaptığını anlatan Prof. Ortaylı, "Yönetmen entelektüel bir çocuktur ve diğer entelektüellerden ayrılan özellikleri vardır ama tarihçi değildir" şeklinde konuştu. Prof. Ortaylı'ya göre tarih şuurunu aktarmak için önemli bir unsur olan medya aynı zamanda tarihi saptırıcı da olabiliyor. "Rejisörün tarih bilmesi için yetiştiği toplumun tarih bilmesi gerekir. Aksi halde yönetmen mevcut yorumların dışına çıkamaz." diyen ve "Bir ülkede tarihçilik çok kuvvetli bir dal ise medyanın tehlikesi bertaraf edilebilir." diye de ekleyen Prof. Ortaylı'ya göre bu noktada da iş tarihçilere düşüyor. Türk Sinemasında Tarih Yorumlarında Prof. Deniz Derman, Ferzan Özpetek ve Selim İleri de Türk sinemasının tarihe bakışını değerlendirdiler.