İlk yerli otomobil fikri Erbakan’dan
Ekonomi
İlk yerli otomobil fikri Erbakan’dan
Türkiye’de yerli otomobil konusundaki ilk öneriyi eski Başbakanlardan merhum Necmettin Erbakan yaptı. 1961 yılına ait Bakanlar Kurulu tutanaklarına göre dönemin genç mühendisi Erbakan, “Devlet, bunun prototiplerini yapsın” görüşünü dile getirdi. Erbakan’ın, isteğinden 3 ay sonra “Devrim” otomobili için ilk toplantı Ankara’da gerçekleştirildi.
Yeni Şafak
Necmettin Erbakan Üniversitesi'nden anlamlı paylaşım: O iş tamam hocam
Gündem
Necmettin Erbakan Üniversitesi'nden anlamlı paylaşım: O iş tamam hocam
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yerli otomobilin tanıtıldığı programda yaptığı konuşmada, "Ülkemizin ilk motor fabrikası teşebbüsünü başlatan, sanayileşme fikrinin yılmaz savunucusu Necmettin Erbakan hocamızı da rahmetle, minnetle yad ediyorum" sözlerini kullanmasının ardından Necmettin Erbakan Üniversitesi'nin sosyal medya hesabından anlamlı bir paylaşım yapıldı.
Yeni Şafak
Yeneroğlu, Millî Görüş’e göre millî mi?
Yeneroğlu, Millî Görüş’e göre millî mi?

Yerli ve millî kavramlarının kendiliğinden ortaya çıkmadığını, Batı karşısında yeni bir düşünme ve davranış biçimine işaret ettiğini belirtmemiz gerekiyor. Türk düşünce ve siyaset hayatı millî ve millîci kavramlarına yabancı değildir, yerli kavramı da bilinir. Özellikle yakın dönem siyasî hayatımızın en önemli simalarından Rahmetli Necmettin Erbakan’ın rahle-i tedrisinden geçmiş kimselerin millî kavramına daha bir aşina olması gerekir. Kurduğu partinin adlarından da anlaşılacağı gibi Erbakan, siyasî hayatının başında Millî Nizam Partisi, Millî Selamet Partisi örneklerinde millîlik kavramına özel bir önem atfetmişti. Aynı şekilde Millî Gazete, Millî Görüş gibi tamlamalarda da kavram hassasiyeti devam ettirilmiştir. Erbakan’ın mücadelesi, kavramın ifade ettiği mananın hakkını veren bir mücadeleydi.

Rahmetli Erbakan’ın siyasî mücadelesi şahsî kanaatime göre 28 Şubat’ta bitmiştir. Bugünlerde kendini bu harekete nispet eden kimselerin çıkması doğaldır. Fakat bunların görüşlerini eleştiriye tabi tutmadan da geçmemek gerekir. Karar gazetesinde yayımlanan mülakata göre Mustafa Yeneroğlu da Erbakan’ın siyasî hareketinin içinden gelen birisidir. Mülakata göre ifadesinin altını çizmek gerekir. Zira Yeneroğlu bir taraftan Millî Görüş hareketinden geldiği yönünde ifadelerde bulunurken diğer taraftan bu hareketle olan görüş farklılığını belirginleştirmeye çalışıyor. Şu cümleler bahsi geçen mülakattan:

“Biz çok farklı bir sosyalizasyon geçirmiştik. Onun çok farkında değillerdi. Antisemitizme karşıydık, genellemeci Batı düşmanlığına itiraz ediyorduk. Kozmopolit bir Avrupa tasavvuruna sahiptik, AB üyeliğini destekliyorduk. Milli Gazete’nin Türkiye’deki manşetlerinin bedelini orada biz Müslüman azınlık olarak ödüyorduk.”

Alıntılamış olduğumuz bu bölümde görüleceği gibi Yeneroğlu, Erbakan’ın siyasî çizgisini antisemitik ve genellemeci Batı düşmanı olarak nitelendiriyor. Kendileri her kimse, onların antisemitizme karşı olduğunu belirterek farklarını belirginleştirmeye çalışıyor. Batı meselesinde de benzer bir anlatım söz konusudur. Yeneroğlu’nun mülakatta dile getirdiği bu farklılıklara ilk önce Millî Görüş çizgisinde olan kimselerin karşı çıkması gerekirdi. Türkiye’de Millî Görüş çizgisinde hareket edenlerin veya genel manada İslamî dünya görüşüne sahip olanların antisemitik olduğunu iddia edebilmek için Michael Rubin gibi önyargılı bir kimse olmak gerekir. Eğer Yeneroğlu, İsrail karşıtlığını kastediyorsa kavramı hakkaniyetli bir şekilde kullanması gerekirdi. İsrail’in Batı desteği ile Filistin’de uyguladığı zulme Erbakan Hoca daima karşı olmuştur. Fakat bu konuda kendisinin tutumu çok açık değil.

