Gıybet ve zan

Doç. Dr. Mustafa Karataş
Gıybet ve zan

'Ey iman edenler zannın bir çoğundan kaçının. Çünkü zannın bazısı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Sizden biri ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? ondan tiksinirsiniz değil mi? Allah'tan korkun şüphesiz ki Allah tövbeleri daima Kabul edendir, çok merhametlidir.'

Müslüman elinde delil olmadıkça kesin bir bilgisi olmadan bir olay hakkında sû-i zanda bulunmaz. Bu zan üzerinde hüküm bina edemez. Bize bir haber ulaştığında hemen inanmak ve kesin hüküm vermek yanlış olur. Halbuki haberin kaynağını incelememiz ve doğruluğuna kanaat getirdikten sonra hüküm vermemiz daha yerinde olur. Nitekim âyeti kerimede Cenabı Hakk, ey iman edenler size fasık birisi bir haber getirdiğinde onu araştırın hemen inanıp hüküm vermeyin. Bilmeden haksız yere bir kavme haksızlık edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz.' buyuruyor.

Müslüman bir kardeşimiz hakkında kötü bir söz söylendiğinde, aleyhinde konuşulduğunda doğru değilse, O kardeşimiz böyle birşey yapmaz ben onu tanıyorum, diyerek gıybeti yapılan insanı gıyabında savunmamız kardeşlik gereğidir. Gıybet bir kimseyi arkasından hoşuna gitmeyecek şekilde anmaktır. Bazı zamanlar bir insanın kötülüklerini haber vermek zaruri hale gelebilir. Zaruretin ölçüsü ise dinimizde belirlenmiştir. Bir kişi din ve dindarlara düşmanlık yapıyorsa, müslümanları o tehlikeden haberdar etmek üzere onun durumu anlatılabilir. Fakat müslüman bir insan bir takım kusurlarından dolayı arkasından çekiştirilemez ve dedikodusu yapılamaz.

Allah Teala gıybeti ölü kardeşinin etini yemeye benzetmiştir ki, çok büyük günahtır. Allah Rasulu ise, konuyla ilgili olarak şöyle buyurmuştur: 'gıybet zinadan daha büyük günahtır.' Bu sözü duyan arkadaşları hayretle şöyle sordular: Ya Rasulallah gıybet zinadan nasıl büyük günah olur? Rasulullah şu cevabı verdi: Şayet kişi zina eder sonra pişman olur tevbe ederse, Allah da onun tevbesini kabul eder, onu bağışlar. Fakat gıybetini yaptığı kişi, kendisinin gıybet suçunu bağışlamadıysa gıybetçi Allah tarafından bağışlanmaz (Mişkat, Âdab 1874).

Hz. Aişe(r.a.) anlatıyor : Bir gün kumam Safiye'nin kısa boylu olduğunu peygambere ima ederek anlattım. Allah Rasulu Safiyenin hoşlanmayacağı şekilde anılmasını tasvip buyurmadı, böylesine bir sözün günahını açıklamak içinde şöyle buyurdu: Yâ Aişe! öyle günah söz söyledin ki o sözler deniz suyuna karışsaydı denizin suyunu kirletirdi (İbn Kesir, Tefsir, Hucurat 12,3/365).

Ashab-ı Kiram (r.a) birbirlerine rastladıkları zaman birbirlerini güler yüzle karşılıyorlardı. Başkasının gıyabında konuşmayı münafıklık alameti sayarlardı. Ebu Hüreyre der ki: 'Kim dünyada müslüman kardeşinin etini yerse ahirette ona o müslümanın eti yaklaştırılır ve kendine diri iken onun etini yediğin gibi ölü olduğu halde de ye! Denir. O da mecbur kalarak yer; böylece geveler, tiksinir, bağırır ve yüzünü buruşturur.

Kadade derki: Bize anlatıldığına göre kabir azabı şu üç şey sebebiyle olur. Biri gıybet, biri nemime (laf getirip götürmek) biri de bevilden korunmamaktandır.

Hasan-ı Basri (r.a.) de şöyle demiştir: Allah'a yemin ederim ki, gıybet mü'min kişinin dinini ifrad hususunda cüzzamın vucuddaki ifsadından daha da süratlidir.

Âlimlerden bazıları ibadeti tarif ederken, oruç tutmak ve namaz kılmakdan öte dili tutmak derlerdi. Üç kişi iken iki kişinin aralarında gizli konuşması da gıybet sayılmıştır. Su-i zan gıybete sürükleyen en önemli hastalıktır. Bir çok dostluk ve kardeşlik önyargı sebebiyle zarar görmektedir. Ne yazık ki, insanoğlu başkasının gözündeki çöpü görürde kendi gözündeki merteği görmez. İnsanı Şeytan başkalarıyla meşgul ederek aldatır. Hep başkalarının ayıbını kusurunu araştırır. Ne mutlu kendi kusurlarıyla meşgul olmaktan başkalarının kusurunu araştırmaya vakti olamayanlara. Kendini düzeltmeden başkasına düzeltmeye kalkışmak nedeniyle daha çok gıybet yapılmaktadır. Halbuki salah olmadan ıslah olmaz. Başkalarının kusurları olabilir. Biz de bunları görmüş olabiliriz. Bunları düzeltmenin yolu gıybet ve dedikodu değildir. Kusurunu gördüğümüz kardeşimizin düzelmesini istiyorsak gıyabında konuşmak yerine şu hususlara dikkat etmeliyiz:

1. Kişiyi değil, davranışı eleştirmeli 2. Arkasından değil yüzüne söyleyebilmeli 3. Rencide etmeden ve incitmeden söylemeli 4. Başkalarının yanında söylememeli veya onu tanımayacakları şekilde söylemeli 5. İyi niyetli olup o kişinin hayrını ve düzelmesini istemeli