Batuhan Karadeniz'in başarısız 'panenka'sı gündem oldu
Spor
Batuhan Karadeniz'in başarısız 'panenka'sı gündem oldu
Adana Demirspor, Türkiye Kupası 3. Tur maçında Yeni Orduspor ile karşı karşıya geldi. Mücadeleyi 2-1 kazanan Adana ekibinde Batuhan Karadeniz kaçırdığı penaltıyla gündem oldu.
Yeni Şafak
Türkçe kullanandan vergi alınmasın
Ekonomi
Türkçe kullanandan vergi alınmasın
Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu'ndan "Türkçe tabela" kullanımına yönelik dikkat çeken bir öneri geldi. TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, tabelalarını tamamen Türkçe yapanlara yönelik vergi muafiyeti getirilmesi gerektiğini söyledi.
AA
Erdoğan'ı kaldığı otelde karşılayan minik misafiri
Gündem
Erdoğan'ı kaldığı otelde karşılayan minik misafiri
73. BM Genel Kurul toplantısı için ABD'de bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yoğun bir günün ardından kaldığı otele geldiğinde onu küçük bir misafiri karşıladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan otelde, ABD'de yaşayan Türk vatandaşlarıyla bir süre sohbet etti. Bu sırada, Türkiye Cumhuriyeti Washington Büyükelçisi Serdar Kılıç'ın oğlu Sarper'de vardı. Kalabalık yüzünden ağlamaya başlayan miniğin sesini duyan Erdoğan 'Gel dedeye' diyerek minik misafiriyle ilgilendi.
IHA
1 milyon kişi evine dönecek
Dünya
1 milyon kişi evine dönecek
Suriye kuzeyinde ABD ve PKK, kentleri birer birer harabeye çevirdi. Katliamdan kaçan halkın büyük çoğunluğu Türkiye’ye sığındı. Mazlum Suriyeliler, topraklarının yağmacı teröristlerin elinden kurtarılacağı günü bekliyor. Ankara, Fırat’ın doğusundaki terör bataklığını Dicle’ye dek kurutmakta kararlı...
Yeni Şafak
Avrupa’nın yeni yol haritası
Dünya
Avrupa’nın yeni yol haritası
1945 sonrası ABD’yle kurulan Atlantik ötesi ilişkilerin kendilerine zarar verdiğine inanan Avrupa başkentleri, yeni yol haritası çiziyor. Bu haritada, Rusya, Çin, Türkiye ve İran’la stratejik ilişkilerin güçlendirilmesi başı çekiyor. Özellikle Almanya ve Fransa, Avrupa’nın ABD’yle daha fazla aynı yolda yürüyemeyeceğine inanmış durumda. Avrupa-Türkiye ilişkilerinde esen sıcak rüzgarlar da bu yeni eğilimin eseri.
Yeni Şafak
ABD bunun acısını çekecek
Gündem
ABD bunun acısını çekecek
BM Genel Kurulu’nda dünyaya hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan özellikle PKK’ya destek veren ABD’ye yüklendi. Erdoğan, Türkiye’nin Münbiç’ten başlayarak Irak sınırına kadar Suriye topraklarını teröristlerden temizleyeceğine vurgu yaparken, “Taktik çıkarları uğruna teröristleri on binlerce TIR, binlerce kargo uçağı silahla donatanlar gelecekte bunun acısını mutlaka çekecek” dedi.
Yeni Şafak
Yatırım ortamının iyileştirilmesi ve Türk vatandaşlığı
Yatırım ortamının iyileştirilmesi ve Türk vatandaşlığı

Geçtiğimiz hafta yayınlanan 5901 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlık Kanununda bazı değişiklikleri öngören kanun genellikle Tük Vatandaşlığı almak için mali ve yatırım miktarının düşürülmesi boyutuyla görüldü.

Video: Yatırım ortamının iyileştirilmesi ve Türk vatandaşlığı


Resmi Gazete’de yayınlanan değişikliklere göre Türk vatandaşlığına hak kazanmak için öngörülen sabit sermaye tutarı 2 milyon dolardan 500 bin dolara indirildi. Türkiye’de gayrimenkul sahibi yabancıların vatandaşlığa geçişi için gereken asgari taşınmaz bedeli de 1 milyon dolardan 250 bin dolara indirildi.