Aynı mülakatta geçen şu ifadeler de Yeneroğlu’na ait:

“Avrupa tasavvuru klişe yaklaşımların çok ötesinde idealleri ayakta tutma çabasıydı. (…) Mesela ben bunu Batılı bir tecrübeye hapsetmem, insanlığın ortak tecrübesi diye okurum. Kendi formlarını kutsayan ve özeleştiriye kapatan Doğu/Batı kutuplaştırmalarını çok kısır bulurum.”

Yerlilik ve millîlik kavramlarının belirgin bir şekilde öne çıkmasına yol açan düşünce ortamımız tam da Yeneroğlu tarafından beyan edilen bu görüşlerle şekillenmişti. Avrupa merkezci fikriyata bizzat Batı’da çok ciddî eleştiriler yöneltilmişti. Siyaset dünyasında yer işgal edenlerin liberal hukuku kutsamalarına rağmen fikrî gelişmelerden haberdar olmamaları kayıptır. Avrupa’yı “insanlığın ortak tecrübesi” gibi geçen yüz yıla ait kavramlarla tanımlamak için dünyadan haberdar olmamak gerekir.

İnsanın bir vatanının olması gerekir. Vatan bilinci önemlidir. İnsan bir yere ayaklarını basmalıdır. Bakış açısının oluşabilmesi için bir yerinin olması gerekir. Eğer sabit bir yeriniz yoksa aitlik hissi de oluşmaz. Kendinizi bir yere ait hissedemediğiniz zaman düşünce dünyanızı belirleyen kavramlar size ait olmaz. Erbakan’ı ve onun temsil ettiği siyasî geleneği “çok kısır Doğu/Batı kutuplaşmasında kendi formunu (?) kutsayan” ifadeleri ile tanımlamak oldukça sorunlu bir yaklaşımdır. Bu, klasik oryantalist bakışın da ötesinde bir yaklaşımdır. Yeneroğlu’nun “kendi formu” ile kastettiği açıklığa kavuşmadığı için soru işaretini özellikle koydum. Mülakatın bütününde dile getirilen fikirlere çok da yabancı olmadığımızı belirtmek isterim. Türkiye ile kavga eden bağımlı yapıların otuz yıldan fazla bir zamandır üzerinde tepindiği fikirlerden bahsediyoruz.

Medyaya yansıyan haberlere göre Yeneroğlu, eski başbakanlardan Davutoğlu’nun siyasî çizgisine çok yakınmış. Her ikisinin de düşünmesi gerekir.

Erbakan genel başkan seçildi
Gündem
Erbakan genel başkan seçildi
Yeniden Refah Partisinin 1. Olağan Büyük Kongresi, Ankara Arena Spor Salonu’nda, 81 ilden delegelerin katılımıyla gerçekleşti. Kongrede yapılan genel başkanlık seçiminde, kayıtlı bin 117 delegeden 978’i oy kullandı. Fatih Erbakan 971 oy alırken, 7 oy geçersiz sayıldı. Böylece Fatih Erbakan, partisinin ilk olağan genel kurulunda geçerli oyların tamamını alarak genel başkan oldu.
Yeni Şafak
Yeniden Refah’ta ilk büyük kongre
Gündem
Yeniden Refah’ta ilk büyük kongre
Milli Görüş hareketinin kurucu lideri ve merhum Başbakanlardan Necmettin Erbakan’ın oğlu Fatih Erbakan’ın liderliğinde, 23 Kasım 2018’de kurulan Yeniden Refah Partisi yarın ilk kongresini yapacak.
Yeni Şafak
İstanbul’da 6 okul boşaltıldı
Gündem
İstanbul’da 6 okul boşaltıldı
İstanbul’da, 26 Eylül’deki Silivri merkezli 5,8 büyüklüğündeki deprem sonrasında 5 ilçedeki 6 okulun daha boşaltılmasına karar verildi. Boşaltma kararı, Şehircilik Bakanlığı personelinin incelemesi ardından alındı. Öğrenciler, tetkikler tamamlanana kadar yakın çevredeki okullara yerleştirildi.
Yeni Şafak
28 Şubat'ın mimarları Bodrum’da lüks villalarda yaşıyor
Gündem
28 Şubat'ın mimarları Bodrum’da lüks villalarda yaşıyor
Kamuoyunda 28 Şubat post modern darbesi olarak bilinen, 28 Şubat 1997 tarihinde Milli Güvenlik Kurulu toplantısıyla başlayan ve dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan’ın istifasıyla sonuçlanan süreç dolayısıyla yargılanıp ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan paşaların önemli bir kısmı Bodrum’da yaşıyor.
IHA
Dün ve bugün
Dün ve bugün

