Masallar âleminin üçkâğıtçı kedisi İLK KEZ BEYAZPERDEDE

Fransız çocuk hikayeleri yazarı Charles Perrault'un (1628-1703) en ünlü masallarından biri olan 'Çizmeli Kedi', yazarın diğer bütün yapıtlarının animasyon filmlerini yapan Hollywood şirketleri tarafından 'ahlâksızlığı yücelttiği' gerekçesiyle yıllar yılı reddedilmişti. O yüzden de bu lanetlenmiş masalı filmleştirmek yine anavatanındaki Fransız sinemacılara kaldı.

Ali Murat Güven
Masallar âleminin üçkâğıtçı kedisi İLK KEZ BEYAZPE

alimuratg@yahoo.com

ÇİZMELİ KEDİ / La Véritable Histoire du Chat Botté

Yapım Yılı ve Ülkesi: 2009, Fransa yapımı Türü ve Süresi: Klasik masaldan animasyon türünde uyarlama / 82 dakika Gösterim Dili: Orijinal seslendirmesi Fransızca olan bu film, ülkemizde Türkçe seslendirilmiş kopyalarla gösterime sunulmuştur. Yönetmenler: Jérôme Deschamps, Pascal Hérold, Macha Makeïeff Senaryo Ekibi: (Fransız yazar Charles Perrault'nun klasik masalından yapılan serbest bir uyarlamayla) Pascal Hérold Özgün Müzik Bestecisi: Moriarty Müzik Yönetmeni: Juliette Deschamps Kurgucular: Laurent Pelé (Görüntü), Rémi Durel (Ses) Animasyon Teknik Yönetmeni: Emmanuel Linot 3Boyutlu Animasyon Teknik Yönetmeni: Ali Hamdan Sanal Kostüm Tasarımcısı: Macha Makeïeff Türkçe Versiyonun Seslendirme Sanatçıları: Mehmet Ali Erbil, Belit Özükan, Nilgün Kasapbaşoğlu, Ziya Kürküt, Atilla Şendil, Mazlum Kiper İthalatçı Şirket: r Film Dağıtıcı Şirket: Medyavizyon Film İçerik Uyarıları: Klasikleşmiş bir masal olmakla birlikte, öyküsünün baş kahramanının başarıya ulaşabilmek için her yolu mübah gören “makyavelist” kişiliği nedeniyle, 13 yaşından daha küçük çocuklar için olumsuz örnek oluşturabilir. Resmî İnternet Sitesi ve Fragmanı: http://www.lechatbotte-lefilm.mk2.com/ Yıldız Puanı: * * *

/resim/site/018239eca56339bb9ae3by.jpg
Bir Fransız değirmenci, öldüğünde üç oğluna birbirinden oldukça farklı türde üç ayrı miras bırakır. Büyük oğlana evin geçim kaynağı “değirmen”, ortancasına ailenin biricik nakliye aracı “eşek”, küçük oğlana ise bir “kedi” kalmıştır. Ailenin en genç mensubu, babasının ona miras olarak bıraktığı “şey”i görünce ilk anda oldukça üzülür ve “Bir kedi ne işe yarar ki… Pişirip yiyemezsin bile” diyerek sızlanır. Bu aşağılamaları duyan kedi ise ansızın konuşmaya başlar, “Hakkımda karar vermek için acele etmeyiniz efendim, hiç de önemsiz bir mirasa sahip olmadığınızı pek yakında göreceksiniz” diyerek ağzı bir karış açık onu izleyen sahibinden boş bir çuval ve bir çift çizme ister. Kahramanımız, çocuğun kendisine verdiği bu aksesuarları giydikten sonra da ikilinin serüvenleri başlar.

/resim/site/027039ecbd5539bb9ae4by.jpg
Değirmencinin oğlunun hayat yolundaki menajerliğini üstlenen Çizmeli Kedi, baldan tatlı dili ve çevirdiği akıl almaz fırıldaklarla sahibini yaşadığı yoksulluktan adım adım kurtarıp, hayattaki en büyük tutkusu olan Prenses'e ulaşmasını sağlayacaktır. Öyle ki o güne kadar dans etmekten başka hiç bir şeye ilgi duymayan Prenses, küçük kahramanımızın zekice oyunları sayesinde bu sıradan köylü çocuğuna sırılsıklam bağlanmıştır. Ancak, bir saray soylusunun kalbini fethederek ülkenin yönetim merkezine sızmak, iki uyanık için o kadar da kolay olmayacaktır. Genç kızda gözü olan kötü niyetli düşmanlar, çenebaz kedimiz ve onun sevinçten deliye dönmüş durumdaki sahibinin hesaplarını altüst etmek için devreye girerler.

