Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00
Adnan Oktar hakim karşısına çıkıyor
Gündem
Adnan Oktar hakim karşısına çıkıyor
Adnan Oktar suç örgütüne yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan ve mahkemece kabul edilen iddianame kapsamında, aralarında örgüt elebaşısı Adnan Oktar'ın da bulunduğu 167'si tutuklu 226 sanığın yargılanmasına yarın Silivri'de başlanacak..
AA
Bakan Gül: Bin 300 yeni hakim ve savcı alınacak
Gündem
Bakan Gül: Bin 300 yeni hakim ve savcı alınacak
Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, 29 Aralık 2019'da ÖSYM tarafından yapılacak sınavla bin 300 yeni hakim ve savcının alınacağını açıkladı.
DHA
Bin 300 hakim ve savcı adayı alınacak
Ekonomi
Bin 300 hakim ve savcı adayı alınacak
Adalet Bakanlığı, adli ve idari yargı için bin 300 hakim ve savcı adayı alacak. Başvurular, 31 Ekim-7 Kasım tarihleri arasında yapılabilecek
AA
İfade özgürlüğünü genişletme arayışları
İfade özgürlüğünü genişletme arayışları

“Evrensel hukuka göre şiddeti öven, teşvik eden, yaygınlaştıran, insan onuruna yönelik hakaret elbette ki özgürlük değildir. Bunların dışında ifade özgürlüğü sınırlandırılamaz. Eleştirilerin de hiçbir zaman cezaya konu olmaması gerektiğini düşünüyoruz. Mevzuatta böyle. Ama uygulamada bakıyorsunuz, üç hâkimli heyette bir hâkim farklı bakıyor. Yorum farklılığını üst mahkemeler değerlendiriyor. Reform paketinde ifade özgürlüğünün önünde uygulamalardan kaynaklanan engellemeleri kaldırmak için çalışma yaptık.”

Video: İfade özgürlüğünü genişletme arayışları

Bu uzun alıntıyı, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün Hürriyet Gazetesi’ne verdiği demeçten yapıyorum.

Ekim ayında ilk aşaması Meclis gündemine gelmesi beklenen ‘yargı reformu paketinin’ içeriğine dair ipucu veriyor Bakan Gül.

Adalet Bakanlığı çevrelerinden edindiğim izlenim, yargı paketinin öncelikleri arasında ifade özgürlüğünün sınırlarını genişletmeye dönük adımların olacağı yönünde.

Somut bir bilgi vereyim.

3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 7’nci maddesine şöyle bir ekleme yapılması öngörülüyor:

“Terör örgütü propagandası suçuyla bağlantılı olarak, haber verme sınırlarını aşmayacak şekilde olan veya eleştiri içeren düşünceyi açıklama hakkının kullanıldığı durumlarda, bu fiil suç oluşturmayacak.”

Terörle Mücadele Kanunu’nun 7’nci madde ikinci fıkrasının mevcut hali şu şekilde:

“Terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. Ayrıca, basın ve yayın organlarının suçun işlenmesine iştirak etmemiş olan yayın sorumluları hakkında da bin günden beş bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur.”

Yapılmak istenen düzenlemeyle ilgili fıkrayı birleştirdiğiniz takdirde, nasıl bir amaç güdüldüğü anlaşılabiliyor.

Haber verme ya da eleştiri düzeyindeki görüş beyanlarını, suç teşkil eden diğer söylem/eylemlerden ayırarak, kanunu uygulayan makamlara esneklik imkanı sunmak.

Siyasi iktidarların ya da devletin adalete dönük beklentileri karşılaması büyük ölçüde ‘iklim oluşturmaktan’ geçer.

Bu iklim ise, yine büyük ölçüde ‘irade beyanı’ ile karşılık bulur.

Meclis’ten bir kanun çıkmışsa, bunu uygulayanlar her daim kanun koyucunun meramını dikkate alarak hareket ederler.