Geçmiş gün. 1987 yılındayız. Ağır rutubet kokan küçük bir salonda beş kişiyiz. Recep Tayyip Erdoğan’ı dinliyoruz. Bir saat geride kaldı. Heyecanından ve ciddiyetinden zerre kaybetmeden konuşmasını sürdürüyor. O konuşma bir buçuk saatin sonunda bitti. Beş kişiye bu kadar uzun süre konuşma yapmak nasıl bir şeydi? Şimdi partinin en alt kademesindeki genç kardeşimiz bile böyle bir ‘kalabalığa’ seslenmeye tenezzül etmeyebilir. Öyle görünüyor, anlaşılıyor. Kızmak yok.

Video: Dün ve bugün


Yıllar sonra. Cennetmekân Necmettin Erbakan’la bir odadayız. Sadece iki kişiyiz. “Cemaat yapalım” diyor. Hemen orada, korkudan donup kalıyorum.

Şimdi bazı yazılar / yorumlar okuyoruz. Başarının altında veya üstünde bir şeyler arıyorlar. Hepsi olmasa bile çoğu yanlış.

Başarı, beş kişiye bir buçuk saat konuşma yapmaktan geçiyordu. Başarı, iki kişiyle cemaat olabilmekten geçiyordu. Karşınızda veya arkanızda yüzlerce, binlerce insanın durmasına gerek yoktu.

Yaşadığımız toprakları Türkiye Dağı olarak görüyorduk. Bu dağı beklediğimize inanıyorduk. Çok şükür, hâlâ aynı yerdeyiz.

Büyüklerimiz bize şunu diyordu: Kimsenin adamı olmayın. Adam olun.

Alkışlamak üzerine kurulu bir gidişatın yahut siyasetin parçası olamayız. Yeri gelecek, savaşacağız. Yeri gelecek, itiraz edeceğiz. Savaşmaktan kastımız, dik durmak, dirayetli olmaktır. Birbiri ardına yaşadığımız dört büyük taarrruzu düşünün.

***

Sonra camia büyüdü. Sayı arttı. Sorunlu büyüyorduk sanki. Bunu hep dile getirdik, çekincelerimizi söyledik. İnsana gidenler ile imkâna gelenler aynı çatı altındaydı. İmkânı imtihan olarak görenler ile fırsat bilenler aynı geminin içindeydi. Ne yazık ki diğerlerinin sayısı her geçen gün artıyordu. Bu durum, özellikle belediyecilik alanında ve medya sektöründe etkisini gösteriyordu.

Ülkeyi yönetmeye talip olduğunuz vakit, bazı şeyler kaçınılmazdır. Burada, birtakım mecburiyetleri kastetmiyoruz. İnsanları kucaklamayalım demiyoruz.

Akan çeşmeye uzanan iki el var. Biri israf olmasın diye çeşmeyi kapatmak istiyor. Diğeri de testi getirmiş.

Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: Dağda bekleyenlerden çok az fire verildi. Önemli bir kısmı yerinden ayrılmadı. Ganimet için alçaklara inmedi.

Son günlerdeki tartışmalara, daha doğrusu düşmanlıklara işte buralardan bakıyoruz.

Bazı eleştirilerin şahsiyat boyutuna ulaştığını görüyor ve üzülüyoruz. Yıpranma payına itirazımız yok. Yıpratma kısmına karşıyız.

Dışarıya yansıyan görüntümüz budur: Yokluğu bölüşen insanlar varlığı paylaşamaz hale geldi.

***

1987 yılından günümüze geliyoruz. Acilen ve ihtiyaçtan: Kaybettiğimiz dayanışma duygusunu yeniden kazanmamız gerekiyor.

Müslüman, kendisinden emin olunan kimsedir. Önce bu bölümü tahkim etmemiz şarttır.

Sadece Allah’tan ve namuslu insanlardan korkarız. Bunun da bilinmesini isteriz.

Acı hakikat: İnsanları yemeye en iyi yerinden başlıyoruz. En güzel huyu veya marifeti neyse, oradan. Mesela ahlaklı birine ‘ahlaksız’ damgası vurmaktan çekinmiyoruz. Sadıkları hainlik suçlamasıyla korkutmaya çalışıyoruz. En maharetli olduğu konuda onu beceriksiz ilân edebiliyoruz.

Bizim birinci vazifemiz nefsimizi korumaktır. Bunu başaramayan bir insan milletine ve memleketine nasıl hizmet edecek? Soru neredeyse cevap da oradadır.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.