Anlamaya en öncelikli olandan başlamak gerekir
Anlamaya en öncelikli olandan başlamak gerekir

ÖLÇÜLER 2

Bilindiği gibi İslam’ın sahibi Allah’tır, yegâne kaynak da O’dur. O bu dini bize, Resulüne gönderdiği vahiy ile bildirmiş (Kuranıkerim), bunu önce ona yaşatmış (Sünnet), kendi gözetiminde onun eğittiği bir nesil oluşturmuş (sahabe/cemaat), sonra da âlimler vasıtasıyla kitabının o ilk örnekle anlaşılmasının sürdürülmesini istemiştir (ulema/ulül-emr).

Video: Anlamaya en öncelikli olandan başlamak gerekir

Dinin anlaşılması da fıkıh, tefsir, hadis, kelam, hikmet, ahlak yani tasavvuf olarak halka halka genişlemiştir. Merkezde çekirdek olarak Kuranıkerim vardır ve onun anlaşılmasının ilk halkası Sünnet örneğiyle sahabedir/cemaattir. Eğer biz İslam’ı öğrenmeye en geniş halkalardan başlarsak bu anlamayı tamamlayamayız. Çok geniş bir dairenin çemberini düşünün; bir insan bu çemberde yol alırken İslam’ın ancak üç yüz altmış derecede beş on derecelik bir açısına tekabül eden bir mesafe alabilir ve İslam’ın diğer açılarıyla görülenlerini bilemez, söylenirse yabancı bulur reddeder. O halde öğrenmeye en dar çerçeveden başlayıp, çemberi tamamlamak ve daireyi böylece genişletmek gerekir. Önce sahabe ve sünnet örneğiyle Kuranıkerim’i tanımak gerekir. Fıkıhla, kelamla, tasavvufla, felsefeyle başlayan bir İslam öğrenimi bütüncül olamayacağı gibi, birleştirici değil, parçalayıcı olur. Bunda sadece fıkhı mükellefin fiilleri diye anlarsak öncelikte belki bu kadarını istisna edebiliriz.

İSLAM’IN BİLGİ KAYNAĞI TEKTİR VE BUNUN YOLU DA USULDÜR

‘İlim Allah katındandır… O dinini tamamlamıştır’. Dinin birazını Allah (cc), birazını Resulüllah (sa), birazını da ulema tamamlamış değildir. Sünnet Allah’ın gözetimindeki yanlışsız bir anlama ve uygulamadır. Ondan sonraki anlamalarda yanlış olabilir. Ulemanın görevi yanlışsız anlamaya çalışmak, yanlışlar yapılmışsa düzelterek anlama zincirini sürdürmektir. Kıyamete kadar hayatın hiçbir kesitinde bu zincir atlanarak İslam anlaşılamaz. Her şeyin bir usulü olduğu gibi bunu anlamanın da usulü vardır ve bunu İslam Ümmeti ‘usulü fıkıh’ olarak oluşturmuş ve geliştirmiştir. Bu yolla muhteşem bir felsefi düşünce ortaya konmuştur ve Şatıbî’nin dediği gibi, usulde bütün mezhepler ittifak halindedir. Usulü fıkıh, sadece bugün fıkıh denen disiplinin usulü değildir, bütün İslamî ilimlerin, yani bütünüyle İslam’ın usulüdür. Mesela aynı zamanda Sünnetin, Kelam’ın ve Tasavvuf’un, hatta hikmetin/felsefenin de usulüdür. Bu usulden ayrılan her anlama, dinin özünden sapma ile sonuçlanır.

Biz pek çok yolla bilgi edinebiliriz, ama usulü fıkıh miyarıyla onaylanmayan hiçbir bilgi bizi bağlamaz, İslami olarak da görülemez. Rüya, keşif, keramet, ilham, menkıbe gibi bilgiler hep bu kabildendir. Bunlar yok değildir, ama muhkem naslardan ve usulden bağımsız olarak bir kaynak değerleri yoktur. Dine yeni bir şey ekleyemezler.

Bu sebeple usulü fıkıh; anlamanın esaslarını belirleme olması yönüyle İslam’ın yegâne bilgi nazariyesidir.

HAKİKAT KİŞİLERLE DEĞİL, KİŞİLER HAKİKATLE TANINIR

Bir camiaya (cemaate demiyorum, çünkü cemaat İslam’ın merkezidir) müntesip olmak kaçınılmaz olabilir. Ama hedefi kendi camiasını değil, İslam’ı yüceltmek olan hiçbir Müslüman benim grubum, camiam, partim… böyle diyorsa bu böyledir, başkası olamaz diye düşünemez. Düşünürse onun artık İslam’ı doğru anlaması mümkün olamaz, fırkalaşır. Bu söz ilmin kapısı Hz. Ali’nin muhteşem bir sözüdür. ‘Hakikati insanlarla tanıma, önce hakikati tanı ki, insanları onunla tanıyasın’.