Bu durumda ifade özgürlüğünün önündeki engelleri kaldırmaya dönük bir arayıştan söze edeceksek, böyle bir iradenin ‘uygulayıcılar’ için bir tür pusula işlevi sağlayacağını da düşünebiliriz.

Uygulayıcılar derken yargı makamlarını kastettiğimiz ortada.

Bir ülkenin içinde bulunduğu atmosferden en fazla yargı camiası etkilenir derler.

Bunun dışında Adalet Bakanı’nın da dile getirdiği gibi, uygulama farklılıklarından kaynaklanan sorunlar, toplumun adalet duygusunu zedeleyen sonuçlar üretebiliyor.

Bakan Gül, şöyle diyor:

“Uygulamada bakıyorsunuz, üç hâkimli heyette bir hâkim farklı bakıyor. Yorum farklılığını ise üst mahkemeler değerlendiriyor.”

Bu sorun ifade suçları için de geçerli.

Daha doğrusu iki türlü sorun var.

Birincisi, Adalet Bakanı’nın da dediği gibi mahkeme üyelerinin aynı dosyada kimi zaman taban tabana zıt kanaat geliştirip farklı istikametlerde hareket etmeleri.

Hukuk dediğimiz şey büyük ölçüde ‘kanaat belirtmekten’ ibaret olduğuna göre bir yere kadar bu türden farklılıkları anlayabilmek mümkün.

Ama nereye kadar?

Ya da ideal olan ne olmalı?

Birinci derece mahkemelerin yanı sıra, İstinaf Mahkemeleri de kendi içinde tutarlılığı olmayan kararlarla karşımıza çıkabiliyor.

İkinci sorun, 5 yılın altındaki kovuşturma dosyalarına İstinaf Mahkemelerinin, 5 yıl üstüne Yargıtay’ın bakması.

Aynı gerekçelerle suçlanan kişiler İstinaf’tan ceza alırken, Yargıtay, hakkında 5 yıldan fazla mahkumiyet istenenler için bu cezayı bozabiliyor.

Bu anlamda yargıda ‘uygulama birliğini sağlamak’ gibi önemli bir hedef karşımıza çıkıyor ki, yargı reformu paketinin içeriğinde bu konu da yer alıyor.

Peki, bu nasıl olacak?

Yine Adalet Bakanlığı makamlarından edindiğim izlenim, Yargıtay’ın bu tür tartışmalı alanlarda tek söz sahibi haline getirileceği yönünde.

Geçmişte “ele geçirilecek mevzi” olarak görüldüğü için, gerek FETÖ’nün etkili olduğu dönemlerde, gerekse ondan önceki döneme ait ‘ideolojik’ kararları nedeniyle Yargıtay’ın ‘adalet dağıtma anlamında’ tartışılan bir makam olduğu su götürmez bir gerçek.

Ancak, son dönemde hem olgu, hem de algı anlamında Yargıtay’ın kredisinde önemli bir düzelme olduğunu da söyleyebilirim.

Mesela özgürlük/güvenlik dengesini ince ince hesaba katarak kıymetli içtihatlar geliştiren 16’ncı dairenin kararlarına dikkatinizi çekerim.

Bu durumda ifade özgürlüğü gibi kişiden kişiye değişebilen bir alanda, son söz hakkının Yargıtay’a verilmesi, önemli bir kazanım olacaktır.

Özgürlük/Güvenlik dengesi zor bir alan.

Öncesi ve sonrasında 15 Temmuz’u hatırladığımızda, hendek terörüyle ortaya çıkan tabloyu gözümüzün önüne getirdiğimizde, kamu güvenliğini tehdit eden gelişmelerin geri kalan her şeyi nasıl sıfırlayabileceğini yaşayıp gördük.

Diğer taraftan adalet duygusunun zedelenmesinin, yargı kararlarının kimi zaman vicdan yaralayan çelişkiler üretmesinin de bir güvenlik sorunu üretebileceğine dair örnekler de az değil.

Güvenlik algısını bozmadan özgürlük alanlarını genişletebilmek.

