Ateşe atılan peygamber: İbrahim

Hikmet Ulusoy
Ateşe atılan peygamber: İbrahim

İbrahim, peygamberlik mücadelesini vermek için halk ile konuşmaya başladı. Onlara putların ilâh olmadıklarını ve olamayacaklarını anlattı. Ama ne yazık ki etkili olamadı. Bazıları İbrahim'in anlattıklarını mantıklı buluyor ama ona inanmaktan korkuyordu. Çünkü başlarında kendini ilâh zanneden Nemrut adlı zalim bir kral vardı.

Bir bayram günüydü.. Halk putlara çeşit çeşit yemek verdikten sonra eğlenmeye gitti. Eğlence dönüşünde o yemekleri alıp puthanenin dışında yiyeceklerdi. Halk puthaneden uzaklaşınca İbrahim Peygamber bir balta ile putları paramparça etti. Ama en büyük puta hiç dokunmadı. Baltayı onun boynuna astı ve oradan uzaklaştı.

Derken bayram eğlencesi bitti. Halk puthaneye geldi. İçeriye girdiklerinde gözlerine inanamadılar. Çünkü tanrıları yani putları kırılmıştı. Bu duruma çok öfkelendiler ve, "Tanrılarımızı kim kırdı?" diye bağırdılar.

İçlerinden biri,

"İbrahim yapmış olabilir. O putlara inanmıyordu" dedi.

Herkes panik içerisindeydi. İbrahim'in hemen getirilmesi için adamlar görevlendirildi. Onu bularak halkın karşısına çıkarttılar,

"Tanrılarımızı neden kırdın?" diye hesap sordular.

İbrahim Peygamber, boynuna balta asılı putu göstererek,

"Belki o kırmıştır. Balta onun boynundaydı. İsterseniz ona sorun!" dedi.

"Putların konuşmadığını sen de biliyorsun" dediler.

İbrahim Peygamber onların bu sözlerini bir fırsat bilerek, "Konuşamayan ve sizlere yol gösteremeyen, hatta kendisini bile koruyamayan putların sizlere hiçbir yararı olamaz," dedi.

Bunun üzerine İbrahim Peygamber'in sözlerini ve davranışını Nemrut'a ilettiler. Onların inanç ve yasalarına göre suçluydu. Nemrut, İbrahim Peygamber'in ateşe atılmasını emretti.

Görevliler ve gönüllüler hemen odun topladılar. Büyükçe bir ateş yaktılar. Halk, İbrahim Peygamber'in yanışını seyretmek için ateşin etrafında toplandı. Alevler gittikçe yükseliyor, etrafa yüksek ısı yayıyordu. Ateşin en şiddetli anında İbrahim'i tuttular ve mancınıkla ateşin içerisine fırlattılar.

İnsanlar merakla onun yanışını daha iyi görebilmek için birbirlerini ezdiler. Gözleri, gökyüzüne yükselen kızıl alevler karşısında pır pır ediyordu. Heyecanları doruk noktasındaydı. Allah dostu İbrahim'in yanışını izleyeceklerdi.

İşte o anda Allah, ateşe, "İbrahim'e karşı serin ve zararsız ol!" diye emir verdi.

Ateş, Allah'ın emrine uydu ve İbrahim Peygamber'i yakmadı. İnsanlar hayret içerisindeydi. Onun büyücü olduğunu düşündüler. Kendilerine zarar vereceğini düşünerek hızla oradan uzaklaşmaya başladılar. Giderlerken de birbirleriyle, "İbrahim yanmadı! Hâlâ yaşıyor! Alevlerin arasında bile ibadet ediyor," diye konuşuyorlardı.

İbrahim Peygamber Allah'ın emriyle ateşten kurtulmuştu. Ama insanlar ona inanmamışlardı. İbrahim onların taşlaşmış kalplerini yumuşatamayacağını anladı. Nemrut'un ülkesini terk etmeye karar verdi ve daha iyi insanların yaşadığı güzel diyarlara göçtü.