Milletimizin Hırka-i Şerif ve diğer mukaddes emanetlerin her birine verdiği önem, duyduğu sevgi, aslında Peygamber Efendimiz'in hatıralarına gösterilen saygı, zaatlarına duyulan sevgi, muhabbet ve hasretin tezahürüdür. Müslümanlar, Peygamberimiz'in mübarek vücuduna dokunan, O'nun kokusunu, izini taşıyan hatıralara oldukça önem verir.
KARANİ PEYGAMBERİMİZ'İ GÖREMEDİ, HIRKASINI ALDI
İstanbul'da Peygamberimiz'in iki adet hırkaları bulunuyor. Hırka-i Şerif, Fatih'teki aynı adı taşıyan camide muhafaza edilir. Aslen Yemenli olan Üveys el-Karani ya da daha çok bilinen adı ile Veysel Karani Hazretleri, Yemen'de bulunan annesinden aldığı müsaade ile Medine'ye Peygamberimiz'i ziyarete gider. Ancak Peygamberimiz Medine'de olmadığı ve "Gidip hemen dön" diyen annesine söz verdiği için Peygamberimiz'i görmeden dönmek zorunda kalır. Peygamberimiz, Veysel Karani'nin geldiği ancak kendisini bekleyemeden dönmek zorunda kaldığını öğrenince son derece müteessir olur ve Hırka-i Şeriflerinin Veysel Karani'ye hediye edilmesini vasiyet eder. Bu kutlu hırka, Veysel Karani Hazretleri'nden sonra elden ele geçip muhtelif yerlerde muhafaza edilir. Hırka-i Şerif Camii'nin inşasından sonra, Sultan I. Abdülhamid'in, inşa ettirdiği odaya yerleştirilir.
KA'B'A HEDİYE ETTİ
Hırka-i Saadet de Topkapı Sarayı'nda Hırka-ı Saadet dairesinde, Mukaddes Emanetler Bölümü'nde muhafaza edilir. 1962'den beri halkın ziyaretine açık olan kutsal emanete, Bürde-i Saâdet de denir. Hırka-i Saadet, mukaddes emânetlerin en önemlisidir. Peygamberimiz'i hicveden bir şiir yazan Kab bin Zübeyr, daha sonra yaptıklarından pişmanlık duyar ve Peygamber Efendimiz'in huzuruna çıkar. Kendisini tanıtıp nazmettiği hicviyelere kefaret olabilecek güzellikte meşhur Kaside-i Bürde'yi arzeder. Kab bin Zübeyr'in huzurda okuduğu Kaside-i Bürde'yi çok beğenen Peygamberimiz Hz. Muhammed, sırtından Hırka-i Şeriflerini çıkararak Ka'b'a hediye eder.