İslam'ı aşkla yaşayanlar: Mekke’nin hatibi

Arşiv.

Mehmet Nezir Gül

Müslümanlarla müşrikler arasında yapılan bir savaş sonrası esirler arasında önemli bir kişi de Süheyl b. Amr’dır.

Bu adam Mekke’nin ünlü bir hatibidir.

Çok etkili konuşmalar yapmakta, insanları Medine İslam Devletine karşı kışkırtmaktadır.

Ve şanı şöhreti her tarafa yayılmıştı.

İşte şimdi Müslümanların eline geçmiş ve süt dökmüş kedi gibi sessiz duruyordu.

Hz. Ömer (ra), Allah Resulü (sav)’ne gelerek niyetini açıkladı:

“Ya Resulallah! Bu adam, sizin de bildiğiniz gibi, meşhur Süheyl b. Amr’dır.

Allah onu bizim elimize düşürdü. Müsaade buyurun, şunun dişlerini sökeyim de, bir daha İslam’ın aleyhine insanları kışkırtamasın ve kötü söz söyleyemesin.”

Öneri aslında ilk anda makul gibiydi. Ancak Allah Resulü (sav) buna hiç de sıcak bakmadı.

“Onu bırak ey Ömer.

Ben ona bir zarar veremem.

Ben bir peygamberim, eğer ben ona bu şekilde işkence ederek bir ceza verirsem, bu Allah’ın hoşuna gitmez. Doğru olmaz.

Ama ben sana şu müjdeyi vereceğim. Bir gün gelecek bu adam senin de çok sevineceğin, hoşuna gidecek bir hizmette bulunacaktır. O zaman sen bu adamı öveceksin.”

Hz. Ömer’in yapacak bir şeyi yoktur artık. Allah Resulü (sav)’nün istemediği bir işi asla yapmayacaktır. Ancak yıllar sonra, kendisi ile Allah Resulü (sav) arasında geçen bu diyalogu hatırlayacak ve imanı bir kez daha tazelenecektir.

***

Aradan yıllar geçmiş, Peygamber Efendimiz (as) vefat etmiş ve Arap toplumları içinde bir dalgalanma yaşanmaya başlanmıştı.

İmanı zayıf olan yeni mü’minler, bazı propagandaların ve sahtekârların etkisiyle dinden dönme girişimlerinde bulunmuştu.

Bu durumdan Mekke halkı da etkilenmiş, çoğu kimse, imanla küfür arasında zihin kaymaları yaşamaya başlanmıştı.

Durumun çok kritik olduğu ve hatta Mekke valisi Attâb b. Esid’in bile saklanmak zorunda kaldığı bu ortamda, toplanan kalabalığın huzuruna birisi çıktı. Herkesi etkileyen bazı sözler söyledikten sonra konuşmasını şöyle bitirdi:

“Muhammed kimin ilahı idiyse o artık ölmüş bulunuyor. Ama Allah diridir ve her zaman bizimledir.

Ey Mekke’liler. Siz en son iman eden insanlar oldunuz bari dinden çıkmada öncü olmayın. Vallahi bu din, güneş ve ay doğmaya devam ettikçe yeryüzünde devam edecektir. İçinizden çıkan bazı kimseler sizi kandırmasın. Onlara inanmayın.

Ey Mekke’liler!

Ben sizin en zenginlerinizdenim.

Ben zekâtımı veriyorum. Siz de zekâtınızı verin.

Eğer İslam dini sizin zannettiğiniz gibi geçici bir din olur, ilerde inanan kimse kalmazsa, burada söz veriyorum ki, ödediğiniz zekâtların hepsini size iade edeceğim.

Bana inanın, bana güvenin.”

Bu sözleri söyleyen ve ardından ağlayan kişi Süheyl b. Amr idi.

Süheyl (ra)’in bu sözleri halk üzerinde büyük bir tesir yaptı. İnsanlar kendilerine geldiler. Vali Attab da ortaya çıkarak güvenliği sağlama konuşunda çaba harcadı.

Ancak, Allah Resulü’nün bir mucizesi daha gerçekleşmişti.

Yıllar önce hem kendisinin düşmanına işkence yapmayacağını ifade etmesi hem de Süheyl’in İslam’a hizmet edeceğini bildirmesi apaçık bir mucizeydi.

Mekke’de gelişen bu durumu ve Süheyl’in yaptığı etkileyici konuşmayı duyan Hz. Ömer şunları söylemekten kendini alamadı:

“Ey Muhammed (sav)!

Senin Allah’ın peygamberi olduğuna bir kere daha iman ettim!”