alimuratg@yahoo.com
Konuyu, öyle çok da fazla gerilere giderek 2011 yılının tamamına yaymaksızın, yalnızca son dört ay içinde gösterime giren filmler arasından seçilmiş (Eylül, Ekim, Kasım, Aralık) bazı somut örneklerle ortaya koyacağım. Çünkü, bu kadar ayrıntıya girmeye kalkışırsam, önümüze dökülecek derin tezatlar yığını karşısında Kültür Bakanlığı Film Değerlendirme ve Sınıflandırma (Alt-Üst) Kurulu daha da zor durumda kalacaktır!
ABD'de, ticarî gösterime sunulacak filmleri dağıtım öncesinde izleyip değerlendiren ve bunların giriş yazılarının önüne, fragmanlarına, medyaya dağıtılan diğer her türlü görsellerine -ebeveynlere sinema kapılarında ışık tutacak- sınıflandırma işaretleri koyan bir kurum bulunmaktadır. Bu kurumun adı da MPAA, yani “Motion Picture Association of America”dır (Amerika Sinema Cemiyeti).
MPAA, değerlendirme ve sınıflandırma görevini, bünyesinde oluşturduğu "CARA" (The Classification and Rating Administration) adlı bir departman üzerinden yürütür. Film yapımcıları, hukukçular, psikologlar, pedagoglar, sosyologlar, sanatçılar, ilâhiyatçılar ve kamu çıkarlarını temsil eden diğer bazı meslek gruplarından, işlerinde hem kıdemli hem de saygın uzmanların yer aldığı CARA heyeti, önlerine gelen filmleri şu 5 temel kriter üzerinden izleyerek sınıflandırmaktadır:
1) “Sex / Nutidy” (Cinsellik / Çıplaklık Teşhiri)
2) “Violence / Gore” (Şiddet / Vahşet Gösterileri)
3) “Profanity” (Argo Kullanımı)
4) “Alcohol / Drugs / Smoking” (Alkollü İçki / Uyuşturucu / Tütün Ürünü Teşhirleri)
5) Frightening / Intense Scenes (Korkutucu / Gerginlik Yaratıcı Sahneler)
Aldığı sınıflandırma kararlarının ( sertifikası verdiği filmler haricinde) aileler ya da salon işletmecileri nezdinde herhangi bir hukuksal bağlayıcılığı bulunmayan MPAA, bütünüyle “sağlıklı bir toplum için gönüllü katılım” esasına göre çalışmaktadır. Yani, bu uyarıları umursamayanlar sinema kapılarında yine de bildikleri gibi davranıp görmek istedikleri filme bilet alabilirler. Ancak, MPAA denetimi zaten Amerikan toplumundaki duyarlı ebeveynlerin ısrarlı talepleri sonucunda doğmuş bir uygulama olduğu için, fiiliyatta böyle bir umursamazlık manzarası hemen hiç ortaya çıkmaz. Tam aksine, günümüzde MPAA yönlendirmeleri hem ABD'de hem de diğer ülkelerde yaşayan yüz milyonlarca anne-baba için son derece objektif ve kaliteli bir danışmanlık mercî anlamına gelmektedir.
http://www.filmratings.com/filmRatings_Cara/#/home/
Cemiyet, bu değerlendirme ve sınıflandırma işinde öylesine hassastır ki vulgarizme meyleden bir Amerikan komedisinde tek bir “fuck” kelimesi ya da masum bir aşkın tezahürünün ötesinde taşan 10-15 saniyelik ateşli bir öpüşme planı bile, denetlenen film için hiç tereddütsüz “R” (Restricted / Sınırlandırılmış) sertifikası verilmesine yol açabilmektedir. Günümüzde, "aile"yi ellerinden kaçırmak istemeyen pek çok Amerikan film yapımcısı ve yönetmeninin de sırf o "R"yi almamak için, ürettikleri yapımları çoğu kez sinema gösterimi ve DVD / paralı kanal versiyonu için iki ayrı şekilde (bir aynen olduğu hâliyle, bir de sınıflandırmada ye ya da en azından ye inecek şekilde, daha masum bir içerikle) kurguladıklarını görmekteyiz.