Yine vatandaşlığa hak kazanma şartları arasında yer alan en az 100 kişiye istihdam sağlama şartı 50 kişiye düşürüldü. Ayrıca en az 500.000 ABD Doları veya karşılığı TL tutarında mevduatı 3 yıl Türkiye’de faaliyet gösteren bankalara yatıranlar, devlet borçlanma araçlarına, gayrimenkul yatırım fonu katılma payı veya girişim sermayesi yatırım fonu katılma payına yatıranlar da Türk Vatandaşlığı için müracaat edebilecek. Daha önce bu yatırımlar için istenen miktar 1,5 milyon ile 3 milyon dolar arasında değişiyordu.

“Kanun genellikle bu indirim boyutuyla görüldü” dedik ve bir çok zeminde yanlış olarak Türk vatandaşlığı için istenen şartların yeni bir fon sağlamak için hafifletildiği şeklinde lanse edildi.

Oysa kanun son ekonomik gelişmelerden çok daha önce gündeme gelmiş olan “Türkiye’de yatırım ortamının iyileştirilmesi” kapsamında ele alınması gereken çok gecikmiş bir düzenleme.

Çok ihtiyaç duyulduğu için nihayet geçtiğimiz Şubat ayında gündeme gelen “yatırım ortamının iyileştirilmesi ile ilgili” kanunun Mecliste tartışıldığı esnada dönemin başbakanı Binali Yıldırım, düzenlemeyi, “Türkiye’de yatırım yapmak isteyenlerin önüne Türküaz halı sereceğiz” şeklinde ifade etmişti.

Doğrusu Türkiye yatırım çekmeyi çok önemsemek durumunda olan bir ülke. Yabancı yatırımcıyı çekmek konusunda çok özel ve özenli bir politika geliştirmek durumunda. Maalesef sayın Yıldırım’ın o ifadesine konu olan o yasal düzenlemelere rağmen Türkiye yatırım ortamı açısından istenen verimliliğe, kolaylığa ve teşvike ulaşamadı.

Sebep çıkarılan kanunların eksik olması değil, bilakis bu işin uygulama ortamının hiç hesaba katılamaması.

Bugün çıkarılan o kanunlardan faydalanmak için yola koyulan herhangi bir yatırımcının bakış açısından bakılmıyor, onun bu yatırım için koyulduğu yolda ne sıkıntılar yaşadığı hiç hesaba katılmıyor.

Oysa hasbelkader Türkiye’de yatırım yapmak isteyen birinin karşısına her adımda devasa bir bürokratik soğukluk ve bürokratik muameleler silsilesi çıkıyor. Yatırımcının işlerini takip edecek tek bir merkez oluşturulamıyor, bürokratik işlemler basitleştirilemiyor ve yatırımcının muhatap olduğu makamlar ve kurumlar azaltılamıyor.

Bir çok kurumla muhatap olan yatırımcının karşısına içişleri bakanlığı kendi güvenlik hassasiyetleriyle, çevre ve şehircilik bakanlığına bağlı kurumlar kendi dertleriyle, dışişleri bakanlığı ayrı bir endişeyle ve yüzle çıkıyor.

Bu kurumların arasında bocalayan yatırımcıya yön veren, bütün bu işlemleri birleştiren tek bir ofis olmadığı için yatırımcı için ortam hiç de arzulanan verimliliğe ulaşamıyor.

Türkiye’de milyonlarca dolar yatırımı olup da Türkiye dışına çıktığında tekrar geri döndüğünde ya vize alamadığı için veya vize süre ihlali yapmış olduğu için ülkeye giriş yapamayan yığınla hikaye var masamda.

Kendi yatırımından bu şekilde aylarca, hatta yıllarca kopmak durumunda kalanlar var. Önceki dönemlerde vatandaşlık için milyon dolarlık konut şartını yerine getirmiş ve vatandaşlığa müracaat etmiş olduğu halde yıllardır talebi sonuçlandırılmamış insanlar var ve bu taleplerinin neden karşılanmadığını sorgulayıp takip edebilecekleri, erişimi olan bir süreç yok. Böyle olunca geçen yıl çıkarılan “yatırım ortamının iyileştirilmesi kanunu” da bir bakıma fiilen kadük kalmış oluyor. Onu düzeltmek için alınması gereken bazı tedbirler var. Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle yapılan Türk Vatandaşlığı hakkındaki yeni düzenlemeler bir bakıma bu kanunun kadük kalmaması için alınan zorunlu bir tedbirdir.