DISNEY'İN GÖRMEZDEN GELDİĞİ KLASİK MASAL

/resim/site/035539ecd6af39bb9ae5by.jpg
Yeryüzünde beyazperdeye aktarılmadık masal bırakmayan Hollywood yapımcılarının “çocuk seyirciler için fazla ahlâksızca” bularak şimdiye kadar animasyon filmini yapmayı reddettikleri Charles Perrault klasiği “Çizmeli Kedi”, döndü dolaştı, yine doğduğu toprakların sanatçıları eliyle sinemaya uyarlandı. Oysa ki 1628-1703 yılları arasında yaşamış Fransız masal yazarı Perrault'nun eser külliyatı, çocuklara yönelik sinema üretenler tarafından öteden beri benzersiz bir vaha olarak kabul edilmekte. “Külkedisi”, “Kırmızı Başlıklı Kız” ve “Uyuyan Güzel” yine bu yazarın kaleminden çıkan klasik masallardan yalnızca bir kaçı…

/resim/site/043439ecebd439bb9ae6by.jpg
Daha önce bu üç popüler masalı da uzun metrajlı sinema filmine dönüştüren Walt Disney şirketi, sıra “Çizmeli Kedi”ye geldiğinde, bu hikâye şirketin -sinemaseverlerce öteden beri çok iyi bilinen ve bizim de desteklediğimiz- o titiz ahlâkî denetimine takılacaktı. “Çizmeli Kedi”yi aşırı oportünist, dahası makyavelist bir karakter olarak gören Disney yapımcıları, Perrault'nun bu eserine öncekilere gösterdikleri muhabbeti sergilemediler. Böylelikle de hin oğlu hin kedimiz, sinema tarihi boyunca bir türlü peliküle sıçrama şansı bulamayıp yalnızca kitapların sayfalarında bir illüstrasyon olarak kaldı.

Bana sorarsanız, Disney yönetimi bu ahlâkî tercihinde dibine kadar haklı, çünkü “Çizmeli Kedi”, tıpkı bizim masal kültürümüzde de varolup (bana göre) zaman zaman son derece sevimsiz birine dönüşen aşırı uyanık “Keloğlan” karakteri gibi, hedefine ulaşabilmek için her türlü fırıldağı çevirmekten geri durmayan bir tip... Folklör ve edebiyat tarihinde, vaktiyle birilerinin yazıp çizdiği ya da dilden dile aktardığı her şeyin tastamam doğru olacağını kabul etmek zorundayız diye bir kural yok. Masallar ya da halk deyişleri de pekâlâ yanılabilir; ki ne kadar vahim düzeyde yanılabileceklerini kanıtlamak için bu yazının sonuna bir kaç ünlü atasözümüzü ekledim. Görün bakalım, bizde de yüzlerce yıldır dilden dile dolaşan atasözleri arasında ne kepaze örnekler var!

Teknik açıdan yüksek düzeyde bir zenaatkârlık içeren “Çizmeli Kedi”, Amerikalı sinemacıların vaktiyle özgün masalın kahramanlarında tek tek yakalayıp kıyasıya eleştirdikleri olumsuz kişilik özelliklerini de büyük ölçüde muhafaza ediyor. Bu bakımdan, çocuklarla birlikte gidildiğinde, onları hayatta başarılı olmanın yegâne yolunun “sahtekârlık ve çenebazlık olmadığı” yönünde peşinen uyarmakta yarar var. Onun dışında, gerek üç boyutlu animasyonları, gerekse müziklerinin kalitesiyle vasat üstü bir çizgi sinema örneği olarak göz dolduran bir yapım…

* * *

Anadolu'da türetilmiş bazı çirkin ve zararlı atasözleri:

- “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın.” - “Köprüyü geçene kadar ayıya dayı diyeceksin.” - “Giden ağam, gelen paşam…” - “Denizden babam çıksa yerim.” - “Üzümünü ye, bağını sorma.”