Düşünce Günlüğü Çözüm yeni anayasa ile daha hızlı olur

Çözüm yeni anayasa ile daha hızlı olur

Yeni anayasa, başta Kürt sorunu ve terör meselesi olmak üzere, devletin toplumuyla yaşadığı kavgaların çözülebileceği bir yeni adımdır. Kürtler, Aleviler, dindar Müslümanlar ve gayrimüslim unsurların devletle yaşadığı sorunların çözümünü isteyen her siyasi partinin bu konuda yapacağı şey, yeni anayasa sürecine katkı vermektir.

Abone Ol Google News
Nazım Maviş Yeni Şafak
Çözüm yeni anayasa ile daha hızlı olur
Çözüm yeni anayasa ile daha hızlı olur
İmralı süreci barış adına atılmış büyük bir adımdır. Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı her türlü siyasi risk hesabından uzak ve samimi bir şekilde sorunun çözümüne dair büyük bir hamle yapmıştır. Görünen o ki Türkiye toplumunun da ekseriyeti tüm yaşanmış acılara rağmen bu adımı olumlu bulmaktadır. Artık Türkiye geleceğe bakmak, geleceğe odaklanmak istiyorsa iç sorunlarından biran evvel kurtulmalı tüm toplum kesimleri arasında barışı tesis etmelidir. Kim bu sürece katkı verir, desteklerse hem Türklerin ve hem de Kürtlerin kazanmasına katkı vermiş ve kim de süreci sabote etmeye çalışırsa, hem Kürtlerin ve hem de Türklerin kaybetmesine katkı vermiş olacaktır. Başta Türkler ve Kürtlerin ortak inancı İslam adına yazan, konuşan, çalışan dini kanaat önderleri olmak üzere, tüm aydınlar, akademisyenler ve sivil toplum unsurları bu sürecin suhuletle ve aklıselim içinde çözülebilmesi için katkı vermeli, cesaret vermeli ve sorumluluk almalıdırlar.

İÇ BARIŞ OLMADAN OLMAZ

Türkiye'nin bölgesel bir güç ve küresel bir aktör olmasının yolu tümüyle iç barışını temin etmiş olmasından geçiyor. Ancak her ne kadar İmralı süreci ile bir barış ikliminin oluşma umudu doğmuşsa da asıl yapılacak olan; yeni bir kurucu ruh ve zihniyetle, Türkiye toplumunu oluşturan tüm unsurların ortak ve eşit katılımı temelinde yeni Türkiye'yi kurabilmektir. Bunun yolu da yeni anayasayı yapabilmekten geçiyor.

Türkiye kendisiyle barıştığı takdirde bölgesel ve küresel bir güç olabilecektir. Kendi iç sorunlarını aşamamış, kendi toplumuyla kavgalı ve meşruiyeti aşınmış bir siyasal yapının Türkiye'yi bölgesinin öncüsü ve küresel bir aktör haline taşıması mümkün değildir. Dolayısıyla Türkiye önce sınırları içinde yaşayan tüm farklılıkları bir tehdit ve tehlike unsuru olarak görmek yerine küresel güç olma yolunda sahip olduğu en büyük kaynak olarak görüp iç barışını sağlamak zorundadır. 1924'ten bu yana yapılan anayasalar, öncelikle bir özde yurttaş tanımına dayanmıştır. 1924, 1961 ve 1982 anayasaları taşıdıkları etnik, ideolojik ve otoriter nosyonun bir sonucu olarak makbul bir vatandaş tanımı yapmış ve bu vatandaş tanımı ve kimliğinin dışında kalan unsurlar ya zor yolu ile te'dip edilmeye ya da bir biçimde asimile edilmeye çalışılmıştır.