Öncelikle yeni yatırımcılar çekmekten ziyade, bir şekilde Türkiye’ye güvenip yatırım yapmış olanların sorunlarını temelden çözmek için yapılmış bir düzenleme bu. Tabi, eskilerin sorunları çözülürken yeni yatırımcılar için ortam daha cazip hale getirilmiş olacak.

Bu iş için yeni bir anlayışla hareket etmek gerektiği çok açık. Türkiye’nin yatırım ortamının iyileştirilmesi bir hedefse bu hedef için beraber hareket etmek durumunda olan devletin bütün kurumlarının bu işte koordine içinde hareket etmeleri gerekiyor. Kurumların birinin kendi bürokratik takvimine, temposuna ve hassasiyetlerine göre çalışıp diğerlerininkini önemsememesi sadece bu konuda değil, bir çok konuda düzenlemelerin kadük kalmasına yol açıyor.

O yüzden bu tür faaliyetlere operasyonel bakıp bütün ilgili kurumların birlikte çalışmasını düzenleyecek yeni alışkanlıklar (habitus) lazım. Başkanlık sisteminin aslında tam da bu sorunlar için bir çözüm olması beklenir

Nitekim bu düzenlemede İçişleri Bakanlığı bünyesinde beş bakanlığın birlikte çalışacağı bir komisyon çalışması da öngörülmüş, ama kanaatimce Cumhurbaşkanlığına bağlı Yatırım Başkanlığı ile Dışişleri Bakanlığının da bu komisyona katılması gerekiyor. Çünkü amaç yatırım ortamını iyileştirmek, yabancı yatırımı çekmekse her iki kurumu da birinci dereceden ilgilendiren bu hususta sürecin dışında kalmamaları gerekiyor.

Türkiye 2023 hedeflerine doğru yol alırken, bu yolu kat edecek araçlarını da bu iş için gereken hızı ve verimliliği ortaya koyacak şekilde ayarlamak durumundadır.

Fırat’ın doğusuna nasıl bir operasyon yapılabilir?
Fırat’ın doğusuna nasıl bir operasyon yapılabilir?

Türkiye ile Rusya arasında sağlanan Soçi mutabakatı sonrası, Suriye denkleminde Ankara’nın eli güçlendi.

Bu anlaşma Türkiye’ye, 3,5 milyon insanı zalimce bir operasyondan kurtarmanın prestijini getirmekle kalmadı, dikkatleri başka bir bölge için yeniden toplama imkanı da sundu.

Video: Fırat’ın doğusuna nasıl bir operasyon yapılabilir?

Başka bir bölge dediğimiz yer, Fırat’ın doğusu oluyor.

Ülkelerin mantığı da insanlarınki gibi çalışır.

Bir yerde kazanım elde ettiğiniz zaman, sırada neresi var diye bakarsınız.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, ABD gezisinin ilk gününde yaptığı açıklamayla Fırat’ın doğusunu işaret etti.

“İnşallah önümüzdeki dönemde Fırat’ın doğusunu da kapsayacak şekilde, Suriye’nin içindeki güvenli bölgeleri artırmaya devam edeceğiz.” Dedi.

Türkiye’de kamuoyunun dikkati son aylarda Afrin’e yapılan Zeytin Dalı Operasyonu ve İdlib tehdidi nedeniyle Fırat’ın batısına yöneldiği için, nehrin doğu kesiminde olup bitenler biraz geri planda kaldı.

Bu durumda o bölgede son bir yıl içinde neler olup bittiğini hatırlamak faydalı olacaktır.

2017 Kasım ayında Erdoğan ile Trump arasında yapılan telefon görüşmesinde Trump, PKK’nın Suriye kolu YPG’ye bir daha silah verilmeyeceği taahhüdünde bulunmuştu.

Devam eden günlerde de ABD Başkanı, attığı meşhur twitlerinden birinde Suriye’deki askerlerini geri çekeceklerini net bir şekilde dile getirmişti.

