Hayatı kemirirken
Hayatı kemirirken

Gerçek hayatımız ile sanal hayatımız arasındaki bir ara bölgede, bir arafta yaşıyoruz. Pek çoğumuzun, gerçeğinin hangisi, sanal olanın hangisi olduğu konusunda hem kafası hem duyguları karışmış durumda. Aslında bu ikisini birbirinden ayırmak o kadar da zor değil... Giderek içi boşalan, duygusunu, derinliğini, canlılığını, yani hayatiyetini kaybeden taraf aslında canımızla, kanımızla, tenimizle yaşadığımız gerçek hayatımız. Günden güne eksilmek, azalmak ve tıpatıp birbirimize benzemek pahasına düşünsel ve duygusal olarak yoğunlaştığımız taraf da sanal olan hayatımız. Sanal kişiliğimiz gerçek kişiliğimizi ezer hale geliyor hızla. Bir imkanı olsa, pılını pırtısını toplayıp her şeyiyle kendini sanal aleme ışınlayacak, hayatını ne olduğunu bile tam olarak anlayamadığımız o dijital gezegene transfer edecek çok insanlar var bugün dünyada. Gözlerini ekranlardan parmak uçlarını dokunmatik tuşlardan alamayan pek çok insan... Burada gerçekleştiremedikleri ne varsa orada bir şekilde gerçekleştirebileceklerine inanıyorlar. Gerçekleştirme dedikleri şeyin ancak sanallaştırmakla ilerleyebilecekleri bir yol olduğuna pek de aldırmadan...

“Havada asılı kalmış gibiyiz. En etkileyici sözlerimiz ve düşüncelerimiz bize ihanet etmekte, onlar bize ancak geçmişi anlatabiliyorlar, geleceği değil. Elektrik devreleri insanları kuvvetlice birbirine bağlamakta. Enformasyon adeta anlık ve sürekli olarak başımızdan aşağı dökülüyor. Bir enformasyon alınmaya görsün, çok çabuk şekilde eskiyerek yerini yenisine bırakıyor. Elektriksel olarak yapılandırılmış dünyamız bilgileri sınıflandırma alışkanlığını bırakıp kalıpları tanıma yoluna gitmemize sebep oldu” diyor Marshall McLuhan.

İnsanlara haber ulaştırmak üzere faaliyet gösteren haber içerikli web siteleri (gazetelerin web siteleri de dahil), her gün insanlara sundukları menüyle hepimize kim olduğumuza, neye dönüştüğümüze dair acıklı bir fotoğraf sunuyorlar. Bu sitelerin hazırladıkları sayfalar, öne çıkardıkları, gözümüze soktukları haberler, o sitelerin müşterisi olan kalabalıkların var olduğu iddia edilen talepleri üzerinden şekillendiriliyor. Ünlülerin hayatlarının özel halleri, ne kadar fit oldukları ya da ne kadar yaşlanıp çöktükleri, zenginlik ve şatafat özendiren tablolar, kimin ne kadar ahlaksız olduğuna dair yargılamalar, gündelik hayatın ara sokaklarına kadar inen şiddet görüntüleri, cinsel saldırganlıklar, insan ölümlerinin sergilendiği amatör kamera görüntüleri... Bu web sitelerinin sayfalarının neredeyse dörtte üçünün değişmez içeriği bu! İnsan zayıflıklarının pornografisinden, kötücül olanın vitrinleşmesinden başka bir şey değil bu! Müşteri mi bunu istiyor, yoksa medya mı bu kültürü pompalıyor? Bir yerden sonra bu sorunun yumurtanın mı tavuktan, tavuğun mu yumurtadan çıktığı bilmecesinden bir farkı yok! Bir düzen var ve böyle işliyor. Görünüşe göre buna itiraz eden, bu anlayışı teşhir ederek mücadele eden pek kimse de ortaya çıkmıyor.

“Şiddetin bütün yönleriyle tanıştık. ‘Reality Show’lar ile kan ve acının da bir satış değeri olduğunu, reklam alabileceklerini öğrendik. Kapitalizmin en temel özelliği olan rekabetin insanları nasıl vahşileştirdiğini, iğrençleştirdiğini gördük. Duygularımız, tepkilerimiz, duyarlılıklarımız törpülendi” diye yazmış Neil Postman, ‘Televizyon Öldüren Eğlence’ kitabında.