AK PARTİ ÇÖZÜM DİYOR

Cumhuriyetin kuruluşu ile tercih edilen ideolojik yön yeni ve türdeş bir ulus yaratmak olunca bunu sağlamanın yolu olarak kullanılan otoriter vesayetçilik, devletle birey arasındaki mutabakatı bozmuştur. Türkiye'nin Kürtlerle, Alevilerle, dindar Müslümanlarla yaşadığı sorun aslında bir mutabakat sorunudur. Dolayısıyla içerde barışı sağlamanın ve aşınmış siyasal meşruiyeti yeniden kurmanın yolu Türkiye toplumunu oluşturan ve bir biçimde kendini sözde yurttaş olarak gören tüm incinmiş kesimlerle eşit yurttaşlık temelinde yeni bir mutabakatın oluşturulmasıdır.

AK Parti iktidarı ile, Türkiye'de oluşmuş otoriter ve vesayetçi düzenekler büyük oranda geriletilmiş olmakla birlikte henüz Türkiye toplumunu tüm unsurlarının kendini eşit yurttaşlık temelinde tam anlamıyla özgür ve güvende hissedeceği yasal ve anayasal zemin tesis edilememiştir. Sorun eğer bir meşruiyet, ve mutabakat sorunu ise bunun çözülebileceği yer anayasadır. 1982 Anayasası$nın bütününe egemen olan ruh 'Türk, Müslüman, Laik ve Sünni' olan bir vatandaş kimliği yaratmaktadır. Bu yönüyle Türk olmayan, Müslüman olmayan, Sünni olmayan ve devletin istediğinden daha fazla Müslüman olan tüm unsurları sözde yurttaş konumuna itmekte, ötelemekte ve ötekileştirmektedir.

AK Parti iktidarı aşınan meşruiyetin yeniden tesisi, bireyle devlet arasında bozulan mutabakatın yeniden kurulabilmesi için önemli değişiklikler yaptı. Türkiye demokratikleşme yolunda ciddi mesafeler kat etti. Özellikle askeri vesayet geriletildi. Başta Kürt yurttaşlar olmak üzere haksız muameleye uğradığını ve eşit, onurlu yurttaşlar olmadığını düşünen kesimler ciddi ve önemli kazanımlar elde etti. Türkiye'de daha önce açılım ve şimdi de İmralı süreci ile çok ciddi bir barış iklimi oluştu. Tüm bunlar fevkalade önemli ve büyük gelişmeler. Ancak tüm bunların kalıcı kılınabilmesinin yolu yasal ve anayasal zemine kavuşturulmasıdır.

CHP DESTEĞİ ÖNEMLİ

Bu açıdan bakıldığında CHP lideri Sayın Kılıçdaroğlu' nun İmralı sürecine destek verdiğine dair açıklamalarının samimiyet ve gerçeklik testi yeni anayasa da vatandaşlık tanımı ile ilgili ortaya koyduğu tutum olacaktır. Bugüne kadarki yaklaşımları itibariyle bakıldığında CHP bu açıdan İmralı sürecine dair açıkladığı desteğini teyit eden bir tutum sergilememiştir.

Eğer CHP'de samimi olarak bu sürecin barışla sonuçlanmasını istiyorsa yapması gereken en somut iş yeni anayasa da tüm etnik çağrışımlardan arındırılmış bir vatandaşlık tanımının yazılmasına destek vermek olacaktır. Gerisi lafı güzaf olur.

Sonuç itibariyle yeni anayasa başta Kürt sorunu ve terör meselesi olmak üzere devletin toplumuyla yaşadığı kavgaların çözülebileceği bir yeni adımdır. Kürtler, aleviler, dindar Müslümanlar ve gayri Müslim unsurların devletle yaşadığı sorunların çözümünü isteyen her siyasi partinin bu konuda yapacağı şey bellidir. Özgürlükçü, sivil, bireyi esas alan eşit vatandaşlık temelinde demokratik bir anayasanın yapımına katkı vermek. Bunun dışındaki beyanlar laftan öteye geçemez.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.