TABBUDİ KONULARDA CUMHURDAN AYRILMAMAK ESASTIR

Hep söylüyoruz; dinin bir akılla anlaşılamayan boyutu, bir de aklın müdahale edebileceği yönü vardır. Akılla belirlenemeyecek yönüne dinin taabbudi alanı, sabiteleri, diğerine değişkenleri diyoruz. Sabiteler bütün zamanlar ve mekânlar için geçerlidir, onlar akılla değiştirilemezler. Bunu başka bir yazımızda uzunca anlattık. Burada söyleyeceğimiz şudur. Sabite alanda da naslar kesin/muhkem değilse farklı anlamalar olabilir. Böyle bir durumda eğer tabbudi alanda İslam’ın ana damarında, yani Ehli Sünnet ve’l-cemaat yolunda ittifaka yakın bir görüş birliği, sevad-ı azam, manevi tevatür, ya da manevi icma varsa, dini anlatırken ondan ayrılmamak gerekir. İhtiyatlı olan budur. Kişisel kanaat ise insanın elinde olmayan bir şeydir. İkna olmak için, kişisel olarak her türlü akli ve nakli çabayı gösterebiliriz ama bir avamın bize sorması durumunda biz cumhurun kanaatini söyleriz. Mesela, Hz. İsa Allah’a yükseltilmiştir ve inecektir konusunu tartışmayız. Çünkü bunların birisi Kitap’la, diğeri manevi mütevatir sünnetle sabittir. Ama nasıl yükseltilmiştir, nasıl inecektir konuları tartışılabilir. Bununla birlikte cumhur ölmeden yükseltildiğini ve bedenen ineceğini söyler. Bizim ikna olmak için farklı düşünmemiz normaldir, ama fetva verirken biz cumhurun dediğini söylemeliyiz.

Diplomatı şehit eden terörist Türkiye'ye iade edilecek mi?
Gündem
Diplomatı şehit eden terörist Türkiye'ye iade edilecek mi?
Türkiye'nin 25 yıl aradan sonra yurt dışında bir diplomatının şehit düşmesine neden olan Erbil'deki alçak saldırının perdesi her geçen gün biraz daha aralanıyor. Erbil Emniyet Müdürlüğü'nün teröriste ilişkin bilgileri paylaşmasının ardından en çok merak edilen konulardan biri de "Terörist yakalanması halinde nerede yargılanacak?" sorusunun yanıtı oldu. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Uluslararası Hukuk Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Selami Kuran, yenisafak.com'a bu sorunun cevabını verdi.
Yeni Şafak
251 hafız Türkiye'yi oluşturdu
Hayat
251 hafız Türkiye'yi oluşturdu
İzmit'te'te hain darbe girişiminin üçüncü yıldönümünde binlerce kişi Milli İrade Meydanı'nda toplandı. 251 şehide ithafen 251 hafız sahnede ay yıldızlı Türkiye haritasını oluşturarak, şehitler için Kuran-ı Kerim okudu.
DHA
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan şehitlerimiz için Kur'an-ı Kerim tilaveti
Gündem
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan şehitlerimiz için Kur'an-ı Kerim tilaveti
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 15 Temmuz şehitleri için düzenlenen Hatm-i Şerif merasiminde Kur'an-ı Kerim okudu.
Tvnet
Diyarbakır'da 64 bin kişiye Kuran eğitimi verilecek
Hayat
Diyarbakır'da 64 bin kişiye Kuran eğitimi verilecek
Diyarbakır İl Müftülüğü tarafından başlatılan Yaz Kuran Kursu'na 64 bin kişi katıldı.

İl Müftüsü Yavuz Selim Karabayır ise geçen yıllara oranla kurslara katılım oranının arttığını belirterek, şu ana kadar 64 bin kişinin kursa katıldığını, bu sayıyı 75 bin kişiye yükseltmeyi hedeflediklerini söyledi.

DHA
Norveç'te Kuran-ı Kerim provokasyonu: Yere atıp hakaret etti
Dünya
Norveç'te Kuran-ı Kerim provokasyonu: Yere atıp hakaret etti
Norveç'te İslamın yasaklanması için bir gösteri yapan aşırı sağcı 'Norveç'in İslamlaşmasını Durdurun (Stop Islamisation of Norway-SION)' grubunun yöneticisi Anna Braten, Kur'an-ı Kerim'i yere fırlatarak Müslümanlara hakaretler yağdırdı.
AA
Ortadoğu’da Baas yeniden umut olabilir
Dünya
Ortadoğu’da Baas yeniden umut olabilir

Ortadoğu’nun siyasi tarihi üzerine pek çok şey yazılırken ideolojiler konusu derinlemesine incelemeye tabi tutulmadı. Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanı Zekeriya Kurşun’un editörlüğünde Vadi Yayınları'ndan çıkan “Ortadoğu’yu Kuran İdeolojiler” kitabı, konunun uzmanları tarafından Ortadoğu’yu şekillendiren ideolojilere ışık tutmak amacıyla hazırlandı. Gerçek Hayat dergisinden Sevda Dursun, bu vesileyle Zekeriya Kurşun ile yeni kitabı üzerine anlamlı bir söyleşi gerçekleştirdi.

Yeni Şafak
Parmak uçlarıyla mukabele yapıyorlar
Hayat
Parmak uçlarıyla mukabele yapıyorlar

Şanlıurfa İl Müftülüğü ile Büyükşehir Belediyesi, bir süre önce görme engellilere yönelik "Braille Alfabesi" ile Kur'an-ı Kerim kursu başlattı. Belediye bünyesindeki engelli koordinasyon merkezinde devam eden kursta Braille alfabesi öğrenen yaklaşık 20 görme engeli, ramazan ayı dolayısıyla mukabele yapıyor.

AA

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.