Hedefleri hep Erdoğan’dı
Gündem
Hedefleri hep Erdoğan’dı
Devleti gasp etme planı önünde en büyük engel olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı gören FETÖ, yasa dışı dinlemelerden montaj tapelere uzanan itibar suikastlerinde başarılı olamayınca 15 Temmuz’da direkt darbeye yeltendi.
Yeni Şafak
Soruşturmayla devlet ilk refleksini gösterdi
Gündem
Soruşturmayla devlet ilk refleksini gösterdi
15 Temmuz darbe girişiminin kırılma noktalarından biri de FETÖ’cü hainlere karşı Ankara Başsavcılığınca başlatılan soruşturma oldu. Darbeye karşı devletin verdiği ilk refleks olan bu soruşturmanın ardından vatandaş ve darbe karşıtı güvenlik güçleri devletin ayakta olduğunu gördü, şanlı bir direniş sergileyerek hainlere geçit vermedi. O gece ilk darbe soruşturmasının talimatını veren dönemin Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Harun Kodalak, “Ben o gece şehit edileceğimi öngörerek bu soruşturmayı açtım. Soruşturmayla devlet ilk refleksini göstermiş oldu” dedi.
Yeni Şafak
Markete değil meydana koştuk
Gündem
Markete değil meydana koştuk
15 Temmuz gazilerinden biri olan Muammer Polat, “O gece aç kalacağız diye marketlere değil, vatansız kalacağız diye meydanlarda indik” dedi.
Yeni Şafak
FETÖ hainlik servis ediyor
Gündem
FETÖ hainlik servis ediyor
Prof. Dr. Özcan Güngör, devletin 4 yıldır “matruşka bir hücre yapılanmasıyla” mücadele ettiğini söyledi. Güngör, yabancı devlet ve istihbarat örgütlerince aranıp da bulunmayacak bir “hainlik hizmeti servis ediyorlar” dedi.
Yeni Şafak
105 ülkeden 807 FETÖ’cünün iadesi istendi
Gündem
105 ülkeden 807 FETÖ’cünün iadesi istendi
15 Temmuz hain darbe girişimi öncesi ve sonrasında yurt dışına kaçan 807 FETÖ’cünün iadesi istendi. Ayrıca FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’in de aralarında bulunduğu 339 üst düzey örgüt mensubunun başına toplam 675 milyon 500 bin TL’ye kadar ödül konuldu. İçişleri Bakanlığının aranan terörist listesine göre, elebaşlarından 42’si 10 milyonluk kırmızı listede yer alırken, 23’ü mavi, 17’si yeşil, 48’i turuncu, 209’u da gri listede aranıyor.
Yeni Şafak
Dakika dakika ihanet
Gündem
Dakika dakika ihanet
17-25 Aralık, MİT TIR’ları ihaneti, Doğu ve Güneydoğu’da PKK’nın yaptığı hendek operasyonları ile devlete karşı başlattığı hain saldırıların ardından FETÖ, en büyük ihanetine 15 Temmuz’da darbe kalkışması ile imza attı. 251 vatandaşın şehit olduğu darbe girişiminde 2 bin 194 vatandaş da gazi oldu. Türkiye’yi iç savaşa sürüklemek için sahneye konulan hain plan ve bastırılmasına yönelik zamana karşı yürütülen büyük mücadele an be an kayıtlara geçti. İşte proje örgüt FETÖ’nün darbe girişimi dakika dakika böyle ezildi.
Yeni Şafak
Darbeler çağının sonu
Darbeler çağının sonu

Bir Darbeler Çağı yaşadık. Bu çağ Osmanlı’nın son yüzyılında Abdülaziz’in hal’iyle başlar. Harbiye içindeki örgütlenme başını çeker. Daha sonra Hareket Ordusu ile Abdülhamit’e karşı yeni bir darbe yapılacak. Sonra Cumhuriyet dönemi devam edecek. Bu darbeler modern, askeri ve komitacılık özelliklerine sahiptir. Bu nedenle klasik isyan hareketlerinden farklıdır. Hepsi devleti kurtarmak amacıyla hareket eder. Cumhuriyet döneminde devleti kurtarmak yerine “rejimi kurtarmak” geçer. Yine en modern adamlar, yine askerler ve yine komitacılık. Bu darbeler çağında sivil siyaset güçlü değildir. Bütün devlet kurumlarında askeri “büyük göz” vardır. YÖK’ten Milli Eğitim Bakanlığı’na kadar çeşitli kurullarda askerler yer alır. Siyasetçiler de çok muteber insanlar görülmez. Rüşvetçi, ihaleci, devletten çok kendisini düşünen şahsiyet olarak tipleşir. Aziz Nesin’in Zübük hikayesi bunu betimler. Nitekim hala siyasilerin suçları ve zaafları bütün toplumun önüne serilirken benzer şey askerler ve diğer devlet bürokratları için kolay kolay yapılmaz.