“İnsan öyle bir hale geldi ki” dedi beyaz saçlı adam, “cevaplarından korktuğu için kendine soru bile soramıyor.”

Çocuk kanalında Türk düşmanlığı: PKK ve FETÖ'cü hainlere kucak açan Almanlar Türkiye'ye saldırıyor
Dünya
Çocuk kanalında Türk düşmanlığı: PKK ve FETÖ'cü hainlere kucak açan Almanlar Türkiye'ye saldırıyor
Almanya’da Türkiye düşmanlığı her geçen gün farklı boyutlara taşınıyor. PKK ve FETÖ’cü hainlere ev sahipliği yapan Almanlar, teröristlerin argümanlarıyla Türkiye’yi hedef alıyor. Alman devlet kanalı ZDF’ye bağlı çocuk kanalı olan “ZDF logo!”da Türkiye aleyhine propaganda yapılmaya başlandı.
Yeni Şafak
Küçük Çamlıca TV Radyo Kulesi'nin açılış tarihi belli oldu
Ekonomi
Küçük Çamlıca TV Radyo Kulesi'nin açılış tarihi belli oldu
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, yapımı devam eden Küçük Çamlıca TV Radyo Kulesi'nde incelemelerde bulunarak, "İnşallah kuleyi eylül ayı içerisinde hizmete açmayı planlıyoruz. İstanbul'un sembollerinden biri olacak olan ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın da titizlikle takip ettiği bu projede yer almaktan büyük bir mutluluk, açılışının bize nasip olacak olmasından da ayrıca gurur duyuyoruz" dedi.
AA
Ekonomide yönetim start-up’ların: Ülkeler şirketlere vizyon sunmalı
Ekonomi
Ekonomide yönetim start-up’ların: Ülkeler şirketlere vizyon sunmalı
Şu anda en çok konuşulan konuların başında Endüstri 4.0 ile 4. Sanayi Devrimi geliyor. Akıllı Şehirler ve Şehir Ekonomileri Komitesi Başkanı Kamil Kılıç, start- up yatırımlarının önemine işaret ederek, yakın gelecekte ekonomi yönetimlerinin onların elinde olacağını savunuyor.
Yeni Şafak
Biçim-içerik-öz-fenomen
Biçim-içerik-öz-fenomen

Televizyon reklamlarında birbirini tekrarlayan kavramlar her zaman şikâyet konusu olmuştur… Özellikle pandemi meselesi yüzünden kendini “hasret kaldık” temasına hapseden markaların iletişim çalışmalarından ‘gına geldi’ desek yeridir…

Fakat, birbirinin neredeyse aynı reklam yığını arasından sıyrılan bazı özel işler de dikkatimizi çekmedi değil… Duyguların ve teknoloji kullanımının iç içe geçtiği yaklaşımla hazırlanan bu çalışmalar, ‘yeni reklam dili’nin nasıl olması gerektiğinin de ‘iyi’ örnekleri…

Nike’ın “Sporu durduramazsınız / Bizi durduramazsınız” sloganıyla gösterime soktuğu filmi, İsviçreli tenisçi Roger Federer’in iki kız çocuğuna yaptığı tenis maçı sürprizi üzerine kurulu Barilla reklamı yabancı örneklerden… Minyatür sanatını eserlerine taşıyan Devrim Erbil tasarımlı ürünleri için İstikbal Mobilya’nın çektiği film, İş Bankası Maximum Genç Kartı ve Vakıfbank bayram reklamı da ‘doğru’ yapılmış yerli işlerden…

İletişim, sonuç odaklıdır ve çalışmanızın arzu ettiğiniz sonuca ulaşmasını ‘hedef kitle’yi ne kadar ‘iyi’ tanıdığınız belirler… Bu bağlamda ‘başarılı’ işlerden söz ederken ‘duygulara hitap etmesi’ gerektiğinin altını mutlaka çizeriz. Çünkü iletişimde başarıya götüren en önemli faktör ‘ikna’dır… İkna ise iki temel üzerine oturur: ‘Vaat’ ve ‘güven’… Güveni sağlayan en temel unsur ise duygulara hitap edebilmek, insanları gönüllerinden yakalayabilmektir…