Oysa, dediğim gibi, MPAA Film Değerlendirme ve Sınıflandırma Kurulu CARA'nın aldığı kararlar, kişilerin (ileri düzeyde şiddet ve pornografi içeren filmlerin dahil edildiği, yukarıda da anılan tek kategori hariç) diğer filmleri izlemesini engellemez. Fakat, bu işaretlemeler hem film yapımcıları, hem sinema salonu işletmecileri, hem ebeveynler, hem de çocuk ve genç sinemaseverler üzerinde yoğun bir ahlâkî baskı oluşturmaktadır. MPAA'nin filmlerin girişine, yanı sıra da her türlü tanıtıcı görsel materyaline eklettiği şu okunaklı uyarılar, ABD ve çevre ülkelerdeki duyarlı aileler için âdetâ bir tür “ahlâkî barikat”tır:
- “G / General Audiences” (Genel İzleyici / Her Yaş Grubu İçin Uygun Bir Film)
- “PG/Parental Guidance Suggested” (Küçüklerin Ebeveyn Refakatinde İzlemesi Önerilir)
- “PG-13/Parents Strongly Cautioned” (13 yaşından Küçükler Kesinlikle Ebeveyn Refakatinde İzlemeli)
- “R / Restricted” (Sınırlandırılmış / İçinde 17 yaşından Küçükler İçin Uygun Olmayan Görüntü ve Temalar Var / Ebeveynlerin Çocuklarını Götürmemesi Çok Daha İyi)
- “NC-17 / No One 17 and Under Admitted” (17 yaş ve Daha Aşağısı İzleyiciye Kesinlikle Yasak)
Kurul'un bir de direkt olarak hard-core porno filmlere verdiği “X” sertifikası var ki bu kategorideki yapımlar zaten normal filmlerin gösterdiği salon zincirlerinde değil, yalnızca söz konusu tür için rezerve edilmiş daha gözden ırak sinemalarda oynatılabiliyor. Oralara da 18 altı izleyicinin girebilmesi kesin olarak yasak…
* * *
Bu ön bilgileri verdikten sonra, şimdi de Türkiye'de son 6-7 yıldır benzer bir görevi üstlenen Kültür Bakanlığı Film Değerlendirme ve Sınıflandırma Kurulu'nun (bizdeki muadilinin bir ve bir de olmak üzere iki aşamalı bir yapısı var. Yapılan değerlendirmeye işletmecilerden bir itiraz söz konusu olduğunda nihai karar için olanı devreye giriyor) 2011 yılı sonbahar-kış döneminde gösterime giren bazı yabancı filmlere ilişkin olarak gerçekleştirdiği sınıflandırmaları, MPAA'in aynı filmlere ilişkin kararlarıyla kıyaslamalı olarak şöyle bir inceleyelim:
- “Şeytan'ın İni” (Red State) / Türkiye Gösterime Çıkış Tarihi: 30 Eylül 2011 Cuma / Amerikan MPAA Sınıflandırması “R” / T.C. Kültür Bakanlığı Sınıflandırması “15+”
- “Tehlikeli İlişki” (Dangerous Method) / Türkiye Gösterime Çıkış Tarihi: 25 Kasım 2011 Cuma / Amerikan MPAA Sınıflandırması “R” / T.C. Kültür Bakanlığı Sınıflandırması “15+”
- “Yılbaşı Gecesi” (New Year's Eve) / Türkiye Gösterime Çıkış Tarihi: 30 Aralık 2011 Cuma / Amerikan MPAA Sınıflandırması “PG-13” / T.C. Kültür Bakanlığı Sınıflandırması “Genel İzleyiciye Uygun”
- “İçinde Yaşadığım Deri” (La Piel Que Habito) / Türkiye Gösterime Çıkış Tarihi: 30 Aralık 2011 Cuma / Amerikan MPAA Sınıflandırması “R” / T.C. Kültür Bakanlığı Sınıflandırması “15+”
Ve bunlar da son dönemde gösterime girmiş, içlerinde barındırdıkları yoğun cinsellik/çıplaklık, argo diyaloglar ve diğer olumsuz davranış örnekleriyle dikkati çeken bazı yerli filmler için Kültür Bakanlığı Film Değerlendirme/Sınıflandırma Kurulu üyeleri tarafından “uygun bulunan” yaş sınıflandırmaları:
