Hilal tüm Müslümanlara göründü

Ramazan ayının başlangıcının kanıtı olan "Rü'yet-i hilâl" yani hilal'in gözükmesi, yıllardır üzerine tefrika yaşanan bir gerçektir. Peygamber (a.s)'ın hadisi ile sabit olan oruca başlanması ve tamamlanması ile bayram edilmesini belirleyen hilalin'in görülmesi konusunda, yıllar sonra Diyanet İşleri Başkanlığı'nın öncülüğü ile Müslüman coğrafyası tek takvim üzerinde birleşme kararı aldı.

Yeni Şafak Kübra Tokuş
Tüm Müslüman coğrafyasında ibadetlerin tek takvim çatısı altında birleştirilmesi esası ile birlikte 10 yıllık bir takvim hazırlanacak.

Rü'yet-i hilâl diye adlandırılan yeni ayın başlangıcı Ramazan ayına girildiğine işaret eder.

Peygamber Efendimizin "Hilali görünce oruç tutunuz, hilali görünce iftar (bayram) ediniz, hava kapalı olursa (içinde bulunduğunuz ayı) otuza tamamlayınız" (Buhârî, Savm) hadisi şerifi gereği kameri aybaşlarının hesaplarını yapmaktadır.

Kameri ayların başlangıçlarına esas olacak hilalin görülebilmesi için gerekli olan ayın güneşe göre günlük hareketi ve konumu; astronomik hesaplar ve günümüz teknolojisi kullanılarak hesaplanmaktadır.

Rü'yet-i hilâl

Kelime anlamıyla Rü'yet, görmek demektir. Bu sebeple "rü'yet-i hilâl" yani hilalin gözükmesi, oruç ibadetinin başlangıç ve bitişini gösteren işaret ve zaman ölçüsü olmuştur.

Ancak geçtiğimiz yıllarda İslam dünyası birbirlerinden farklı tarihlerde hilali gördüklerini ifade ederek Ramazan ayına başlıyor, tamamlıyor ve bayram yapıyordu.

Diyanet İşleri Başkanlığı 1974 yılında, rasathane, İ.Ü Fen Fakültesi ve Harita Genel Müdürlüğü yetkilileri ile seri toplantılar düzenlemiş, bu toplantılarda, İslâm dünyasında dinî günlerin başı ve sonu konusunda meydana gelen ihtilafı ve farkı ortadan kaldıracak tedbirleri tespit etmiştir. Fakat İslam dünyasındaki tefrikalar günümüze kadar süre gelmektedir.

Şimdiye kadar İslam coğrafyasının tek takvimde birleşememesinin sebebi ise 1978 yılında İstanbul'da yapılan "Kamerî Aybaşlarını Tesbit Konferansı" kararlarına, altında imzası bulunan birkaç ülkenin uymamasıdır.

Ümmet birliği için Diyanet'ten büyük adım

Bu yıl Diyanet İşleri Başkanlığı'nın öncülüğünde Avrupa Fetva ve Araştırma Meclisi, Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve İslam Hilal Gözlem Projesi (ICOP) işbirliğiyle Uluslararası Hicri Takvim Birliği Kongresi düzenlendi.

Kongreye, İslam Ülkelerinin ilgili bakanlıkları, Fetva Kurulları, çeşitli fıkıh kurulları temsilcileri, alimler, fakihler ve astronomlar katıldı.

Kongrede astronomi ve fıkıh ilimleri açısından Rü'yet-i Hilal konusu tartışıldı ve takvim farklılığının toplumsal ve siyasi boyutları ele alındı. 50'ye yakın ülkeden ilim insanları, astronomlar ve karar merciinde bulunan yetkililerin katıldığı kongreden 2 sonuç çıktı.

http://image.piri.net/resim/imagecrop/2016/06/03/12/21/resized_92ccf-1905fa90s.jpg

Birincisi;

Kameri ayın başlangıcını tespitteki temel ilke, ister çıplak gözle olsun ister modern astronomik aletlere bağlı gözlemle olsun, hilalin görülmesidir. Hilalin farklı zamanlarda farklı yerlerde görülmesine itibar edilmez. Bir yerde görüldüğü zaman diğer yerlerde de görülmüş kabul edilir.

İkincisi;

Bütün dünyada uygulanması için tekli takvimi tercih edildi. Bu takvim, hilalin dünyanın herhangi bir yerinde gözle veya astronomik rasat aletleriyle görülebilme imkânını ve hem klasik fakihlerin çoğunluğunca hem de günümüz fıkıh akademilerinin çoğunluğunca kabul edilen ihtilaf-ı matali'a (hilalin farklı zamanlarda farklı yerlerde görülmesine itibar edilmemesi) görüşü esas alınır.

Tekli takvim ile birlik

Bu takvimin, genelde Müslümanlar özelde Müslüman azınlıkların karşı karşıya olduğu bazı sorunları çözme yönünde önemli katkılar sunması hedefleniyor.

Tekli takvim, oruç, bayram gibi Müslümanlar için sembol manası olan günleri birleştirmesiyle, Müslümanlar arasındaki meşru ve makul sınırları aşan tefrikayı/ayrışmayı ortadan kaldırma yönünde bir karar oldu. Tekli takvim ümmet birliğine katkıda bulunarak, Müslümanlar tek güç haline gelmesini sağlayacak.

Özellikle azınlık halinde yaşayan Müslümanlar arasında bu sorun tek bir devlet içinde bazen iki bazen de üç farklı günde oruç ve bayram yapma noktasına varacak aşırı durumlara yol açabiliyor.

Hatta farklılık, bir ülke vatandaşı hacıların Zilhicce'nin 9. Günü Arafat'ta vakfeye durdukları gün, kendi ülkelerinde henüz Zilhicce'nin 7. Veya 8. Günü olması gibi aşırı boyutlara ulaşabiliyor.

İslam dini, tevhid dinidir, birliği ve bütünlüğü şer'i bir farz ve olgusal bir zaruret saymıştır. Belirlenmiş standart bir takvim, Müslüman azınlıkların bayramlarda tatil imkânına kavuşmalarını da sağlayacak; ayrıca onlara, yüce dinimizin bilimsel gelişmelere kapalı olmadığını, hatta bilimle uyumlu olduğunu çevrelerine sunma noktasında yardımcı olacaktır. Zira İslam'ın ilk inen ayeti ve Suresi “Oku" emriyle başlar ve ilmi konu eder.

10 yıllık takvim yapılacak ve dünyaya dağıtılacak

Tüm Müslüman coğrafyasında ibadetlerin tek takvim çatısı altında birleştirilmesi esası ile birlikte 10 yıllık bir takvim hazırlayacak bir ilmi komisyon teşkil edilecek.

Takvimin basım ile dünyaya dağıtılması sağlanacak.

Gözetleme ve diğer hususları ele almak üzere Rüyet-i Hilal konusunda incelemelere devam edecek bir heyet oluşturulacak.

Son alınan kararın asli amacı İslâm dünyasında birliğin sağlanması, bu hedefe ulaşıncaya kadar da her ülkenin birliğe riayet etmesi duası ile..