İdeal olan bu.

Kolay bir cümle kurmadığımın farkındayım ama umut dolu yarınlara yelken açmanın yolu da tam olarak buradan geçiyor.

1344 hakim ve savcı mahkum oldu
Gündem
1344 hakim ve savcı mahkum oldu
Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit, 15 Temmuz’un ardından 3 bin 495 hakim ve savcı hakkında FETÖ’den dava açıldığını söyledi. Bunlardan bin 344’ü mahkum olurken 534’ü ise beraat etti. Bin 617 kişi hakkındaki yargılama sürüyor. FETÖ üyeliğinden mahkum olan yüksek yargı üyesinin sayısı ise 106.
Yeni Şafak
Sanal Ayna ile Gülüş Tasarımı
Sanal Ayna ile Gülüş Tasarımı
Ivoclar Vivadent, diş hekimliği firması, estetik diş hekimliği işlemlerine yönelik “Ivosmile” adında bir uygulama başlattı. Bu arttırılmış gerçeklik (Artificial Intelligence) uygulaması sayesinde, hastalar yaptıracakları işlem sonucunda yeni gülüşlerinin nasıl görüneceğini anında görebiliyorlar.
Diğer
9 hakim ve savcı görevden uzaklaştırıldı
Gündem
9 hakim ve savcı görevden uzaklaştırıldı
Hakimler ve Savcılar Kurulu 2. Dairesince, FETÖ ile irtibatı nedeniyle 9 hakim ve savcı görevden uzaklaştırıldı.
AA
Kutsallıkla kirletilmiş mukaddesler
Kutsallıkla kirletilmiş mukaddesler

Kişilerin eşyaya ve olaylara manevi bir arka plan araması insanın tabiatında var olan ilahi bir dürtüdür. Çünkü Kuddûs olan Allah’la irtibatı bulunmayan, tabir caizse bir metafiziği olmayan hiçbir şey yoktur. Bunun anlamı, tamamen maddi olan hiçbir şeyin olamayacağıdır.

Video: Kutsallıkla kirletilmiş mukaddesler


Mesele, bizim duyularımızla algıladığımız fiziğin ötesini yani metafiziği, oradaki hakikati ne ile ve nasıl öğrenebileceğimiz meselesidir. Muziplik gibi söylenen, ‘insanda ilahlık tohumu vardır, ya da ulûhiyet geni vardır’ sözünün hakikate işaret eden bir tarafı da olmalıdır. İnsan madde ile yetinemez, hep daha ilerlere, sonsuza, mükemmele, en büyüğe ulaşmak ister. Bunun için de manevi güçler arar, bulamazsa vehmeder, hayal eder. Onda böyle bir tabiat varsa böyle güçler de ve böyle dünyalar da var demektir. Mesele, bu gücün gerçek olanı ile hayali olanını ayırabilme meselesidir. Batıl inanç kavramı da bunu anlatır. Batıl inanç varsa demek ki batıl olmayanı da vardır. İkisinden birisi mutlaka olacaktır. İşte din bize inancın batıl olmayanını öğretir. Diğer yönden insanda böyle bir ‘en büyük’, ‘en mükemmel’ arama duygusu içinde, aynı zamanda insanın kendisinin böyle olmadığı, eksik olduğu anlamını da barındırır. O halde insan da haddini bilmelidir.

Mesele inanç, ya da daha doğrusu iman meselesi olunca fizik olmayan dünyadan aldığımız bilgiler kesin bilgiler olmalıdır ki, batılda kaybolup gitmeyelim. Akide ve iman konularında taklit olmaz kuralı bunu anlatır. İmanın dayanağı hayal, tahmin ve zan olmamalıdır. İşte böyle doğru bir imanı bize ancak Kitabın ve Sünnetin üzerinde ittifak edilen bilgileri verebilir. Geriye kalan zandır ve Allah Kuranıkerim’de sık sık zanna ve tahmine dayalı olarak hareket edenlerin müşrikler olduğunu vurgular.