Ancak pek çok kavram gibi, duygular söz konusu olduğunda da kopyala-yapıştır uygulamalar, Batı’dan ithal yaklaşımlar işe yaramaz… Ya hedef kitlenizin anlayacağı dilden (duygusal tondan) iletişim yapmalısınız ya da hiç yapmamalısınız…

Türk Hava Yolları gibi tüm dünyaya hizmet sunan markalardansanız burada işiniz çok daha zor… Ama onların iletişim çalışmalarındaki başarılarına baktığımızda ‘imkânsız’ olmadığını da görüyoruz…

Nike, Barilla, İstikbal Mobilya, Vakıfbank ve İş Bankası, reklam filmleri aracılığıyla hedef kitleleri nezdinde ‘doğru’ iletişim kanallarını açabilmişler…

Bunu da mesajlarını ulaştırmak istedikleri hedef kitlenin ‘ortak ruhi şekillenmesi’ne uygun bir ‘biçim-içerik-öz-fenomen’ dörtlüsü inşa ederek yapmışlar…

Bu dörtlü, sanat ve iletişim çalışmaları başta olmak üzere herhangi bir durumu anlamak için irdelenmesi gereken boyutları işaret eder…

Reklam filmlerinde ‘içerik’ olarak tarif ettiğimiz, doğru konumlandırılmış duygusal ton ile ‘biçim’ olarak kullanılan üstün teknolojik özellikler, bugün istenilen etkiyi uyandırabilecek iletişim reçetesidir aslında… Yeni reklam dili, bu iki unsurun bir arada ve doğru dozda kullanılması olarak tarif edilebilir…

Şimdiye dek hiç olmadığı kadar öne çıkan içerik tasarımı ve son teknolojilerin kullanıldığı biçimsellik, yalnızca ticari markaların iletişimi için değil, bundan böyle siyasi iletişimde de ‘geçer akçe’ hâlini alacaktır…

“Nasıl farklılaşacağım?”, “Farklılığımı hangi yolla anlatacağım?” diye sormak yolu yarılamamızı sağladığı gibi, yukarıda sözünü ettiğimiz iki parametreyi siyasi iletişimin temeline oturtmak da yolu bize tamamlatır…

Başarıya ulaşmak (fenomen), ancak ikna ile (öz) mümkün olurken; ikna ise yüksek teknoloji (biçim) ve duygulara hitap etme (içerik) konusunda ortaya konacak performans oranında gerçekleşebiliyor.

Burada yazıyı rahmetli Ord. Prof. Dr. Salih Murat Uzdilek’ten bir alıntıyla noktalayalım: “İnsan bir gemi, fikri yelkeni, aklı dümeni, kullan gemini göreyim seni”…

Kadıköy'de 6 bin liralık televizyon hırsızlığı kamerada
Gündem
Kadıköy'de 6 bin liralık televizyon hırsızlığı kamerada
Kadıköy'de bir daireden 6 bin lira değerinde 2 adet televizyon çaldığı iddiasıyla gözaltına alınan şahıs serbest bırakıldı. Hırsızlık anı ise güvenlik kameraları tarafından kaydedildi.
IHA
Londra'da BBC televizyonu önünde Ermenistan'ın saldırgan tutumu protesto edildi
Dünya
Londra'da BBC televizyonu önünde Ermenistan'ın saldırgan tutumu protesto edildi
İngiltere'nin başkenti Londra'da BBC televizyonu önünde toplanan kalabalık Ermenistan'ın saldırgan tutumunu protesto etti.
Yeni Şafak
Hamas'tan, Suudi Arabistan kanalı Al Arabiya'ya ilişkin açıklama: Filistin halkının direnişini hedef alan yanıltıcı kampanya yürütüyor
Dünya
Hamas'tan, Suudi Arabistan kanalı Al Arabiya'ya ilişkin açıklama: Filistin halkının direnişini hedef alan yanıltıcı kampanya yürütüyor
Hamas Hareketi, Suudi Arabistan'ın Al Arabiya televizyonunun Filistin halkının direnişini hedef alan "yanıltıcı ve çarpıtılmış" bir kampanya yürüttüğünü belirtti. Al Arabiya televizyonun Filistin halkının karşısında, işgalcilerle aynı safta yer aldığı kaydedilen açıklamada, bunun birçok yönden sonuçları olacağına işaret edildi.
AA

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.