“İSRAİL VE SUUDİ ARABİSTAN DEVREYE GİRİNCE BAŞA DÖNÜLDÜ”

Ancak devamında Trump iki konuda da verdiği sözün üstüne yattı.

Tam bir ‘U dönüşüyle’ askerlerini Suriye’den geri çekme fikrinden vaz geçtiği gibi, YPG’ye silah sevkiyatını da yeniden başlattı.

O bölgede DEAŞ tehdidi kalmadığına göre PKK’yı ısrarla desteklemenin gerekçesi ne olabilir diye soracaksınız.

ABD için bahane bulmaktan daha kolay bir şey yoktur.

Şimdi de İran demeye başladılar.

Ankara’nın karar alıcı mekanizmalarında aktif görevi bulunan bir isme göre, Trump’ın isteksizliğine rağmen ABD’yi Suriye’de tutan iki ülke var.

Biri Suudi Arabistan, diğeri İsrail.

Trump’ın meselelere ‘Para odaklı’ bakışı, Suudi Arabistan’ın kesenin ağzını açmasıyla çözüldü.

Fırat’ın doğusunda yürütülen operasyonların maliyetini Riyad yönetimi üstlenmiş oldu.

Trump da “Madem masraflarımızı karşılayacaksınız tamam kalalım demiş” oldu.

TÜRKİYE’NİN GELECEĞİNE DÖNÜK EN BÜYÜK TEHDİT FIRAT’IN DOĞUSUNDAN GELİYOR

Yakın gelecekte Türkiye’ye dönük en büyük tehdit nereden, nasıl gelir diye bir soru ortaya atacak olsak, Fırat’ın doğusundaki PKK/YPG oluşumu hala bir numaralı tehdit olarak karşımıza çıkacaktır.

Bir akıl var ve bu akıl, orada bir PKK devleti kurma fikrinden hiçbir koşulda vaz geçmek istemiyor.

O aklın yürütmeye çalıştığı oyun planının devamında, Türkiye’ye ait toprakların bir bölümünü koparıp o projeye eklemleme niyetinin olduğu da artık bir sır değil.

Haritaya bakınca her şey anlaşılabiliyor.

Fırat’ın doğusu dediğimiz coğrafyanın Türkiye simetrisine bakarsanız sözünü ettiğimiz proje de kabak gibi meydana çıkıyor.

2015 yazında bunun bir provası da yapıldı zaten.

Güneydoğu’da estirilen hendek terörünün arkasındaki temel motivasyon Suriye’deki ‘Rojava projesini’ Türkiye topraklarına taşımaktan başka bir şey değildi.

Ama dediğimiz gibi bu türden kalkışmaların bir daha olmayacağının bir garantisi bulunmuyor.

FIRAT’IN DOĞUSUNDA NELER OLABİLİR?

Türkiye’nin Fırat’ın doğusu dediğimiz bölgeye bir kereliğine de olsa, operasyon yaptığını biliyoruz.

23 Nisan 2017 gecesi 40’tan fazla F 16 savaş uçağının katıldığı Karaçok operasyonundan söz ediyorum.

O operasyon, Suriye topraklarındaki PKK/YPG oluşumunun ‘dokunulmazlığının olmadığını’ gösteren bir gece baskını gibi olmuştu.

Şimdi aynı yöntem pekala yeniden gündeme gelebilir.

Ayrıca, Soçi mutabakatı sonrası Rusya’nın Fırat’ın doğusu bağlamında ilk defa Türkiye’ye yakın bir yerde pozisyon aldığına da tanık oluyoruz.

Rus dışişleri bakanı Lavrov’un geçen hafta kullandığı şu sözlerine dikkat:

“Suriye’nin toprak bütünlüğüne dönük ana tehdit, ülkenin doğusundaki bölgelerden, ABD’nin doğrudan kontrolü altında bağımsız özerk yapıların fiilen kurulmakta olduğu Fırat’ın doğusundan gelmektedir.”

Bu ne demek oluyor?

Rusya’nın işaretiyle Şam rejiminin PKK/YPG’ye karşı hareketlenmesi anlamına gelebilir mi?

İhtimal dışı görmüyorum.

Yeni denklemde Fırat’ın doğusundaki bu oluşum sadece Türkiye’nin değil, Şam rejiminin de hedefi haline gelebilir.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.