Din bu konulardaki ayıklamayı gerçekleştirmek için vardır. Kişiler dini bilgilerin yerine kendi zanlarını ve tahminlerini koydukları zaman bir tek ilaha ait olan özellikleri eşyaya, insana ve olaylara verirler, kutsama ve biraz sonra da putperestlik başlar. Mesela uğur ya da uğursuzluk inancı böyle bir batıl kutsamadır, Allah’a ait olan gücün ve kudretin başka şeylerde hayal edilmesi demektir. Bu sebeple de İslam bunları ve benzerlerini yasaklamıştır. Nazar boncuğu muska hamail gibi şeylerin etkisine inanma da, sayılarda gizem arama da böyledir. Biz ibadetlerde bazı sayılara riayet ediyorsak bunu Şariin emrine uymak için yaparız. İnsanlardaki ölçüsüz korku ve ümitler, din ve eşya hakkında doğru bilginin yerini alan yanlış kanaatler, hayal ve tahminler sonuçta kişiyi bazı şeyleri kutsal bilmeye götürür.

Ya da kişinin başka hiçbir mukaddesinin olmaması kişiyi boş ve anlamsız şeyleri kutsamaya götürür. Demokrasi bile kutsal olur. Anayasanın giriş maddeleri tartışılmaya bile açılamaz. Atatürk’ün kutsallığını kabul etmeyecek olanlar çıkar ve bunu tartışmaya açarlarsa kutsal bir koruma kanunu ile hadleri bildirilir.

Kutsallık diğer dinlerde ve batıl inanışlarda ulûhiyetin insana ya da eşyaya hulûlü yani sızması, bulaşması gibi algılanırken İslam’da makeddeslik yani kirlerden temizlenme vardır. Ancak bu anlamda insanlar da arınabilmelerine rağmen kişilere hiçbir zaman mukaddes denmemiştir. Çünkü bunda hulûle giden bir sızıntı olabilir. Allah hiçbir şeye hulul etmez. Hulûl inancı şirk sayılır. Kişinin her yaptığında hikmet arama, ona Allah’ın Hakîm olma vasfının hulûl ettiği düşüncesini sonuç verir. İnsan hikmete, yani Hakîm’in doğru dediklerine ulaşabilir, ama mutlak anlamda Hakîm olamaz. Filozoflara ya da tabiplere hakîm denmesi mecazdır.

Çok ilginç olan şeylerden birisi şudur ki, kutsama anlamındaki takdise haklı olarak şiddetle karşı çıkan bazı Selefi kardeşlerimiz bile sıra İbn Teymiye’ye (ra) gelince onun her dediğinde bir hikmet arayabilirler. Oysa bu da bir takdis/kutsama değil midir? Bizde de İmam Rabbani, İbn Arabi, Mevlana, Bediuzzaman gibi zevat (Hepsinden Allah razı olsun, biz hepsinin büyük zatlar olduğuna hüsnü zan ederiz, doğrusunu Allah bilir) böyle sanılmazlar mı? Bunların büyük olmaları ile kutsanmaları ayrı şeylerdir. Hatta büyük sandıklarımızın kitapları bile birer mukaddes kitaptır ve Kuranıkerim onlara göre fiilen ikinci derecededir. Ne enteresandır ki, aslında tevhide çağıran bu zevatın kitapları bile bir tefrikin, yani fırkalaşmanın ve ayrışmanın aracı olarak iş görüyor.

İnsan öyle ilginç bir varlıktır ki, sanatı dahi kutsallaştırabilir. Gaye haline getirilen bir sanat anlayışı sanatın kutsanmasıdır. Kendi yerinde kendi kıymeti kadar bir değere sahip olan sanat insanın bütün tazim ve tebcil duygularını kendisine çektiğinde onun mukaddesi haline gelir.

Bütün bu yazdıklarımızda kutsal ile mukaddesi birbirinden hep ayrı düşündüğümüzü bir kez de yazımızı bitirirken söylemiş olalım.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.