Müslüman, peygamberler arasında ayırım yapmaz!

Arşiv.

Mehmet Nezir Gül

Allah’ın gönderdiği vahiy, temel esasları itibariyle aynı muhtevadadır. Kaynak aynı olunca çelişki de olmaz. Sadece takdim, tehir veya topluma göre bazı uygulamalarda farklılıklar olabilir. İnanç temelleri değişmez. Peygamberler arasında değerli-değersiz, başarılı-başarısız, günahkâr günahsız ayırımı yapılmaz. Hepsine inanılır, görevlerini iyi bir şekilde yerine getirdikleri kabul edilir.

Bir Müslüman Hz. Âdem’den Hz. Muhammed’e gelinceye kadar gönderilen bütün peygamberlere iman eder.

Bir Müslüman, gönderilen bütün sahifelere ve kitaplara iman eder. Ancak bu kitapların özünün değiştirilmesi sonucu aslî boyutunu yitirdiğini ve kıyamete kadar ilahi koruma altında olan Kur’an-ı Kerim’in gönderildiğine iman eder.

“Allah’ı ve peygamberlerini inkâr edenler, Allah ile peygamberlerini birbirinden ayırmak isteyenler, “Bir kısmına inanırız ama bir kısmına inanmayız” diyenler ve bunlar arasında bir yol tutmak isteyenler yok mu, işte gerçek kâfirler bunlardır ve biz kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır.” (Nisa, 4/150-151) “Allah’a ve peygamberlerine iman edip onlardan hiçbirini diğerlerinden ayırmayanlara gelince, işte Allah onlara mükâfatlarını verecektir. Allah çok bağışlayıcıdır ve sonsuz rahmet sahibidir. (Nisa, 4/152)

Allah ve Resule İtaat, Birbirinden Ayrılamaz!

“Kim Peygambere itaat ederse, Allaha itaat etmiş olur.” (Nisa. 4/80)

Kur’an-ı Kerim’in otuz üç ayetinde Allah’a ve Resul’e itaat edilmesi emredilmektedir. Bunların on ikisinde de peş peşe, “Allah’a ve Resul’üne itaat edin!” denmektedir. İtaatin birlikte zikredilmesi çok anlamlıdır. Allah ile Peygamber arasında bir ayırım yapılamayacağının açık bir kanıtıdır. Yalnızca Allah’a itaat edip Resul’üne etmemek veya itaat emrini Resul için etkisiz ve geçersiz hâle getirmek mümkün değildir.

“Ey iman edenler! Allah’a itaat edin ve Peygambere itaat edin ve sizden olan ulul emre (idarecilere) itaat edin. Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde, Allah’a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah’a ve Resulüne arz edin. Bu daha iyidir sonucu bakımından da daha güzeldir.” (Nisa, 4/59)

Kur’an ile Sünneti birbirinden ayırmak, dine, İslam’a, Kur’an’a en büyük ihanettir.

Dini bozmanın temel bir unsurudur.

Heva ve heveslere tabi olmanın bir sonucudur.

Allah’ın nice ayetlerini yok saymanın bir zahiri göstergesidir.

Ilımlı İslam projesinin bir tahakkukudur.

Kötü niyetli âlimlerin tahrifatıdır.

Şimdi sormanın yeridir: Günümüz Müslümanları, Allah’a itaat edecekleri zaman Kur’an’a bakacaklar da Resule itaat edecekleri zaman nereye bakacaklar? Eğer sadece Kur’an’a bakılacak ise bu kadar ayet iptal mı oldu? Nesh mi edildi? Yoksa bu hüküm tarihsel mi?

Peygamber Efendimizin sağlığında iken sahabiler, öğrenmek istedikleri her şeyi gelip Peygamber Efendimize sorarlardı. Allah Resulü de ya Kur’an-ı Kerim’den ya da kendi dilinden cevabını veriyordu. Bazen hemen cevap verir, bazen de Cebrail’in bir hüküm, cevap getirmesini beklerdi. Allah Resulü’nün o zaman söylediği sözler, verdiği hükümler hep boşa mı gitti? Sahih rivayet bu kadar az mıdır? Bu soruları artırmak mümkün ama cevap tektir: Kendi döneminde Allah Resulüne itaat ne kadar farz ve gerekli ise bugün de farzdır, Allah’ın emridir. Bu emri yerine getirmenin yolu da Kur’an ve Sünnete tabi olmak ile mümkündür.

Hz. Muhammed Mustafa’ya tabi olmak, bir şereftir. Ancak şerefliler ona uyar, onu sever, onun izinde yürür.

***

“…Kim Allah’a ve Resulüne itaat ederse, muhakkak büyük bir başarıya ulaşmıştır.” (Ahzâb, 33/71)

Ebû Hüreyre’den rivayet edilmiştir:

“İstemeyenler dışında, ümmetimin tamamı cennete girer”

Bunun üzerine sahabe, Peygamber Efendimize sordu:

“Ey Allah’ın Resulü! Cennete girmeyi kim istemez ki?

Peygamber Efendimiz (sav):

“Bana itaat edenler cennete girer, bana karşı gelenler cenneti istememiş demektir.” (Buhari, İ’tisâm, 2)

***

“Kim Allah’a ve Peygambere itaat ederse, işte onlar, Allah’ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddıklarla, şehidlerle ve iyi kimselerle birliktedirler. Bunlar ne güzel arkadaştır.” (Nisâ Sûresi 69)

***

“Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi vesellem bir defasında üzerindeki koç derisini kuşak gibi beline bağlamış olan Mus’ab b. Umeyr’e bakarak şöyle dedi:

“Allah’ın kalbini nurlandırdığı şu adama bakın. Anne ve babasının onu en güzel giyecek ve içeceklerle beslediğini görmüştüm. Ama şimdi Allah ve Resulüne duyduğu sevgi onu şu gördüğünüz hâle getirdi.”