Allah, sözünde duranları sever

Arşiv.

Mehmet Nezir Gül

Müslüman sözünde durur. Ahdini yerine getirir. Muhatabı kim olursa olsun bir anlaşma yaptıysa ona uyar.

Nitekim Allah Resulü (sav), Hudeybiye Anlaşmasını imzaladıktan hemen sonra Medine’ye hicret için gelen bir Mekkeli sahabiyi, alamadı. İstisnai bir izin istedi müşriklerden. Onlar da izin vermeyince anlaşmasına bağlı kaldı ve sahabiyi elleri ayakları zincirli olsa da dönmesini istedi.

Peygamber Efendimizin sözleşmelerine uyduğuna dair pek çok örneği vardır. Biz Müslümanlar da ahidlerimize uyacağız ve Allah’ımızın sevgisini kazanacağız.

“Mescid-i Haram’ın yanında kendileriyle antlaşma yaptıklarınızın dışında müşriklerin Allah ve Resûlü yanında nasıl (muteber) bir ahdi olabilir? Onlar size karşı dürüst davrandıkları müddetçe siz de onlara dürüst davranın. Çünkü Allah (ahdi bozmaktan) sakınanları sever.” (Tevbe, 9/7)

ALLAH, YOLUNDA MÜCADELE EDENLERİ SEVER

Yeryüzü, tarih boyunca hak ile batılın mücadelesine şehadet etmiştir. Bir tarafta Allah’ın emri üzere hareket eden, iyi bir insan olmaya çalışan, iki dünyanın saadeti için koşturan mümin yürekler. Diğer taraftan nefis ve şeytanın izinde heva ve heveslerine tabi olan, sadece bu dünya için gayret edenler.

Dünya hayatı peşin görüldüğünde ve insanoğlu aceleci yönünü öne çıkardığında aldanır. Rabbini dikkate alanlar ise bir mücadeleyi göze almış olur. Başta peygamberler olmak üzere salih, mücahid, şehit kullar bir bedel öderler. İnandıkları değerler için, i’layı kelimetullah, hak ve özgürlük, barış ve esenlik, bütün insanlığın huzur ve selameti için bir mücadele içinde olurlar.

Bazen eziyete uğrar, işkence görürler. Bazen evlerinden yurtlarından olur hicret ederler. Bazen ideallerinin hâkimiyetini kurar, Allah adına adaletle hükmederler bazen de yenilgi yaşarlar. Ama hayat hep bir mücadele içinde geçer.

Habbap b. Eret (ra) anlatıyor: “Resulullah (sav) Kâbe’nin gölgesinde bir bürdeye yaslanmış otururken, gelip müşriklerin yaptıklarından şikâyette bulunduk.

“Bize yardım etmiyor musun? Bize dua etmiyor musun?” dedik. Şu cevabı verdiler:

“Sizden önce öyleleri vardı ki, kişi yakalanıyor, onun için hazırlanan çukura konuyor. Sonra getirilen bir testere ile başının ortasından ikiye bölünüyordu. Bazısı vardı demir taraklarla taranıyor, vücudunda sadece et ve kemik kalıyordu. Bu yapılanlar onları dininden çeviremiyordu. Allah’a yemin olsun ki Allah bu dini tamamlayacaktır. Öyle ki, bir yolcu devesine bindi mi San’a’dan kalkıp Hadramevt’e kadar gidecek. Allah’tan başka hiçbir şeyden korkmayacak. Ancak siz acele ediyorsunuz.” (Buhari, Menakib’ul-Ensar 29, Ebu Davut, Nesai)

Allah kendi yolunda mücadele edenleri sevmez mi?

“İyi bilin ki, Allah kendi yolunda kurşunlu bir bina gibi saf bağlayarak çarpışanları sever.” (Saff 61/4)

ALLAH HER YÖNÜYLE TEMİZ KULLARINI SEVER

Kirli insanları kim sever ki?...

Allah’ın sevdiği Müslüman, maddi ve manevi temizliğin her boyutuna dikkat eder ve büyük bir önem verir.

Elbiselerini, bedenini, ağız ve diğer organlarını, saçını, kolayca kirlenen ve koku yapabilen uzuvlarını temiz tutar. Bulunduğu mekânı pîru pâk eyler. Rabbine ibadet için hazır olur. İnsanlarla sorunsuz iletişim için birinci güzelliği sağlamış olur. “Temizlik imandandır.” (Müslim, Tahâret 1, Tirmizî, Daavât 86) düsturuna bağlanmış olur.

“Elbiseni tertemiz tut, kötü şeyleri terk et!” (Müddessir, 74/4-5)

Elbisenin, beden ve mekânın temizliği beraberinde başka güzellikleri de getirir.

Akıl, zihin ve ruh dünyasını her türlü kötü düşüncelerden, şirk unsurlarından temizler. Tevhidin saf yüceliğini, berraklığını benimser. Kalp temizliğine önem verir. İnsanlar hakkında hep iyilik düşünür, enaniyetten, tekebbürden, gevşeklikten, dünyevileşmekten uzak durur. Kalp; Allah’ın istediği yönde atar. Allah’ın dışında yüce bir varlık tanımaz.

Modern dünyanın getirdiği, iblisin güncelleştirdiği ayartıcılardan, deizm, ateizm, agnostisizm, materyalizm, pozitivizm, sekülerizm gibi ideolojilerden kendini temiz tutar. Helal ve meşru olana yönelir, yolunu bulsa da şüpheli ve imtiyazlı meşruiyetlerin getirisine yönelmez. Helal yolla kazandıklarını da cimrilik, pintilik, yığıntılar yaparak yıkıntılara sebebiyet vermez. İnfaktan, sadakadan, zekâttan kaçınmaz. Böylece helal ve meşru olan amellerine, kazançlarına haram ve günah katarak onları kirletmez.

“…Onun içerisinde tertemiz olmayı seven kimseler vardır. Allah da çokça temizlenenleri sever.” (Tevbe, 9/108) “Allah (c.c) temizdir, temizliği sever!” (Tirmizi, Edeb, 41/2799)