Toplum da güvenilmez bir varlık. Çünkü eğitim düzeyi düşüktür, laikliği ve modernliği yeterince benimsememiştir. Cahil ve geri kalmıştır. O nedenle onu yukarıdan aşağıya “rasyonel demokrasi” ile yönetmek elzemdir. Yani batıdan alınan demokrasi kurallarını devlet eliyle ona dikte etmek gerekir. Darbeler çağı içinde gelişen demokrasimiz de yeterli bir olgunluğa erişemedi. Yurttaşlık oluşmadı. Politik özne büyümedi. Kendi politik hayatı üzerine özgürce karar veren bir bilinç henüz fazla ortalarda gözükmüyor. Çünkü devleti elinde tutan herkes bahsettiğim yurttaştan nefret ediyor. Sağ ya da sol, fark etmiyor. Darbeler Çağı içinde “topal demokrasi” doğdu. Çok kırılgan. Hemen popülizme kayıyor, hemen araçsallaşıyor. Devlete gelenler oligarşiye dönüşüyorlar. Sivil ve askeri bürokrasi, bu popülizm ve yeni oligarşileşmeden rahatsızlık duyuyor. Halk da rahatsızlık duyuyor. Askerler temiz, kirlenmemiş ve kurtarıcılar olarak sahneye çıkarak ya devleti kurtarma ya da rejimi kurtarma görevlerini yerine getiriyorlar. Bunalım çözülüyor ve askerler tekrar kışlaya çekiliyor. 28 Şubat’ın aktörlerinden General Çevik Bir “demokrasiye balans” ifadesini kullandı. Çünkü ona göre Milli Görüş’ün siyasetteki yükselişi “rejimi kurtarmak” için harekete geçmeyi gerektiriyordu.

Artık Darbeler Çağı sona erdi. Dört yıl önce yapılan 15 Temmuz darbe girişimi de bundan dolayı başarısız oldu. Çağı geçmiş bir yöntemin başarıya ulaşma imkanı yok. Sadece bunalım, çatışma, işgal ve iç savaşa yol açar. Nitekim FETÖ’nün giriştiği darbe de bir düzen değişikliğine yol vermeyecekti. Ayrıca ortada ne kurtarılması gereken bir devlet ne de kurtarılması gereken rejim vardı. Devlet ve rejim sorunu yoktu. Gerekli ıslahatları devlet aklı yeni kadrolarla ve yeni programlarla yapıyordu. Sonuçta Darbeler Çağı’nın sonunda girişilen son darbe ile Türkiye büyük bir iç savaşa ve bunalıma sürüklenecekti. Bu millet ve devlet tarihin en büyük bunalımını yaşayacaktı. Fakat Türkiye’de yine demokrasi ve devletin salim aklı galip geldi. Ülkemiz büyük bir bunalım ve işgalden kurtarıldı.

Darbeler Çağı’ndan sonra devletin yaşadığı tıkanıkların çözümü için muhalefetin çalışması, iktidarın muhalefeti dışlamaması, seçimler aracılığıyla iktidarların değişmesi ve iktidarı eleştirme ve ona muhalefet etmenin teminat altına alınması büyük bir değer taşır. İktidar, oligarşik yapılarla bütünleşmekten uzak durmalı ve yeni kuşaklarla beraber dolaşıma giren bir sistem haline dönmelidir. İktidarlar gerektiğinde yerini rahatlıkla muhalefete bırakabileceğini göstermelidir. Çünkü Türkiye’de her darbe sonrası devlet düzeyinde oligarşik yapılar çözülmüş ve yeni yükselen elitlerin önü açılmıştır. 12 Eylül’de Özal ve yeni sağ elitler yükselir. 28 Şubat sonrasında Ak Parti ve yeni muhafazakar elitler doğar. Türkiye, darbeye ihtiyaç duymadan iktidar ve elitlerin dolaşımına açık bir sistem olarak çalışmalıdır. Elitlerin serbest dolaşımına açık siyasetler, darbelerin doğmasını engelleyecek en önemli yolların başında gelir.

AK Parti Gençlik Kollarından çizgi romanlı 15 Temmuz paylaşımı
Gündem
AK Parti Gençlik Kollarından çizgi romanlı 15 Temmuz paylaşımı
AK Parti Gençlik Kolları Başkanlığı tarafından 15 Temmuz darbe girişiminin dördüncü yıl dönümü için 'Demokrasi ateşi sönmeyecek' adlı çizgi roman hazırlandı. Darbe girişimi gecesi yaşanan olayların anlatıldığı, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü kapsamında hazırlanan çizgi romanın videosu, AK Parti Gençlik Kollarının Twitter hesabından paylaşıldı. Paylaşımda 'İşten, okuldan gelinip evde çay içilen sıradan bir günde abdest alıp, helalleşip vatan için tankların üzerine, şehadete koşan kahramanların ülkesi burası. Süper gücümüz; iman, feraset, vatan ve millet sevgisi' ifadelerine yer verildi.
AA

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.