Eminönü'nde Haliç kıyısında, yıllardır camları kırık, minaresi ve duvarları yıkık, kubbesi dökülmüş, içini su basmış, rutubetli bünyesini örümcek ağları sarmış, depo olarak kullanılan ve mahzun, garip ve sitemkar bir şekilde İstanbul'u seyreden tarihi ve manevi değeri yüksek Ahi Çelebi Camii, nihayet restore edilerek ibadete açılıyor.
YILLARDIR TERKEDİLMİŞTİ
Devrinin önemli tıp alimlerinden Ahi Çelebi bin Tabib Kemal tarafından 1480 - 1500 yılları arasında yaptırılan ve yıllardır terkedilmiş halde duran Ahi Çelebi Camii nihayet, isminin açıklanması istemeyen bir hayır sever tarafından yaptırılan ve iki yıl süren restorasyon çalışmaları sonunda, bu Ramazan ayında kapılarını tekrar açacak. İbadete açık iken Cuma namazlarında 550, vakit namazlarında 30 ile 300 arasında cemaate sahip olan Ahi Çelebi Camii'nin bu içler acısı hali çok yazılıp çizilmişti.
ÇELEBİNİN SEYAHAT RÜYASININ MEKANI
Yaklaşık 20 yıl süren terk edilmişliğinin ardından İstanbul'daki ilk Türk eserlerinden olan Ahi Çelebi Camii, restorasyon projesiyle yeniden hayata dönüyor. Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne bağlı Ahi Çelebi Camii'nin mimari özelliği kadar, belki de daha çok, manevi özelliği ağır basıyor. Bu camiinin kültür hayatımızdaki önemi pek bilinmez. 17. yüzyılda yaşayan Seyyah-ı âlem Evliya Çelebi'nin Peygamber Efendimiz'in elini öpüp heyecandan "Şefaat" yerine "Seyahat Ya Rasulallah" dediği, seyahatlerine ve meşhur Seyahatnamesi'ni yazmasına sebep olan rüyasını gördüğü mekandır Ahi Çelebi Camii.
KAPILARINI AÇACAK
İstanbul'da minaresi, kubbesi, şerefesi, işlemeleri ile yıllardır bir ihmal abidesi gibi duran, Evliya Çelebi'nin seyahat rüyasını gördüğü Ahi Çelebi Cami isminin açıklanmasını istemeyen bir hayır sahibinin bir milyon dolar tutan restorasyon harcamaları sonrasında, gecikmiş bir vefa eseri olarak kapılarını açacağı günü sabırsızlık ile bekliyor.
Peygamberimizi Ahi Çelebi camii içinde gördü
Evliya Çelebi, 1040 Muharremi'nin aşûra gecesi, rüyasında kendisini Yemiş İskelesi yanında helal mal ile yapılmış Ahi Çelebi Camii'nde görür. Camiin kapısı açılıp nurlu bir cemaat içeriye doluverir. Evliya Çelebi, rüyasını Seyahatname'de şöyle anlatır: Gördüm ki cami kapısından bir nur çaktı, camiin içine nur doldu. Cümle ayak üzere hazır durdular. Peygamberimiz yüzünde nikabiyle, elinde asasiyle, belinde kılıciyle sağında İmam Hasan, solunda İmam Hüseyin ile göründü. Mübarek sağ ayaklarını cami içre Bismillah ile koyup mübarek yüzünden nikabı açtı.
Hemen mihraba geçip iki rekat sabah namazı sünnetini eda edüp hakire bir dehşet, vücuduma bir titreme geldi. Saad Hazretleri elimden yapışıp huzur-ı hazrete götürüp:
"- Aşık-ı sadıkın ve ümmet-i müştakın Evliya kulun şefaat rica eder! deyüp bekledikte:
"- Mübarek dest-i şeriflerini bus eyle! deyince ağlayarak mübarek eline küstahane dudak vurup heybetlerinden "Şefaat Ya Rasulallah" diyecek yerde "Seyahat Ya Rasulallah" demişim. Hemen hazret tebessüm edüp:
"- Şefaat ettim, sıhhat ve selametle seyahat eyle! Fatiha" dediler.
Camii kaderine terk edilmişti
Yıllardır Haliç kıyısında kaderine terkedilmiş olan Ahi Çelebi Camii'nin pek çok yeri yıkılmış ve içini su basmıştı. Yapılan restorasyon neticesinde camii yenilenerek solda görülen halini aldı.