- “Celal Tan ve Ailesi'nin Aşırı Acıklı Hikâyesi” / Türkiye Gösterime Çıkış Tarihi: 18 Kasım 2011 Cuma / T.C. Kültür Bakanlığı Sınıflandırması “7+ / 13A”
- “Mavi Pansiyon” / Türkiye Gösterime Çıkış Tarihi: 2 Aralık 2011 Cuma / T.C. Kültür Bakanlığı Sınıflandırması “7+ / 13A”
- “Ay Büyürken Uyuyamam” / Türkiye Gösterime Çıkış Tarihi: 9 Aralık 2011 Cuma / T.C. Kültür Bakanlığı Sınıflandırması “7+ / 13A”
- “Sümela'nın Şifresi: Temel” / Türkiye Gösterime Çıkış Tarihi: 16 Aralık 2011 Cuma / T.C. Kültür Bakanlığı Sınıflandırması “7+ / 13A”
Başta da belirttiğim gibi, bu karşılaştırma işini 2011 yılının tamamına yayarsak, yaşanan garabetin boyutları daha da büyüyecektir. O yüzden ben de sınırlı köşe alanımı dikkate alarak en fazla son 4 ayın filmlerine odaklanmayı tercih ettim. Yoksa, elimizdeki karşılaştırmalı listede bu yöndeki absürd örnekler istemediğiniz kadar çok!
Çağdaş Amerikan sinemasının yaşayan en büyük ozanı Terrence Malick'in, içinde hiç bir cinsellik / çıplaklık, şiddet / vahşet gösterisi ya da argo diyalog barındırmayan, tam aksine "aile" kurumunun "gırtlağına kadar" kutsandığı, bütün dünyada 2011 yılına damgasını vurmuş şiirsel başyapıtı “Hayat Ağacı”nın (The Tree of Life) bizim sınıflandırma sisteminden aldığı yaş etiketleri de “7+ ve 13A”; yani “Sümela'nın Şifresi: Temel” ile bire bir aynı!
Böyle bir sinemasal bakışa “Vay anam vay!” diyorum, başka da bir şey diyemiyorum.
Aynı şekilde, 28 Ekim 2011 Cuma günü gösterime giren, yönetmenliğini Oliver Parker'ın yaptığı “Johnny English'in Dönüşü” (Johnny English Reborn) adlı “pür-i pak” İngiliz komedisi de belden aşağı çalışıp duran bir sürü yerli-yabancı filmle aynı kulvara alınıp “7+ ve 13A” olarak değerlendirilmiş!
Kefere Amerikalı'nın meslek örgütü MPAA bir tek “fuck”, “shit” ya da “goddamn” sözcüğünde bile gençliğini görsel-işitsel kirlilikten korumak için gözünü kırpmadan “R” sertifikasını yapıştırırken, filmlere “18+” vermeyi hiç sevmeyen bizim ultra-demokratik Sınıflandırma Kurulu'muz ise bu yasal hakkını son 4 ayda yalnızca 4 film için kullanmış:
- “Mühürlü Köşk” (30 Eylül Cuma)
- “Şeytan'ın İkizi” (Devil's Double) / 14 Ekim Cuma
- “Barbar Conan” (Conan the Barbarian in 3D) / 21 Ekim Cuma
- “Ölümsüzler” (Immortals in 3D) / 11 Kasım Cuma
ABD'deki MPAA ve İngiltere'deki türdeşi BBFC (British Board of Film Classification) ile bu kurumların Türkiye'deki bire bir karşılığı olan resmî yapının yıllar içinde aynı filmlere verdiği birbirinden tamamen farklı sınıflandırma işaretleri karşısında, bende de ister istemez şöyle bir genel kanı uyanıverdi:
“Türkiye; cinsellik, çıplaklık, şiddet, vahşet ve argo gibi konu başlıklarıyla ilişkilerinde bütün temel sorunlarını fazlasıyla çözmüş; çocuk ve genç nüfusu anılan ülkelerdeki gençlikten çok daha ileri bir algı düzeyine ulaşmış; körpe beyinlerde ruhsal tahribata yol açabilecek zararlı iletiler konusunda diğer bütün uluslardan daha dayanıklı, daha doygun, iyiye ve iyiliğe yönelik toplumsal dönüşümünü tamamen kemâle erdirmiş, her açıdan süper bir ülke… O yüzden de Kültür Bakanlığı'mız kendi film işletmecilerini ABD ve İngiltere gibi bize göre henüz daha 'ilkel' bir düzlemdeki ülkeler kadar sıkmak istemiyor!”
Şaka bir yana, tıpkı televizyon kanallarında “gönüllü katılım” esasına göre kullanılan uyarıcı işaretler -bu kanalların tepesinde oturanların hayattaki tek kutsallarının para ve rating olmasından dolayı- her nasıl ki zaman içinde gitgide yozlaştırıldıysa, yerine göre 18 yaşından büyük kişilere bile rahatsız edici gelebilecek pek çok program ekranlarda 7+ gibi komik ötesi işaretlerle başlatılır olmuşsa, sinema işletmeciliği için yürürlüğe sokulan tasnif işaretleri de bir taraftan Kültür Bakanlığı'nın ilgili kurullarının özensiz değerlendirmeleri, diğer yandan da (bu işaretlerden zaten başından beri hiç hoşnut olmayan) ithalatçı ve işletmeci şirketlerin kaçak güreşmeleri nedeniyle büyük bir hızla iğdiş ediliyor. İşaretler lâyık olduğu filmlere lâyık oldukları şekillerde dağıtılmadığı gibi, işini ciddiye alan çok az miktardaki -alışveriş merkezi odaklı- işletme haricinde, özellikle herhangi bir zincire bağlı olmayan, eski tarz düz ayak semt sinemalarının gişelerinde çocuklara ve gençlere bilet satarken bu işaretleri gözeten, “Küçük hanımlar, küçük beyler, bu film sizin için zararlı gözüküyor” uyarısını yapan bir tek görevli bile görmedim bugüne kadar… Çünkü, bu tür bir kafayla salon işletenler için artı bir bir müşteri artı bir müşteridir; isterse içeride gösterilen filmde kan gövdeyi götürüyor olsun! Fakat, hakkını yemeyeyim, Cinebonus zincirinin bazı salonlarında, gişede bilet satan gençlerin yanımdaki kızlarıma dönerek “Bu film için küçük hanımların yaşı tutuyor mu acaba?” diye sorduklarını en azından birkaç kez görmüşlüğüm vardır.
Velhasıl, filmlerin tanıtıcı malzemelerinin üzerine eklenen –hem çocukları ve gençleri, hem de onların ebeveynlerini uyarmaya yönelik- işaretler nasıl ki gün be gün iğdiş ediliyorsa, bu işaretlerin kılavuzluğundan yararlanma konusunda peşinen gönülsüz olan kimi salonlarda da yıllardır fiili bir umursamazlık söz konusu… Çünkü, ortada işletmecileri caydırıcı bir denetim falan yok!
Öte yandan, bu konuda daha fazla söz söylemeye hacet de yok; çünkü sektörü yakından takip eden biri olarak ben ne dediğimi çok iyi biliyorum ve iddialarımı her türlü platformda, gerekiyorsa bir televizyon açık oturumunda çatır çatır savunmaya hazırım. Elimde son 4-5 yılın Türkiye film değerlendirme ve sınıflandırma dökümleri, yanı sıra da aynı filmlerin Batı'daki karşılıklarıyla birlikte…
Kültür Bakanlığı'nın, yukarıda adlarını andığım bazı rahatsız edici yapımlara bu kadar rahatlıkla “15A”, “15+”, “13A”, “13+”, “7A”, “7+”, “genel izleyici” ibarelerini serpiştiren saygıdeğer Değerlendirme ve Sınıflandırma (Alt-Üst) Kurulu üyelerine, fazla uzağa gitmeden şöyle basit bir teklif götürmek istiyorum:
Ya da bu kış günü sinemaya gitmeye üşeniyorsanız, mahallenizin köşesinde DVD kiralama mağazasından, henüz birkaç ay önce gösterime çıkan ve yine “15+” sınıfına uygun gördüğünüz “Şeytan'ın İni”ni kiralayın; bu filmi evde akşam yemeğinden hemen sonra mâaile izleyerek hoşça bir akşam geçirin!
Eminim, her iki filmi de çocuklarınızla birlikte sonuna kadar izleyemeyeceksiniz. Sinemadaysanız koltuklarınızda bir o yana bir yana fıldır fıldır döneceğinize, evdeyseniz de odayı daha film yarılanmadan terk edeceğinize kalıbımı basarım! Tıpkı “genel izleyiciye uygun” dediğiniz “Yılbaşı Gecesi” adlı filmi izlerken , hikâyedeki düzinelerce cinsel referanstan dolayı yanaklarınızın “Amasya elması” gibi al al olacağını nasıl ki peşinen biliyorsam, bunu da o kadar iyi biliyorum.
Ha, sapla samanı birbirinden ayırmayı iyice öğrenmiş, keyif için tükettiği görsel-işitsel ve yazılı iletilerden öyle kolaylıkla etkilenmeyecek bir olgunluğa ulaşmış yetişkinler her neyi tüketiyorlarsa tüketsinler, bu benim umurumda bile değil... Onlar isterlerse kendilerini galonlarca alkol ve kilolarca eroin kullanarak mahvedebilme özgürlüğüne de sahipler!
Fakat, "ülkenin geleceği" anlamına gelen çocukları ve gençleri her türlü zararlı alışkanlıktan, bu alışkanlıklara sevk edebilecek türden mesajlar içeren hasta ruhlu iletilerden korumak, devletin Anayasa ile belirlenmiş temel bir görevidir. Kültür Bakanlığı Film Değerlendirme ve Sınıflandırma Kurulu da Anayasa'nın “Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler” başlıklı üçüncü bölümündeki farklı maddelerde ayrıntılı olarak tanımlanan bu koruma-kollama görevinin icrâcıları arasında yer almaktadır.
Fakat, “Azizim, 'İçinde Yaşadığım Deri', 'Tehlikeli İlişki' ya da 'Şeytan'ın İni' gibi filmler beni hiç rahatsız etmiyor; bunları bırakın 15-16 yaşındaki kızım, 7-8 yaşındaki oğlumla bile rahatlıkla izleyebilirim” diyorsanız, zaten konuşulacak bir şey de kalmıyor.
* * *
Birbirleriyle ne evrensel estetik ölçütler, ne konu, ne cinsellik/çıplaklık teşhiri, ne şiddet/vahşet gösterileri, ne de barındırdıkları argo diyalog düzeyi açısından en küçük bir ilişkileri bile bulunmayan (ikisi yerli, ikisi yabancı olmak üzere) yakın tarihli 4 sinema filmi için Kültür Bakanlığı Film Değerlendirme ve Sınıflandırma Kurulu tarafından uygun görülmüş ortak yaş sınırlandırması:
“Hayat Ağacı” / “Ay Büyürken Uyuyamam” / “Johnny English'in Dönüşü” / “Sümela'nın Şifresi: Temel”
Bu filmlerin 'ü için de 'nun belirlediği ortak izleyici yaşı (Anlamı: 7 yaşında ve 7 yaşın üzerinde olanlar için uygun görülmüştür) ve yanında da bir 'dır. (Anlamı: 13 yaşından küçük olan izleyici grubu ailesi eşliğinde, 13 yaş ve üzeri izleyici kitlesi ise tek başına izleyebilir)
* * *
Sinema filmleri için kullanılan tasnif sisteminde simgeler ve açıklamaları:
http://www.telifhaklari.gov.tr/belge/1-77841/sinema-filmlerini-Degerlendirme.html